Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Yolun Dışında

İlkokul yolunu hatırlar mısın? Evden okula sırtında çantanla giderken kendi başına olmanın tedirgin edici keyfi ile riske giriyor olmanın sıkıntılı hazzını belki de ilk kez bir arada duyduğun o rota sende ne izler bırakmış? Yoksa sen de evin kapısına gelen servis tarafından alınıp okul kapısına kadar götürülen, ders çıkışı yine aynı güvenli ve heyecansız yolculukla eve dönenlerden misin? Okul servislerinin belki en hoş tarafı arkadaşlardan ayrılmayı ertelemek oluyor, ama böyle bir ulaşım biçimini hiç tanımamış olan bizim kuşak için mahalledeki arkadaşlara ulaşmak çok kolaydı, bütün yapmamız gereken, arkadaşımızın penceresinin altına gitmek, sonra bağırarak onu çağırmaktı; çok çok anneden izin alma süresi kadar beklerdik. Sonra, zaman, hava kararana kadar bizimdi.

Okula yürüyerek giderdik. Kardeşler el ele tutuşur, büyük olan küçüğü gözetme sorumluluğunu üstlenirdi. Benim gibi tek olanlar ise bazen arkadaşlarla buluşarak, bazen da yalnız başımıza, ama mutlaka sırtımızda çantalarla aynı yolu kim bilir kaçıncı kez yürürdük. Bu gündelik işi daha eğlenceli hale getirmenin en güzel yolu ise, başka sokakları denemek, hatta bazen boş arsaları, sokak arası tepeleri, bahçelerin gizli geçitlerini bu zorunlu tura eklemekti.

Asıl yolun dışına ne ölçüde çıkacağımızı da galiba bir miktar kişilik yapımız belirlerdi, daha fazla risk alanlarımız yeni seçenekleri okul rotasına katar, sonra arkadaşlarına öteki yollarda gördüklerini, bulduklarını anlatırdı. Kendini güvenli hissetmek isteyenler ise bu hikayeleri dinlemekle yetinirdi.

Bu farklı kişilik yapılarımızın, sonraki seçimlerimiz için de önemli belirleyicilerden olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacak. Yaşam boyu bazı kişilerin ötekilerden daha fazla risk aldıklarını sen de gözlemişsindir. Bazen bu farklılıklar, olağanüstü yaşamların ortaya çıkmasına yol açıyor.

Italo Calvino’nun Ağaca Tüneyen Baron adlı romanında anlattığı da böyle olağandışı bir yaşam, henüz bir çocukken ailesine kızıp ağaç tepelerinde yaşamayı seçen, ömür boyu yere inmemeyi başaran roman kahramanı, okuyanı hem şaşırtıyor, hem özendiriyor. Evet, hepimiz zaman zaman yeryüzünden kopup ağaç tepelerinde zaman geçirmeyi düşünmüş ve bunu yapmışızdır da; ama yıllar boyu yere inmeme fikri bana ürkütücü geliyor. Yine de bu fikrin çekiciliğini yadsıyamam, insanların gitmeyi çok sevdiği kimi yerlerden, örneğin büyük alışveriş merkezlerinden ömür boyu uzak durmak, bir açıdan ağaçlarda yaşamaya benzeyebilir. Bu durum bazı olanaklardan yararlanamamamıza yol açabilir, ama aynı zamanda o süreyi başka yerlerde, örneğin doğaya yakın olarak değerlendirmemiz gibi olanaklara da kapı açar.

Hayatı yeryüzünde geçmediği için beni imrendiren bir başka roman kahramanı da Richard Bach’ın Martı’sı. Gökyüzü insanlar için hiç de doğal bir ortam sayılmaz, ama bir süreliğine de olsa göklere yükseldiğimizde, her gün içinde yaşadığımız yerleri bambaşka bir düzlemden görme fırsatımız oluyor. Örneğin uçaktan yeryüzünü gözlerken, belki Martı gibi üç boyutlu gökyüzü içinde istediğimiz yönü seçemiyoruz, ama eğer görmeyi biliyorsak, dünyayı yeni bir açıdan değerlendiriyoruz, kafamızdaki imgeler ciddi biçimde zenginleşiyor.

Yine de bu çeşit “yolun dışına çıkma”lar, Hermanne Melville’in Moby Dick’te, ya da romanın Türkçede bilinen adıyla Beyaz Balina’da bize anlattığı mücadelenin kökenini açıklamıyor. Neden Kaptan Ahab öteki balina avcısı kaptanlar gibi olağan olanın değil de olağandışının peşindedir? O da aslında anayolun dışında olanlardan… Çünkü başkaları, balinayı avlamak ve geçimlerini sağlamak istiyorlar. Ahab için ise asıl değerli olan mücadelenin kendisidir, bu yüzden zorun, daha zorun, en zorun peşindedir.

Francis Bacon, kapitalizm ufukta görünmüşken yazdığı Yeni Atlantis ile kendi ütopyasını anlatmış. Anlattığı düzen, o dönemin verilerini dikkate almış, onlardan yola çıkmış olabilir, ama o yıllarda yazılabilecek tek mümkün ütopya da değildi, elbette.

Herkes kendisine bir ütopya oluşturabilir belki; ama sanıyorum bunu hakkıyla yapabilmek için insanın önce düz yolları, asıl rotayı bilmesi, tanıması, sonra bu yoldan ayrılacak cesareti göstermesi gerekiyor, bunlara ek olarak da yeni rotanın ona sunduğu olanakları değerlendirme becerisine sahip olması zorunlu.

Caner Fidaner


Reklamlar

27/06/2010 - Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , , , ,

2 Yorum »

  1. güzel yazı olmuş teşekkürler

    Yorum tarafından Onur | 28/06/2010 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: