Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Kelebek

Önceleri karanlık vardı, hiçbir şey görünmüyordu. Sonra grilik sardı çevreyi, nesneleri algılamaya başladım ama, renkleriyle değil, açıklı koyulu lekeler halinde. Şimdi bu griliğin içinden de çıkıyorum, her şey maviye, yeşile, kırmızıya dönüşüyor; nesneler bildik renklerine kavuştukça tanınır hale geliyor. Gün yavaş yavaş aydınlanıyor, bir yandan çevremin ısındığını hissediyorum.

Önce gökyüzünü görüyorum, sonra üzerine uzandığım çimenleri ve gölgesinde yattığım ağacı fark ediyorum: İki koca kök toprağın dışına taşmış, gövde az yukarda çatallanıyor. Daha sonra yeşil örtünün arasında kırmızı gelincikler olduğunu algılıyorum, aralarda topak topak sarı papatyalar, tane tane lacivert mine çiçekleri. Artan sıcaklık bedenime yayılıyor. Bu tabloyu görmüşlüğüm var, sanki daha önce de oradaymışım. Aralarından güneş ışıkları sızan ağaç yaprakları ara ara titreşip sonra duraklıyor; çiçekler, çimenlerin arasında sağdan sola, soldan sağa sakince yalpalanarak dans ediyor.

O sırada gözüm kelebeğe ilişiyor. Önce biraz ötede, bir dalın üzerinde olduğunu görüyorum, iyice bakayım derken kayboluyor. Az sonra biraz ötemdeki gelinciğin üstünde görüyorum onu, orada epey duruyor, kanatlarını açıyor, kapatıyor, sonra daha geniş açıyor, kımıldamadan bekliyor, kendisini gözlememe fırsat veriyor gibi geliyor bana. Kanatlarının geniş taraflarında iki büyük göz olduğunu fark ediyorum, kara, büyük, adeta sürmeli gözler, sanki o da gözleriyle beni inceliyor. Sonra bir anda gene kayboluyor. Şaşırıyorum, ama bu kez daha havadayken nerede olduğunu fark edip izlemeye başlıyorum. Kelebek havada dolaşıyor, dolaşıyor, ta uzağa, ağacın bir dalına konuyor. Orada telaşla bir şeyler yapıyor, ne yaptığını anlayamıyorum, ama işini bitirmesi şart gibi görünüyor. Az sonra tekrar uçtuğunu görüyorum, biraz dolaşıp hemen yakınımdaki bir papatyaya konuyor. Bana bakıyor da, bakmıyor gibi, beni izliyor da, izlemiyor gibi, beni düşünüyor da, beni düşündüğünü anlamamı istemez gibi. Kanatları daha seyrek açılıp kapanıyor, kanatlardaki gözler bana bakıyor. İyi niyetimi anlasın diye gülümsüyorum.

Sağ avucumu açıp yavaşça ona uzatıyorum, yakınında, yerde hareketsiz olarak tutuyorum, “Gel, buraya kon” demek istediğimi anlıyor, epeyce tereddüt ettikten sonra tekrar havalanıyor, elimin yakınına geliyor, ama avucumun içine değil, biraz yakınına konuyor. “Senin istediğin yere değil, kendi istediğim yere konarım ben” demek istediğini anlıyorum. Biraz sonra yine havalanıyor, gidiyor, dolanıyor, tekrar yakına geliyor, bu kez hemen yanı başıma, çimene konuyor, kanatlarını açıp bekliyor. Hayır beklemiyor, kanatlarının üzerindeki gözlerinden anlıyorum ki o anda düşünüyor, hem de benimle ilgili bir şeyler düşünüyor.

Göz göze geliyoruz, bakışlarından şunu söylediğini anlıyorum: “Acaba beni bir yerlere kapatmaya çalışır mısın? Senden bana zarar gelir mi?” Ona gözlerimle yanıt vermeye çalışıyorum, “Ben hiçbir kelebeğe zarar vermedim şimdiye kadar, kelebeklerin uçmak için var olduğundan haberdarım”. Ama biliyorum ki önemli olan benim cevabım değil, onun vereceği karar, bu yüzden yapabileceğim çok fazla bir şey yok, bekliyorum. Zaten tek endişesinin zarar görmek olmadığını hissediyorum, bana zarar vermekten de çekiniyor. Galiba günü geldiğinde uçup gideceğini, benim de buna üzüleceğimi düşünüyor.

Biliyor musun, özgürlüğüne düşkün bir kelebekle arkadaşlık hiç de kolay değil. Ama onu görmek, fark etmek, onun tarafından görülmek, fark edilmek; bunlar da güzel.

Caner Fidaner

Reklamlar

28/01/2005 - Posted by | Öyküler |

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: