Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Sığacıklı Anakreon

Anakreon

Anakreon

Şafak daha sökmemişti. Sen direksiyondaydın, ben arabadaki battaniyeyi kafama çekmiş, sağ koltuğa büzülmüştüm, bir yandan sabah uykuma devam etmeye çalışıyor, bir yandan da yağmur damlalarının tıpır tıpırları ile sileceklerin cıyk cıyklarını dinliyordum. Yoldaydık, İzmir’den Sığacık‘a gidiyorduk, hani şu Seferihisar’ın deniz kenarındaki mahallesi olan Sığacık’a… Yolumuz çok uzun değildi, ama öğle sıcağı bastırmadan Teos ören yerindeki Diyonisos tapınağında olmak, daha önce de denize nazır bir kahvaltı yapmak istiyorduk. Ören yerini gezerken sana anlatacak hikayelerim olsun diye son bir haftamı Teos’un ve çevresinin tarihiyle ilgili bir sürü şey okuyarak geçirmiştim. Buralar üzüm yetiştirmeye çok uygundu, bu yüzden ilkçağda Teos halkının şaraba ilgisi, şehrin tanrısının da Diyonisos olması sürpriz değildi. Eh, tiyatro oyunları o dönem dini törenlerle bağlantılı olduğu için ilk oyuncular birliğinin Teos’ta kurulmuş olmasına da hiç şaşırmamıştım. Ama Teos’un en ünlü sanatçısı, şair Anakreon‘un adını önceden duymamış olmama üzülmüş, hatta bunun için kendime kızmıştım.

Anakreon milattan önce altıncı yüzyılda yaşadığı halde ünü yüzlerce yıl sürmüş, yaşarken şairlikte Safo ile bir tutulmuş, şarabı ve esrikliği anlatan şiir türüne de sonradan Anakreontik şiir denmişti. Kulağıma gelen sesler kesilmişti, ama sallantı hafif hafif devam ediyordu, anlaşılan hâlâ yoldaydık. Kısa bir süre sonra sallantı arttı, taşlık bir yola girmiştik sanki. Etrafta insan sesleri çoğaldı, doğruldum, bakındım, sütunların arasındaki bir yoldan gidiyorduk, sen de hem arabayı sürüyor, hem de şaşkın gözlerle çevreyi izliyordun. Bir meydanda durdurdun arabayı, indik, etrafımızda beyaz harmaniyeli insanlar vardı, bize saygıyla yaklaştılar. Birisi senin önünde eğildi,

Teos sikkesi (MÖ 300)

Teos sikkesi (MÖ 300)

