Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

İtiraf

Suçlu benim. Evet memur bey, demin de söylediğim gibi, ben onu öldürdüm, daha doğrusu onu öldüren benim, bunu itiraf etmeye geldim sabahın köründe. Size onun ismini, adresini, telefon numaralarını vermiştim. Aslında öldürmek sonradan bana büyük acı verdi, ama yaptığım cezasız kalırsa duyacağım acı çok daha büyük olacak.

Buna hiç hakkım yoktu biliyorum, bir insanı öldürmek affedilmez bir şey. Üstelik bana hep kibar davranmış birisini öldürmek hiç doğru değil, ayrıca hiç kolay da olmadı, ama o sırada gözüm kararmıştı. Yanında bir erkek vardı. Olabilir, o özgür bir kişi, benim hiçbir şeyim değil, daha doğrusu sadece arkadaşım oluyor. Yani bana karşı herhangi bir sorumluluğu yok. İstediği ile gezer, istediğini istediği yere götürür, ne diyebilirim ki?

Evet, o başka şehirde yaşıyor, ne zaman oraya gidip de onu öldürmüş olabileceğimi mi soruyorsunuz? Ben size cinayetten söz ediyorum, siz bana ayrıntılar anlatıyorsunuz, yollar, ulaşım, kaç saatte gidilir gibi ayrıntılar… Yok hangi aleti kullanmışım, bıçaklamış mıyım, tabanca ile mi öldürmüşüm? Efendim, ipe mi asmışım, zehir mi içirmişim? Bakın bunların hiç önemi yok, asıl önemli olan benim olayı itiraf etmiş olmam, öyle değil mi? Uykusuz bir gecenin sabahında size gelip, işlediğim bir cinayeti itiraf etmemin hiç mi değeri yok? Bana inanmıyor musunuz? Niçin konuyu ayrıntılara boğuyorsunuz?

Madem ayrıntı istiyorsunuz, hepsini anlatayım. Her şey dün akşam oldu bitti. Tabii her zamanki gibi arayan bendim, ona cep telefonundan bir şey soracaktım. Saat sekiz otuz civarında idi sanıyorum. Konuşuyorduk, yolda olduğunu, araba kullandığını, ama trafik sıkışık olduğu için konuşabileceğini söyledi. O sırada öteki cep telefonu çaldı memur bey, hayır benim değil, onun öteki cep telefonu, sonra ben o telefona bir erkek sesinin cevap verdiğini duydum, işte ondan sonrası biraz bulanıklaşıyor memur bey, o erkek sesi, öteki telefondan arayan kişiye “beni aldı, beraber gidiyoruz” gibi bir şeyler söyledi.

Hayır, yanındaki kişiyi hiç tanımıyorum ki memur bey, nasıl öldürebilirim? Ben sadece sevdiğimi öldürdüm, sadece onu. Elbette yapılabilecek bir şey değil, mümkün olmamalı, o canı sen mi verdin ki sen alacaksın? Benim de içim yanıyor, ama yapacak bir şey yok, bir kez öldürmüş oldum onu.

Nasıl? Aradınız, telefona cevap mı verdi? Belki başkasıdır memur bey, telefonu eline geçirmiş, onun adını kullanan birisi olamaz mı? Evet, size inanıyorum tabii, onların mahalledeki karakolun polisleri, evine gidip kontrol etmişlerdir, onun sağ salim olduğunu görmüşlerdir, siz söylüyorsanız doğrudur elbette. Ama kapıyı bir başkasının açmadığına emin misiniz? Bir başkasının oymuş gibi davranması hiç mi mümkün değil? Size “onu öldürdüm” diyorum, niçin inanmıyorsunuz?

Telefonla aradığımda ister açar, ister açmaz. Ona “niye bana cevap vermedin?” demeye hakkım yok, biliyorum. Bilmiyorum farkında mı, ama zaten bu yüzden telefonumu her açtığında içimden ona teşekkür ediyorum. Bu sefer de ismimi cep telefonunda gördüğünde, sonuçta işin buralara geleceğini düşünüp hiç telefona cevap vermeyebilirdi… Öyle olsaydı ne diyebilirdim ki? Sakın yanlış anlamayın, bütün bunları olayın sorumluluğunu ona yüklemek için anlatmıyorum. Olaydan bütünüyle ben sorumluyum.

Aslında olay tamamen bir yanlış anlamadan kaynaklandı. Onlar “Ses Sinemasına” gidiyorlarmış, ben gittikleri yerin adını cep telefonundan “Seks Sineması” diye duydum, yine de yapmamalıydım, ama ne yapayım, kendimi kaybetmişim, memur bey.

Hani yaptığımı haklı göstermek için söylemiyorum ama, şu da bir gerçek: Sanki önce o beni öldürmüş gibi geldi bana… İnanın, öyle düşününce de insan kendini haklı görüyor, kendince adalet yerini bulsun diye bir şeyler yapmak istiyor. Ne yapalım, hayat her zaman iniş değil, yaptığım işin cezası neyse çekeceğim.

Caner Fidaner

Reklamlar

10/06/2010 - Posted by | Öyküler |

4 Yorum »

  1. Sevgili Caner
    Yazılarını büyük bir keyifle okuyorum. Biraz Cevat Şakir, biraz Sait Faik havası var.
    Yazmaya devamını dilerim. Biliyorsun var olmak algılanmaktır.
    Kobaner

    Yorum tarafından mehmet kobaner | 10/06/2010 | Cevapla

    • teşviklerin için çok teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım… 😎

      Yorum tarafından canerfidaner | 10/06/2010 | Cevapla

  2. Sevgili Caner, Ben de yazılarını zevkle okuyorum,Senin yazar olacağın zaten öğrenciliğin zamanından kendini belli ediyordu,Farklı bakış açılarına güzellikler katarak anlatıyorsun, daha çok yazmanı, Seni daha çok kişinin okumasını dilerim Sevgimve Selamlar Feyzullah Öztürk

    Yorum tarafından Feyzullah Öztürk, | 21/06/2010 | Cevapla

    • çok sağol sevgili arkadaşım… “Bu teşvikler kalemimin mürekkebi oluyor”, diyecektim ama, bu yazıların ortaya çıkmasında artık ne kalemin katkısı kaldı, ne mürekkebin! Onun için şöyle diyorum: “Bu teşvikler, klavyenin tuşlarında dolaşırken, parmaklarıma güç katıyor!” 8-)) Caner

      Yorum tarafından canerfidaner | 21/06/2010 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: