Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Denizin Dibinde

Beni tanır mısın? Sanmıyorum. Çünkü yerim yurdum senden epey uzaktadır, denizlerden bir denizin dibinde, mağaralardan bir mağarada yaşıyorum ben.

Bir kabuğun içine doğmuşum, anlattıklarına göre. Bizim buralarda öyle zırt pırt üstünü başını değiştirmek hoş karşılanmaz, bu yüzden hâlâ aynı kabuğun içindeyim. Doğduğumu hatırlamıyorum, ama beni görmeye gelen akrabalar bugün gibi gözümün önünde. Kimisi beni görüp kendi çocuklarıyla karşılaştırmak için gelmişti, kimisi gerçekten beni merak ediyordu, kimisi de annemlere dostluklarını göstermek istiyorlardı. Aman canım, neyse ne, ben onlara şöyle bir görünüp kendimi incelemeye başlamıştım. Ben kimim? Ben neyim? Neleri severim? Nelerden hoşlanmam? Neyi öğrenmek isterim? Öğrenmek istediğim bilgileri nerede bulurum? Onları nasıl aklımda tutarım? Kimden ne öğrenebilirim?

Okumaya devam et

27/05/2010 Posted by | Öyküler | , | 2 Yorum

Şekerkız ile Kelebek

Sen ne o dağları gördün, ne o kasabayı bilirsin, ne de o ormanda dolaştın, ama ben yine de sana bu masalı anlatmak istiyorum.

Bir zamanlar yedi dağın ardındaki yedi ırmağı geçtikten sonra varılan bir kasaba varmış; o kasabada kısa saçları günışığı sarısı, gözleri boncuk mavisi bir kız yaşarmış. Evleri mahallenin bittiği yerde, dere kenarında olduğundan evin dışında olmayı çok severmiş bu kız. Her gün sabahtan evden çıkar, bütün gün dere tepe demeden gezer, koşar, kâh kasabanın tenha sokaklarında yürür, kâh çayırları dolaşır, bazen çimenlere yatar uyur, bazen sulara batar çıkarmış, ama kimseye de nereleri dolaştığını söylemezmiş. Herkese gülümsediği, kimseyle kavga etmediği için komşuları ona Şekerkız adını takmışlar. Okumaya devam et

27/05/2010 Posted by | Öyküler | , | 2 Yorum