“Hoş geldin Erithraili kahin hanım” dedi. O an durumu anladım, seni Eritrai‘den, yani Ildırı‘dan bekledikleri ünlü kahin kadın sanmışlardı, hani Mişelangelo’nun Vatikan’daki Sistina Şapeli’ne resmini yaptığı ünlü kâhindin onlar için, bu durumda ben de yardımcın oluyordum! “Bozuntuya verme, ben idare ederim” diye kulağına fısıldadım. Hemen oradaki mermer bir sete oturttular bizi, tepside üzümler ikram ettiler. Az sonra elinde liriyle sakallı, hani yaşlı demiyeyim ama olgun bir bey göründü, yanında yine lir taşıyan daha genç insanlar vardı. Görür görmez tanıdım, sana fısıldadım, “Bak Anakreon, ona gelmişiz demek!” Anakreon geldi, saygıyla selamlaştık, yanımıza oturdu, yanındakiler çevrede halka olup sessizce ayakta bekliyorlardı. Küçük bir tarih hesabı yaptım, Anakreon 60 – 65 yaşında göründüğüne göre, MÖ 500 yılı civarlarında olmalıydık. Üstat şair söze başladı, “Doğru olan bizim size gelmemizdi, ama Efes’e giderken davetimizi kabul edip yolunuzdan ayrılmanız, mütevazı kasabamız Teos’u teşrif etmeniz büyük incelik…” Bu tumturaklı sözlerden sıkılmıştım, “Yüce kâhinimiz söyleyeceklerini tamamlayıp kalkmayı dilemekte…” dedim. Kulak kesilmişlerdi, hemen anlatmaya başladım, ama arada sana eğilip dediklerini dinliyor, sonra da senin kehanetlerini onlara aktarıyormuş gibi yapıyordum: “Ey Anakreon, Teos kasabası, tanrı Diyonisos’un himayesinde, paralarınızda resmi olan ejderhanın koruyuculuğunda büyüyecek, Diyonisos kutsal âsâsının nergislerini buralardan toplayacak, denizciliği öğrenip ticaret yapacaksınız, şehrinizin ömrü kuşaklar boyu sürecek. İyon şehirleri birliğine katıacaksınız. Üç yüz yıl geçecek, Priene’den mimar Hermogenes buraya gelecek, size öyle bir Diyonisos tapınağı inşa edecek ki, o yapı dillere destan olacak. Ağaçlar değişecek, diller, dinler değişecek, buraların adı bile değişecek, ama binlerce yıl sonra bile bu yemyeşil yarımada, bu durgun deniz, insanlara güzellikler sunmaya devam edecek. Ey Anakreon, şairlerin üstadı, Persler geldiğinde hep beraber gidip Abdera’yı ihya ettiniz ama sen, iyi ki geri geldin, daha burada süreceğin ömrün var, belki yirmi yıl, belki yirmi beş yıl. Şarabı seversin, üzümü seversin, üzüm çekirdeklerine dikkat et, onlardan birini boğazına kaçırmadığın sürece yaşayacaksın. Her fani gibi cismin ölecek, ama adın, ünün, yüzlerce değil, binlerce yıl sürecek… Hatta sen Teos’tan daha ünlü olacaksın, yüzlerce yıl paralarda resmin olacak. İki bin iki yüz yıl geçecek, senin şarabı, esrikliği öven şiirlerin başka dillere çevrilip yeniden yaygınlaşacak, adına tablolar yapılacak, operalar bestelenecek… ”

Diyonisos Tapınağı - Teos

Diyonisos Tapınağı – Teos

Kaptırmış gidiyordum, bu kez sen kulağıma gerçekten fısıldadın: “Hepsini anladım da, ‘ağaçların değişmesi’ ne oluyor?” Sana fısıltıyla cevap verdim: “Etrafına bak, hiç limon, portakal, mandalina ağacı var mı? Limonu, portakalı Anadoluda görmek için MS 15. yüzyılı, mandalina için ise 19. yüzyılı beklemen gerek, gemiciler Hintten, Çinden getirecek o meyveleri” Sonra, beni ağızları açık dinleyen Teos’lulara dönüp devam ettim: “Yüce kâhin diyor ki, günü gelecek, o zamanki hemşerileriniz, sizin gibi doğanın içinde olmanın, sâkin yaşamanın değerini anlayacaklar, şehrin sokaklarına salyangoz suretleri asıp ‘sâkin şehirler birliği’ne katılacaklar…” Kehanet işi bitmiş, şiire ve müziğe sıra gelmişti. Anakreon lirini kucağına aldı, sikkelerde gördüğüm pozuyla, özel bir koltuğa oturdu. Bu sırada testiler gelmiş, kupalar kan kırmızısı şarapla dolmuştu. Elime tutuşturdukları kupadan şarabın tadına baktım, tek kelimeyle nefisti! Birkaç yudum içtim, başım dönmeye, gözlerim kapanmaya başladı, bir yandan ‘yiyecek birşeyler de olsaydı’ diye aklımdan geçiriyordum. O sırada omuzumda senin elini hissettim: “Uyanabilirsin hayatım” diyordun, “Kahvaltı için seni çok güzel bir yere getirdim. Bak, Sığacık koyu ayaklarımızın altında, hani sen dün diyordun ya, Piri Reis burası için ‘yufka sulu demir yeri’ demiş, gerçekten öyle… Dümdüz bir deniz! Sen hala acıkmadın mı?” Gözlerimi oğuşturdum, “Piri Reis mi? Hani Anakreon lir çalıp şiirlerini söylüyordu?” dedim. Baktım, sen gülüyordun, elimden tuttun, “Gel” dedin, “…artık bugünü yaşayalım!”

Caner Fidaner

(21 Şubat 2010 tarihli Radikal-İki’de yayımlanmıştır.)

Reklamlar

21/02/2010 - Posted by | Yol Masalları | , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: