Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Kendimle ve Kuşağımla Gurur Duyuyorum

Evet, bizler hayalciydik, ama hayalimizde para çuvalları değil, el ele tutuşmuş, daima ileriye, daima yukarıya bakan insanlar vardı; umudumuzda katlar, yatlar değil, gözleri ışıl ışıl, okuyan çocuklarla dolu bir dünya görüyorduk. Şimdi dünyanın bütün çocukları değilse de, bizim çocuklarımız aydınlık aydınlık bakıyor.

Bizim toprağımız bereketliydi, ama durup dururken yeşermiyordu, insan emeğiyle ekilip biçiliyordu. Ha babam de babam, santim santim, adım adım, çizgi çizgi, yol yol… Ektik de, biçtik de. Her tohumdan istediğimiz ürünü alamadık ama, elimiz boş da kalmadı.

Bizim yağmurlarımız bulutlardan geliyordu, bulutlar desen yine bizim sularımızdan oluşmuştu. Yağmur dualarına çıkmadık hiç, yine de ıslandık, sırılsıklam olduk, suyun sesini dinledik, ama çatı altlarına kaçmadık.

Bizim akarsularımız hiçbir sopayla ikiye ayrılmamıştı. Nehirlerimizde, denizlerimizde tutulacak balıklar da vardı, konuşulacak yunuslar da, seyredilecek uçan balıklar da. Tuttuk, konuştuk, seyrettik. Denizlerimizi kurutmadık, ama ağlarımız da boş kalmadı.

Bizim göklerimiz alabildiğine genişti, sahipsizdi, tümüyle bizimdi, o gökleri bizler dolduracaktık, ellerimizle, dillerimizle, emeğimizle, terimizle… O göklerde kendi bildiğimizce uçtuk, süzüldük, bazen düştük, bazen yere indik, ama göklerimiz boş kalmadı.

Bizim güneşimiz kırmızıyken de, sarıyken de, turuncuyken de yalnızca bizim için yanıyordu. Helyumuyla, hidrojeniyle… Bizi ısıtıyordu, sevdiğimizin yanağını pembe pembe yapıyordu, yemeğimizi pişiriyordu. Hep beraber ısındık, tutuştuk, kavrulduk, ama hiç üşümedik.

Bizim kitaplarımızı insanlar yazmıştı. Harf harf, sayfa sayfa, cilt cilt… Kimini okuduk, kimini ezberledik, kimini unuttuk. Sonra biz de yenilerini yazdık, kendi alfabemizle.

Bizim kadınlarımız hep bizimle birlikteydiler, bir adım gerimize düşmediler hiç, önümüze geçtikleri de oldu, akılları fikirleri açıktı, alınları açıktı, başları açıktı. Kendi giysilerini kendileri biçtiler. İstedikleri zaman giydiler, istedikleri zaman çıkardılar.

Bizim emredenimiz yoktu, hizaya sokanımız yoktu, “oku” diyenimiz yoktu. Kendi kendimize okuduk, hem kendimiz için okuduk, hem bütün insanlar için okuduk. Kendi kendimize yazdık, hem kendimiz için yazdık, hem bütün insanlar için yazdık.

Kendi kitaplarımızdan öğrendik yaşamayı. El ele, kol kola, dudak dudağa, diz dize yaşamayı. Yaşadıysak kendimiz yaşadık, öldüysek kendimiz öldük.

Şimdi geriye baktığımızda yine kendimizi görüyoruz, kararlarımızı, pişmanlıklarımızı, doğrularımızı, yanlışlarımızı görüyoruz.

İleriye baktığımızda ise çocuklarımızı görüyoruz, kendi yollarında, kendi güneşleriyle, kendi denizleriyle. Bize el sallıyorlar, gülümsüyorlar, onlara yetişemiyoruz artık.

Bu kadarı gurur duymak için yeter mi bilmiyorum, ama ben kendimle ve kuşağımla gurur duyuyorum.

Caner Fidaner (1954 doğumlu)

Reklamlar

08/06/2010 - Posted by | Ellilikler-1: Hüzün |

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: