Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Her Okuma Bir Serüvendir

Ey okur!

Sanma ki bu yazıların tümü senin için yazıldı. Doğrusu seni tanımam etmem, açık konuşmak gerekirse, bu yazıları yazarken karşımda sen varmış gibi düşündüğüm de söylenemez. Aslında şu anda da nasıl birisi ile konuştuğumu da bilmiyorum, kim bilir nasıl bir insansın? Dürüst müsün? Kendinle barışık mısın? Bir şeyi hoşuna gittiği için mi okursun, sana bir faydası olsun diye mi? Yoksa yazarın yanlışlarını bulup “bak işte o da hata yapmış!” demek gibi bir hevesin mi var? Nelerden hoşlanırsın? Hangi kitapları okudun, hangi filmleri gördün? Dahası, bunlardan sende kalan şeyler oldu mu?

Senle gerçekten paylaşabileceğim şeyler var mı? Hiç bilmiyorum.Senin varlığından habersiz değilim, eğer bu derleme şu anda elinde ise, belli ki onun senin eline geçmesinde benim de payım var. Ama işin önceki evrelerinde seni pek dikkate almadım. Yani dürüst olmak gerekirse, bu yazıların yazılması, aslında benim ihtiyacımdı.Kimi yazılar başka türlü ulaşamayacağımı düşündüğüm kişilere yönelik olarak kaleme alındı; bir bölüğü şu ya da bu kişiye genellikle duygularımı, bazen de düşüncelerimi anlatabilme niyetimin sonucunda ortaya çıktı; bazı yazılar ise kendimi başka türlü ifade edemeyeceğimi hissettiğim anlarda doğdu.

Yazıların tümünü çok çok sevdiğim söylenemez, çünkü bir kısmı bana tatsız duyguları hatırlatıyor.İşin aslına bakarsan insan iletişim kurmak zorunda olan bir yaratık. Her ne kadar beslediği hayvanlarla diyalog kuran ya da ya da büyüttüğü bitkilerle konuşan kişilere rastlanıyorsa da, genellikle insanlar kendi soyundan canlılarla, yani insanlarla iletişimi kurmayı tercih ediyorlar. Eh, iletişim dediğin kuşkusuz iki taraflı olur. Minik bebeği ile “konuşan” bir anneyi düşün, bebeğinden gelecek bir gülümseme, bir “gu-gu” sesi, hatta bir el hareketi, yani aldığı her hangi bir yanıt onu ne kadar da mutlu eder! Konuşması geciken bir çocuk, yalnızca ana baba için değil, bütün aile için bir endişe kaynağı olur.

Yazmayı ve okumayı iletişim yöntemlerinden birisi olarak düşünmek mümkün. Aslında düşünmemek de mümkün, çünkü öyle yazılar vardır ki okunsun diye değil, yalnızca kağıda geçsin, kaybolmasın diye kaleme alınmışlardır; örneğin kişiler biliyorum, evlerindeki bir deftere şiirlerini kaydederler, ama bu defterleri kimselere okumazlar. Belki de bu kişiler de, şiirlerini aktaracak uygun muhatapla henüz karşılaşmamıştır?

Yazarken seni dikkate almamış olsam da, bu satırları okuyor olduğuna göre, bu noktadan sonra seni yok sayamam. Ama önce bir bak bakalım, benim yazdıklarımı okumak işine yarayacak mı? Ya da bir başka deyişle, senin bir ihtiyacını giderecek mi? Sonraki adımda da kararı sen vereceksin: Bana bir şeyler söylemeye, görüşünü bildirmeye gerek var mı? Bana ulaşmayı gerçekten istiyorsan bu çok kolay.

Sana okurluğu öğretecek değilim, ama okumak epey uzun süredir uğraşlarım arasında olduğu için, şu kadarını söylemeye cesaret ediyorum: Her yeni “okuma” bir serüvendir, çünkü yazarın özgün kişiliği ile okurun özgün kişiliğini bir araya getiren kendi başına bir deneyimdir.

Kolay gelsin!

Caner Fidaner

Her okuma bir serüvendir
Reklamlar

16/01/2010 - Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: