Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Çilingir ile Sofrası

Sofraya silsile-i meratibe ile oturup rakı şişesini önce iyi saatte olsunlardan arındıralım, sonra açalım, ey ihvan!

Hem şişeyi açalım, hem de lâf-ı güzafa çilingir’den başlayalım…

Efendim, Türkçede yazılı olarak ilk kez on beşinci yüzyılda saptanmış olan bu sözcük, Farsçadan geliyor. Farsçada çelan, “demirden yapılmış alet edevat, kapıların demir aksamı” demek; çelangar deyince de bunların tamircisi, imalatçısı filan anlaşılıyor, çünkü -ger, gar eki “yapan” anlamı katıyor sözcüğe. Çelangar sözü Türkçede çilingir haline gelirken, anlamı da biraz daralarak “anahtarcı, kilit açıcı” olmuş.

Bilenler, Farsçadaki çelan sözcüğünün, demire alet çarpınca çıkan “çalang çulung” sesinden ortaya çıkmış bir onomatope, yani doğal sesleri taklit eden bir sözcük olduğunu söylerler. Bir not daha: Günümüz Türkçesinde sık sık kullandığımız çelenk sözcüğü de aynı kökten imiş. Eskiden bu sözcük “demir kova, demir çember” filan demekmiş, sonra bir metal halkanın etrafına yine metalden yapraklar, çiçekler ekleyerek oluşturulmuş taçlara çelang ya da çelenk denmiş. O halde, “Bugünkü çelenklerin metali gitmiş, çiçeği kalmış” diyebiliriz!

Şimdi gelelim çilingir sofrası’na…

Bu sofranın adındaki çilingir sözcüğünün Farsçadaki demir işleme sözcüğüyle hiç ilgisi yok. Daha doğrusu, yarısının ilgisi var, son hecesinin. Ama önce ilk iki heceden başlayalım: Moğollarda büyük, törensel yemeklere verilen isim olan şölen, Farsçaya şelan olarak geçmiş, bu sözcüğün sonuna da üvey kardeşi anahtarcı çilingir’deki gibi -ger hecesi eklenmiş. Burada -ger, “yapan” anlamına geliyor. Böylece şelangar sözcüğü ortaya çıkmış, anlamı da “şölen düzenleyen, ziyafet veren” olmuş. Eh, şelangar sofrası’nın Türkçede, önceden tanıdığımız, bildiğimiz çilingir sözcüğünün de baskısıyla çilingir sofrası’na dönüşmüş olması hiç şaşırtıcı gelmiyor insana.

Dikkat! Ey keyif ehli ümmeti hazırun! İnternette bulabileceğiniz diğer yorumlara zinhar inanmayınız!

Onlar külliyen yakıştırma, tevatür ve dahi efsane-i şehr tasnifinden en az birine girmekte olup bu yazıdaki bilgiler için şahidimiz Nişanyan’ın lûgatıdır…

Hakikati, daima hakikati yazarız, evelallah!

Ya Kebikeç!

Caner Fidaner

Reklamlar

15/04/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: