Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Dans

Benimle dans etmelisin. Bir yandan müzik çalmalı, bir yandan ben seni tutmalıyım, bir o yana, bir öbür yana tek ayak üstünde taşımalıyım, sen gülümsemelisin, ben gamzelerine bakmalıyım, sonra seni çevirmeliyim, bir köşeden bir köşeye savurmalıyım, içinden “durmasak” diye geçirmelisin, gülmelisin, sonra bir de kahkaha atmalısın, bir şeyler söylemelisin, ben duyamamalıyım, ama döndüre döndüre senin başını döndürmeliyim…

Dans etmeye neden itiraz ettiğini biliyorum. İtiraz ediyorsun, çünkü yaşamının her dakikasının kendi denetimin altında olmasını istiyorsun. Oysa herkes bilir ki, dansın dans olabilmesi için kadının kendini erkeğin ellerine bırakması gerekir; çalan müziğin ritmini zihninde yaşamak, gerekiyorsa yeniden yaratmak ve iki kişi adına adımları yönetmek, erkeğe düşen bir sorumluluktur.

İlk önce müzik çalmaya başlar, ama dans için bu yeterli değildir, asıl önemli olan dinleyenlerin içinde de müziğin başlamasıdır. Sonra erkek, kadının gözlerinin içine bakar, amacı onun gerçekten dans etmek isteyip istemediğini anlamaktır. Gözlerindeki olumlamayı gördükten sonradır ki, kadının elini tutar, sonra vücudunu yakalar, geçici bir süre için de olsa onu teslim alır. Kadın aslında erkeğin kollarının arasına değil, akıp giden ritim ırmağının sularına girmiştir. Kendini akışa bırakır, salar, böylece ikisi dalgalanmaya başlarlar.

Akarsu bazen durgunlaşır, yolda yürür gibi, bisiklette gider gibi yüzersin; ama az sonra bir bakarsın sular hızlanmıştır, aslında sen de hızlanmışsındır, ama bunu ancak etrafındaki manzaraların çabuk çabuk değişmesinden anlarsın, artık istesen de kendi hızını azaltamazsın, akıntıya uymak zorundasındır.

Yani işin gerçeğini ararsan dans eden kadını kontrol eden erkek değildir, dans edenlerin her ikisini de müzik teslim almıştır; erkeğin bu olaydaki rolü bir aracı olmaktan daha ileri değildir. En iyi dans eden erkekler, bu aracılık işini en iyi yapanlardır.

Kendi yaşantının her dakikasını kontrol etme işine gelince… Bunu yapmak isteyenler dans edemezler, doğru, dans etmek kısa süreli de olsa bir teslimiyet gerektirir, bu da doğru. Ama kendimizinki bile olsa, bir hayatın her dakikasını kontrol altında tutmak en doğru seçenek mi? Doğrusu hiç sanmıyorum. Hiçbir dayatmaya boyun eğme, hiçbir güce, güçlüye teslim olma, kararlarını kendi başına ver, bunlara söyleyecek bir sözüm yok. Ama, yaşadım diyebilmek için ara sıra kendini salmanın, bırakmanın tadını da çıkarmak gerekiyor.

Çocukken kırlara gitmedin mi hiç? Geceki yağmurdan sonra güneş açmıştır, yeşil otların üstünde koşarsın, koşarsın, koşarsın, yorulursun, sonra kimsenin seni göremeyeceği bir yerde otların üzerine uzanırsın. Güneş yüzüne vurur, seni ısıtır, sırtında nemli otları duyumsarsın. O anda kolunu kaldıramayacağını hissedersin, ama buna itirazın olmaz, düşünmekten bile vazgeçersin, yalnızca o anı yaşayabilmek için. Orada artık zaman da yoktur. O anın ne kadar sürdüğünü hiç bilemezsin, ama yıllar sonra bile o teslimiyet anını tekrar tekrar yaşadığın olur.

Dans etmek de öyle bir şey işte, kendini yine doğaya bırakıyorsun, ama bu kez yeşilliklere, denize, gökyüzüne, yani senin dışındaki, çevrendeki doğaya değil, kulağında çalan müziğe, beyninde hissettiğin ritme, yüreğindeki sevgiye kendini bırakıyorsun, yani doğanın senin içindeki parçasına, kendi ruhuna teslim oluyorsun.

İşte müzik başladı, duyuyor musun? Gözlerinin içine bakıyorum ve kararımı veriyorum, seninle dans etmeliyiz.

Caner Fidaner, 2005

Reklamlar

22/05/2010 - Posted by | Ellilikler-2: Hayret |

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: