Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Viyolonsel

Otel odasının iki kişilik büyük yatağının bir yarısında yatıyorum. Yatak yumuşak, yorgan kendini hissettirmeyecek kadar hafif, yastık tüy gibi, diskçaların kulaklıklarından müzik dinliyorum, hem de neyi; Konuş Onunla’nın film müziğini, yani Hable Con Ella’nın.

Viyolonsel önce yavaş yavaş yürümeye başlıyor, sonra hızlanıyor, dereyi geçiyor, patikada koştuğunu duyumsuyorum, koşuyor, koşuyor, sonra ayağı bir şeye takılıyor, duraklıyor, ardından aksaya aksaya yol alıyor, sonra düzlükte gitmeye başlıyor, yavaşça hızlanıyor, derken yükseliyor, bulutlara doğru, öndeki küme bulutu geçiyor, daha da yükseliyor, arkadaki tül bulutları aşıyor, dağlara yaklaşıyor, iki tepenin arasından geçip geniş, yeşil ovaların üzerinden süzülüyor, epey gittikten sonra titreyerek alçalmaya başlıyor, yavaşlıyor, sallanıyor, düşüyor, kalkıyor, yuvarlanıyor, ilerliyor, ilerliyor, aşağı doğru gitmeye devam ediyor, önce kayarak, sonra inip kalkarak, sonra yolu düzleşiyor, derenin üzerinden aşıyor, ağaçların arasından geçiyor, yapraklara sürünüyor, hışırdıyor, kayıyor, sağa doğru dönüyor, giderken etraf tekrar açılıyor, uzun ve geniş bölgeyi aşıyor, sonra birden odanın içine doluyor, sonra sis yavaş yavaş açılıyor, açılıyor; hem viyolonseli görüyoruz, hem de onu çalanı. O anda anlıyoruz ki aslında viyolonsel bir yere gitmemiş, oradaymış, hep oradaymış, odanın içindeymiş, odadaymış…

Bir aydır odadaymış. Yatağın başucundaymış. Onun yüzünü seyrediyormuş, seviyormuş, öpüyormuş. Onun tutmayan sol kolunu, yürümeyen sol bacağını okşuyormuş. Çalışan sağ elini tutuyor, seviyor, sıkıyormuş. Onun bazen kesik kesik, bazen yarım yarım, bazen tam anlaşılamayan sözlerini dinliyormuş. Ona yanıtlar veriyormuş. Onunla konuşuyormuş. Ona yemeğini yediriyormuş. Onun ilacını veriyormuş. Ona nasıl iyileşeceğini, birlikte düzeleceklerini anlatıyormuş. Kulağına diskçaların kulaklıklarını takıp ona müzik dinletiyormuş.

Viyolonsel bu kez daha telaşlı, bir şeyler arıyor, geziyor, yatağın çevresini dönüyor, yerlere bakıyor, tavana çıkıyor, köşeleri dönüyor, kapının etrafında bir tur atıyor, ama dışarı çıkmıyor, çünkü çıkmak istemiyor, geri dönüyor, duruluyor, yavaşlıyor, sakinleşiyor, yatağın başucunda dolaşıyor, havada titreşiyor, gölgeleri geziyor, yavaşça yere konuyor…

Önce onu öpüyor, hem yanaklarından, hem dudaklarından, sonra ne fısıldadığını anlamak için yatağa eğiliyor, o “Sağol” diyor, “Bugün bana çok iyi baktın… teşekkür ederim”, bir yandan da elini yakalayıp çekiyor, “Gel” diyor, “Yanıma gel, yatağa uzan, yanıma yat, beni sev”.

Viyolonsel geri geri gidiyor, çekiliyor, kaçıyor, dönüyor, dolaşıyor, uzaklaşıyor, uzun uzun deviniyor, korkuyor, titriyor, yavaşlıyor, duruluyor, sakinleşiyor, içi rahat, rahatlamış, hafifçe uykuya dalıyor, ertesi günün daha iyi olacağı duygusunu yaşıyor, huzurlu, ama bilmediği bir şey var, o ertesi gün ölecek, geride “Keşke geri gitmeseydim, kaçmasaydım” duygusu kalacak.

O son gece keşke ondan kaçmasaydım, böyle gözlerim sulanmasaydı, o son gece onun yanına uzansaydım, ona sarılsaydım, onu sevseydim, şimdi göz yaşlarım yanaklarımdan süzülmeseydi, o son gece onun her yanını sevseydim, sevseydim, ölüm onun bedeninden benim bedenime geçseydi, şimdi göz yaşlarım akmasaydı, akmasaydı, o kurtulsaydı, ben onsuz kalmasaydım, o kurtulsaydı, kurtulsaydı, kurtulsay, kurtul, kur…

Caner Fidaner

Reklamlar

28/01/2005 - Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: