Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Barbar olan kim?

Akide şekeri

Hani farklı yer ve zamanlarda tanıdığınız iki kişi vardır, yıllar sonra onların akraba olduğunu öğrenir, şaşırırsınız. Tanıştığım kişilerin memleketini, okulunu, yaşadığı yerleri sorma yaşına geldiğim için, galiba böyle sürprizleri de daha fazla yakalar oldum.

İnsanların olduğu gibi, sözcüklerin de birbiriyle ilgisiz görünenleri akraba çıkabiliyor bazen, böyle durumlar -nedense- beni heyecanlandırıyor. Örneğin, bir şeker çeşidi olan akide ile geleneksel kozmetik yöntemi ağda’nın kardeş olduklarını biliyor muydunuz? Kullanım yerleri çok farklı olsa da, her ikisini de şekerle suyu kaynatıp yoğunlaştırarak elde ettiğimizi düşünürseniz, bu akrabalık daha anlaşılır hale gelebilir. Gerçekten de sözlükler hem şeker olan akidenin, hem de ağdanın Arapçada “koyu kıvamlı nesne” anlamına geldiğini yazıyorlar ve coğrafi köken olarak da Suriye’yi gösteriyorlar. “Madem kökenleri aynı, bu iki sözcüğün giysileri niye bu kadar farklı?” derseniz, bunun cevabı şöyle: Akide şekerinin adını İstanbullular koymuş, ağda ise halk ağzından dilimize girmiş.

İnsanların birbirleriyle anlaşabilmeleri bana hep bir mucize gibi görünmüştür: Her birimiz öylesine özgün, öylesine biricik bireysel tarihlere sahibiz ki, belirli bir sözcük ister istemez her birimizde birbirinden farklı çağrışımlara yol açacaktır. Yani söylenen bir sözcüğü, iki kişinin bütünüyle birbirinin aynı biçimde algılamaları olanaksız. Buna karşın, insan topluluğu yüz binlerce, belki de milyonlarca yıl önce birbiriyle iletişim kurabilen bireylerden oluşmaya başladı. Sonra da diller ortaya çıktı, olasılıkla önce beden dili, sonra sözlü dil… Sözlü dil, iletişimde büyük bir adım oldu, insanları birleştiren bir kurum haline geldi. Ama aynı kurum, farklı diller konuşan insan gruplarının birbirlerine düşman olmasına da yol açtı. Bu süreci en iyi anlatan öykü Babil Kulesi efsanesidir. Ama biz bu efsaneyi anlatmayı bir başka yazıya bırakalım, şimdi komşu kavmin farklı dilden konuşmasının önemini gösteren bir örnek verelim.

En ünlü barbarlardan biri: Conan

Geri kalmış kavimler” anlamına kullanılan barbar sözcüğünü ilkçag Yunanları yaratmış, nasıl, biliyor musunuz? Bir gün kendileri gibi Yunanca konuşmayı bilmeyen, başka bir dilde konuşan kavimlerin de var olduğunu farketmişler, onların ne dediklerini anlayamamışlar ve o yabancıların adı olarak “bar bar diye konuşanlar” anlamına, barbar sözcüğünü uygun görmüşler. Kuzey Afrikada yaşayan gezgin Arap kabilelerine verilen Berberi adının da eski barbar sözcüğünün yeğeni olduğu sanılıyor.

Evet, insanları birleştiren? Dil. İnsanları ayıran? O da dil. O halde, özel olarak kendi dilimize, genel olarak da bütün dillere karşı göstereceğimiz tepki, bizim ideolojik tavrımız olacaktır. Yabancı dillere nasıl yaklaşacağız? Düşmanca mı? Ya da ayrımcılık yaparak mı? O dilleri yok sayarak veya küçümseyerek mi? Yoksa, insanoğluna yaraşır bir işbirliği anlayışıyla mı?

Sözcüklerin macerası bize gösteriyor ki, aslında bütün diller akrabadır, sözler dilden dile dolaşır durur. Yalnızca kişilerin dillerinde değil, kavimlerin dillerinde de! O halde, komşumuzun diline göstereceğimiz saygı, aslında kendi dilimize göstereceğimiz saygı olacaktır.

Barbar olan kim? Bilmediğimiz bir dilde konuşanlar mı, yoksa kendisinden farklı bir dil kullanan herkesi düşman belleyenler mi?

Caner Fidaner

Reklamlar

24/04/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: