Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Borges’in Alef’i üzerine

Jorge Luis Borges

Bu sabahki düşünme konum şuydu: “Jorge Luis Borges’in ‘El Aleph’, yani ‘Alef’ adlı öyküsünü neden çok beğendim?” Hani şu kahramanın belli bir noktada, “alef noktası”nda evrenin bütün geçmişini, şimdisini, geleceğini bir arada gördüğü o harika öyküden söz ediyorum.

Öyküyle ilgili bir kaç nokta: Bir kere, yazarın fantastik bir öyküde kahramanın adını Borges koyması, yani kahramana kendi adını vermesi dikkat çekici. Sanki şöyle diyor: “Burada anlattıklarım benim gerçekten yaşadıklarımla, hissettiklerimle bire bir ilintili, onları masal gibi okumayın!…”

İkincisi, öykünün bütünü değil, yalnızca anlatıcının Alef’i hissettiği an gerçek-dışı gibi görünüyor. Öyküde anlatıcı bu anı yaşamasa, Carlos’un bütün iddiaları kendi sanrıları olarak düşünülebilir. Aslinda öykünün bu haliyle de yaşananların iki kişinin ortak sanrıları olarak açıklanması pekala mümkün, ama her halükarda yazarın bize kendi yaşadığı veya düşündüğü hem olağandışı, hem olağanüstü bir deneyimi aktarmak istediğini düşünebiliriz.

Üçüncüsü, öykünün başında ve sonunda, yazar daha önce yazılmış ve bu öyküdekine benzeyen düşünceleri anlatan eski metinlere atıf yapıyor, yani adeta “ben bildiginiz bir fikri anlattım, ama onu sonuna kadar götürmeye çalıştım” diyor. İşte tam bu noktada kendi yaşadıklarımla öykü arasında nasıl bir paralellik olduğunu farkettim ve öyküden niçin çok etkilendiğimi anladım. Bir gün bir arkadaşa “Herşeyi öğrenmemin mümkün olmadığı gerçeğinin farkına vardığım gün hayatımın hayal kırıklığını yaşamıştım!…” diye yazmıştım, “Bunu ne zaman anladın?” şeklindeki sorusunu da “Epey geç oldu sanırım, muhtemelen otuzlu yaşlarda…” diye yanıtlamıştım. Galiba o düş kırıklığı asıl Alef’i okuduktan sonra kafama dank etmiş!

Hangi çemberde daha çok nokta var?

Sonra sıra Alef’teki sonsuzluk kavramını düşünmeye geliyor. Öykünün beni en cok vuran cümlesi şu: “Sonsuz yüceliği, sonsuz zavallılığı hissettim” Bu duygu hem çok tanıdık, hem çok yabancı; “yüceliği” ve “zavallılığı” tanıyoruz, ama “sonsuzluk” kavramı alabildiğine soyut. Bunu matematik oyunlarında gözlemiştim, işte bir örnek: Yandaki şekle bakarak, eşmerkezli iki çember düşün, sence hangi çemberin üzerinde daha çok sayıda nokta var? “Dıştakinde” cevabı yanlış, iki çemberde de aynı sayıda nokta olduğu kanıtlanabilir; dıştaki “büyük” çemberde gösterilecek her “A” noktasını merkezle birleştirdiğimizde, çizdiğimiz yarıdoğru içteki “küçük” çemberi bir a noktasında kesecektir, yani dış çemberin her noktasına iç çemberde bir nokta karşı gelecektir. Demek ki, iki çemberin üzerindekinokta sayıları eşitmiş! Bu hesaptaki çeldirici nokta şu: Her iki çemberdeki nokta sayısı da aslında “sonsuz”, bu her ne demekse? Tabii çemberi gittikçe küçültürsek, o sonsuz sayıdaki nokta sonunda merkezde “yığılacaktır”, çember bir noktaya dönüştüğünde ise bizim tek nokta olarak gördüğümüz o merkezde aslında “sonsuz sayıda” nokta bulunmuş olacaktır. Bu işi çemberle değil de üç boyutlu evrenle yaparsak da herhalde Borges’in öyküsündeki “alef”i elde ederiz!

Daha mütevazı bir başka nokta var: Gündelik hayatta, bir nesneye ilk bakışımızda onun biçimini, rengini, hacmini görürüz. Ama ikinci bakışta, önceki deneyimlerimiz ışığında, o nesne için gördüğümüzden daha fazlasını hatırlarız, onu daha zengin, daha yoğun olarak algılarız. Örneğin tango yapan bir çift görüntüsü her bakan kişide farklı çağrışımlar yapar, farklı anılar canlandırır, yanyana dursalar bile iki kişiye farklı bilgileri, deneyimleri hatırlatır. Kimin geçmişi, anıları o konuda daha zenginse ya da kim hayatı daha anlayarak yaşamışsa, ondaki imgeler daha canlı, daha yoğun olacaktır. Yani yaşam, “karşılaştığımız, gördüğümüz her bir nesneyi üç boyutunun dışında algılama çabası ile geçen bir zaman süreci” olarak da tanımlanabilir. Kendi adıma yıllar içinde bu konuda epey mesafe aldığımı söylesem de sonsuzluk kavramının yanında bu mesafenin ne kadar küçük olduğunu farketmemiş de değilim. Yani evrenin bu yüceliği karşısında kendi zavallılığımızı hissetmemek mümkün değil…

Gerçekten de, bir su damlasının içinde aslında bir okyanusun var olduğunu algılamak, galiba aklımızın ulaşabileceği en uç nokta oluyor.

Caner Fidaner, 26 Temmuz 2003

El Aleph adlı öykünün İngilizce çevirisi The Aleph için:

http://www.phinnweb.org/links/literature/borges/aleph.html

Reklamlar

12/05/2010 - Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , ,

4 Yorum »

  1. Merhaba,
    Paulo Coelho’ dan Elif’i yenice okudum. Benzer bir tema, çok güzel bir kitap. Bu yazı da benim için çok aydınlatıcı oldu.
    Aslında tek bir hücremizde belki de evreni barındırıyoruz..
    Sonsuzluk..BİR olmak..Teşekkürler…

    Yorum tarafından Şule Özden Topkaya | 31/05/2011 | Cevapla

    • Bence “sonsuzluk” düşüncesi, insanın sahip olduğu en yüce değer, kendi varlığını farketmekle özdeş bir kavram. Sevgili Şule katkı ve yorumların için çok teşekkürler…

      Yorum tarafından canerfidaner | 01/06/2011 | Cevapla

      • Sonsuzluk, sonu olduğu varsayılan varlıkların, varoluşlarının bir bölümünün sonlandıktan sonra başka neye dönüşeceği bilinemediği için kullanılan soyut bir kavramdır bence. Çünkü evrende çöpe giden hiçbir şey yok. Her şey sürekli bir değişim ve dönüşüm halinde. Bundan dolayı hepimiz sonsuzluklar içinde sonsuzuz galiba. Ölümlü olan şey ölüm. O’nu hepimiz yeneli çok ama çok uzun zaman olmuş. “Her şey ben var olduğum için var” kavramı her ne kadar çocukluk yıllarımızla bağdaştırılsa da. Bence olayın özü bu. Sonsuzuz çünkü biz var olduğumuz için var olan bir sisteme dahiliz hepimiz, herkes, her şey.
        Okuma zahmetine katlanan herkese sonsuz teşekkürler.

        Yorum tarafından Berkal Akcoru | 05/10/2016

      • Katkınız için teşekkürler.
        Caner

        Yorum tarafından canerfidaner | 05/10/2016


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: