Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Güneş Doğarken

Büyülü Dağda Gün Doğuyor (Franc Carus)

Büyülü Dağda Gün Doğuyor (Franc Carus)

Hani fotoğraflar vardır, bir dağ ya da deniz manzarası, ufuk çizgisi, tam üzerinde de güneş, güneşin ışınları sütun sütun dışa açılıyor, bazı yerler aydınlık, bazı yerler gölgeli… Acaba güneş doğuyor mu, yoksa batıyor mu? Anlayabilir misin? Eskiden olsa fotoğrafın altyazısına bakıp anlamaya çalışırdım, ama artık altyazıya bakmadan ya da ona güvenmek zorunda kalmadan ayırt edebiliyorum, gün doğuyor mu, batıyor mu. 

Bakıyorum, eğer fotoğrafta bir iç sıkıntısı, hüzün varsa, renkler, üzerlerine küller serpilmiş gibi duruyorsa, diyorum ki, bu fotoğraf gün batımını gösteriyor. Yok, eğer fotoğraf bana güler gibi bakıyorsa, az sonra aydınlanacağını hissettiriyorsa, o zaman bunun bir gün doğumu görüntüsü olduğunu anlıyorum.

Kuşkusuz hiçbir fotoğraf ya da film, gün doğumunun gerçek görüntüsünün yerini tutamaz. Ama insan ömür boyu kaç defa güneşin doğuşunu izleyebilir ki? Gün batımını çok seyretmişizdir, birbirimize şöyle demişizdir örneğin, “Sus, bak, şu güneşin batışını izle önce, sonra devam ederiz”. Yani gün batımı olağan hayat diliminin bir süsüdür, eklentisidir her zaman. Oysa gün doğumu kendi başına bir seyirliktir; istiyorsan, onu, yalnızca onu seyretmek için erken kalkarsın, yerini seçersin, sandalyenin yerini, duruşunu ayarlarsın ve güneşi beklersin. Belki biraz müşkül görünen bir iş, ama bana öyle geliyor ki, güneşi doğarken selamladıysan eğer, o gün senin günün olacaktır.

Siyah Orfe'de gün doğuyor

Siyah Orfe’de gün doğuyor

Siyah Orfe diye bir film var, görmüş müydün? Marcel Camus’nün, 1959 tarihli. O filmin finalinde, sekiz on yaşlarında bir çocuk, Siyah Orfe’den kalmış olan gitarı alır, kendinden küçük kız arkadaşının elini tutar, onlara bir oğlan daha katılır, “Çabuk olun, güneşin doğmasını sağlamamız gerek, gecikirsek doğamaz” derler, birlikte kırlara doğru koşarlar; bir tepeye yan yana otururlar, oğlan gitarla Siyah Orfe filminin o harika parçasını çalmaya başlar, küçük kız dans etmektedir. Tabii hemen ardından, doğan güneşi ve çocukların yüzündeki mutluluğu görürüz. Ardından düşünürüz: O çocuk, o tepede, o gitarla, o parçayı çalmasaydı da güneş doğacaktı belki, ama o zaman o güneş onların güneşi olmayacaktı, o gün onların günü olmayacaktı.

Böyle düşündüğümde anlıyorum ki, güneşi doğurtan benim, daha doğrusu o günün bana ait olmasını sağlamak da benim elimde. Belki de bazılarının “günü yakalamak” diye adlandırdığı duygu da bundan başkası değil. Ama bundan daha güzeli var: Kafa dengi bir arkadaşla birlikte olmak, onunla yeri doğru seçilmiş bir tepede oturmak, güzel ses çıkaran bir gitarla ruhları uyandıran bir müzik parçası seslendirmek ve iki kişi birlikte, güneşin doğmasını sağlamak. İşte ancak öyle, o gün o iki kişiye ait olacaktır.

Yeni bir insanla tanıştığında, yeni bir yüz gördüğünde de ufuk çizgisinin üzerinde güneş olan bir manzara resmi ile karşılaşmış gibi olursun. Yüzler birbirine benzeyebilir, ama kimisine baktığında gün batıyormuş gibi gelir sana, kimi insanın yüzü ise güneşin doğuşunu hatırlatır. Biliyor musun, senin yüzünde de her gün güneş yeniden doğuyor, ben o gün senin yüzünü görsem de, görmesem de.

.

Caner Fidaner

Meraklısına: Yazıda sözü geçen film sahnesi için burayı tıklayın. 

Reklamlar

10/06/2010 - Posted by | Ellilikler-2: Hayret |

2 Yorum »

  1. Teşekkürler Caner Feyzullah Öztürk,

    Yorum tarafından Feyzullah Öztürk, | 21/06/2010 | Cevapla

    • Ben sana teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım!… 8-))

      Yorum tarafından canerfidaner | 21/06/2010 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: