Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Çok Özel Bir Gün

A group of young people enjoying cocktailsGünlerin hepsi birbirinin aynı değildir, bunu herkes bilir. Ama günlerin arasındaki farkları, daha doğrusu bir günün taşıdığı özel önemi daha çok o gün bittikten sonra anlarız. Ama o günün önemini ben daha başlangıcından anlamıştım.

31 Aralık sabahı içimde çok hoş bir duyguyla uyandım, hani bir şeye sevinirsin de, neye sevindiğini tam adlandıramazsın, öyle bir şey. Giysilerim geceyi iyi geçirmişlerdi, hallerinden ve yerlerinden memnun görünüyordu; onları giymeme itiraz etmedikleri gibi benimle birlikte sokağa çıkma fikri hoşlarına gitmişti.

Kendime kahvaltı hazırlamak için mutfağa girdim, içerisi aydınlanmıştı. Mutfakta yalnız olduğuma göre, ışık yalnızca benim için giriyordu pencereden. Kaynatıcıya koyduğum su biraz sonra fıkır fıkır fıkırdamaya başladı; peynirin etiketinde resmi olan inek ile suyun aralarında beni konuşup gülüştüklerini hissettim, ama anlamazdan geldim.

Sokağa çıktım. Ankara’daydım ama hava karlı değildi, yerlerde buz filan da yoktu. Arabam gece yağan yağmurla yıkanmış, üzerindeki karlar gitmiş, böylece ağırlıklarından arınmıştı; arabanın da gece uykusundan uyandığını, beni izlediğini ve beklediğini hissettim. Ama ona gitmeden önce köşedeki kulübeye uğradım, gazeteci her zamankinden farklı bir şekilde, yüzünde meraklı bir gülümseme ile “Günaydın” dedi, gazetemi verdi. Ona bir açıklama yapmam gerekmiyordu doğal olarak, sadece başımı sallayıp aldım selamını. Arabama oturdum, kontağı açtım, motor dün geceden hazırladığı bestesini çalıyordu.

Yol her zamankinden daha keyifli geçti. Kimse arkadan korna çalarak beni sollamak istemedi, ışıklar benim geldiğimi görünce yeşile döndüler. İş yerime vardığımda benden önce gelenlerin yüzlerinin güldüğünü fark ettim. Odama girdim, duruşlarından, masamdaki eşyaların dün geceyi huzurlu geçirdiklerini anladım, aralarında en geçimsizleri olan kalem kutusu bile uslu uslu, yerinden memnun duruyordu.

Çayım geldi, üzerinden tüten duman, heyecanla bir rüyayı arar gibi yükseliyordu; istediği kadar yükselemese bile halinden memnun görünüyordu; “bir duman için bir yerlere ulaşmaktan çok, bir yerleri aramak önemli herhalde” diye düşündüm.

O gün gördüğüm, birlikte toplantı yaptığım insanların hepsi de gülümsüyordu, hiçbir talebime “hayır, olmaz” demediler. Telefonda görüştüğüm kişiler de şakıyarak konuşuyordu. Radyoda üzücü bir haber yoktu, hiç kimse bana kendisinin sıkıntı içinde olduğundan söz etmedi, herkes keyifli hikayeler anlatıyordu, arkadaş toplantıları, uzaktaki yakından alınan haberler, kazanılan maçlar, başarıyla bitirilmiş işler… Gün boyu hep bunları dinledim. O gün biterken kendimden ve dünyadan memnun olduğumu düşündüm.

31 Aralık günü özgün bir gün haline gelmişti benim için.

Akşam yatarken düşündüm, nasıl oldu bu iş? Neden bugün herkes gülümsüyordu? Yılın son günü olduğu için mi? Hayır… Gerçekten hava çok güzeldi, ondan mı? Hayır… Birileri etrafımdakilere güzel şeyler mi söylemişti? Hayır… Herkes iyi bir haber mi almıştı? Hayır…

Uykuya dalmadan gerçek yanıtı buldum: 31 Aralık benim için çok özel bir gün olmuştu, çünkü 30 Aralık gecesi senden içi hoşluklarla dolu bir mektup almıştım.

.

Caner Fidaner

Reklamlar

11/06/2010 - Posted by | Ellilikler-2: Hayret

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: