Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Cüzdanın içinde ne var?

İğnedenlik - İğnelik

Annemin terziliği de vardı. Ben çocukken diktiği giyeceklerin provasını yaparken onu dikkatle izlerdim: Sol kolunun omuza yakın kısmına, üzerinde minik bir yastık bulunan bilezik benzeri bir nesne takar, iğnelerini onun üzerine iliştirir, provada da o iğneleri kullanırdı. Koluna taktığı o nesneye annem “iğnedenlik” derdi. Sonra baktım, bazıları aynı gerece “iğnelik” de diyor.

Gülâbdan - GülâbdanlıkYine çocukluğumda işitmiştim, evlerde mevlût okunduğunda gülsuyu dağıtmak için kullanılan şişe benzeri nesneye de bazen “gülabdanlık”, bazen de “gülabdan” deniyordu. Burada “âb”, Farsçada “su” demek olduğuna göre, “gül-ab” dediğimizde “gül suyu” demiş oluyoruz.

Çok sonraları öğrendim ki Farsçada -dan ekinin bir anlamı, “Taşıyan, tutan, bir şeyin kabı olan” imiş. Hatta bu sözün kökü, Farsçanın en eski biçimi olan Avestan dilinin bir fiiline dayanıyormuş: dana-, yani “Tutmak, muhafaza etmek”.

Anladım ki Türkçede bu -dan eki, -lik anlamına gelecek şekilde sözcük türetmek için epey kullanılmış, çok da işe yaramış. Fakat anlamı güçlendirmek için olsa gerek, bazen Farsça -dan ekinin yanına Türkçe -lik ekini katarak sözcük yapmışız. Aynı anlamdaki bu iki eki yanyana kullandığımız en yaygın sözcük ise “çaydanlık” olsa gerek! Gerçi anneannemin bu sözcüğü zaman zaman “çaydan” diye kullandığını da anımsıyorum, “Çaydana biraz daha su koyayım” gibi.

İkinci hecesi “-dan” olan birkaç sözcüğe daha bakalım: şamdan, cüzdan, kürdan

“Şem” sözcüğü“mum” anlamına geldiğine göre, içine mum konan gerece “şamdan” denmesi olağan. Olsa olsa “şem” Arapça bir sözcük olduğu halde, ona Farsça bir ek gelmesi şaşırtıcı gelebilir insana.

Aslında “Cüzdan”da da benzeri bir durum var, Arapça “Bir bütünün parçaları, kitap bölümü” anlamına gelen “cüz” sözcüğünü tanıyoruz, “cüz’i”nin kökünde o var, “ecza” ise cüz’ün çoğul şekli. “Cüz” sözcüğünün Arapça’da özel bir anlamı daha var, o da şu: “Kur’an’ın (tamamen okuma – ezberleme kolaylığı açısından) ayrıldığı 33 bölümden her biri”. Sözcük on dördüncü yüzyılda bu anlamıyla Türkçeye giriyor; bu cüzlerin konduğu ve Kur’an eğitimi için kullanılan çanta-kılıflara da o günden bu yana “cüz kesesi” deniyor. “Cüz” sözcüğü bir taraftan Farsça’ya da girmiş, Farsça’da içine Kur’an cüzlerinin konduğu nesnelere “cüzdan” denmiş. Sonra on yedinci yüzyılda bu sözcük Farsçadan Türkçeye geçmiş ve “evrak çantası, portföy” anlamında kullanılmaya başlanmış; zamanla bu sözcük “para çantası” anlamına gelmeye başlamış.

Yukarda bir de “kürdan” sözcüğü vardı, hatırlarsınız. Ama o sözcüğün ikinci hecesinin, yazının başından beri anlattığımız “-dan” ekiyle ilgisi yok. Fransızca “kür” sözcüğü “tedavi” demek. Buradaki “dan” ise yine Fransızcada “diş” anlamına geliyor, ki bu sözcük “dentist” ile de akraba. Yani kürdana verilen ad, onun dişi tedavi ettiği iddiasına dayanıyor. Ama bu iddia doğru mudur, yanlış mıdır, işin orasını diş hekimlerine sormak gerek.

Farsçada, “danişment” sözcüğünde olduğu gibi bir “dan” daha var, ama o başka bir yazının konusu.

Caner Fidaner

About these ads

21/09/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 1.061 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: