Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Elif’i mertek sananlar

Karacaoğlan (Büyükçekmece - İstanbul, Heykeltraş: Eray Okkan)

Karacaoğlan‘ın SMS ve e-posta öncesi zamanlarda gönlünü kaptırdığı Elif‘in gerçek adının bu olduğundan kuşkuluyum. Öyle ya, çeşme başında, belki de ilk kez gördüğün kızın adını nereden bileceksin? Olasılıkla, ince uzun bir genç hanım olduğu için ona Elif demişti Karacaoğlan; böylece beğendiği kızı Arap alfabesinin ince uzun harfine benzeterek övmüş oluyordu.

Elif (Büyükçekmece - İstanbul, Heykeltraş: Eray Okkan)

Elif, gerçekte Eski Yunan alfabesinde ilk harfin adı olan alfa‘nın, (yaşamını bugün de “alfabe” sözcüğünün ilk iki hecesinde gizli saklı sürdüren uzun ömürlü sözcüğün) torunu, ama elif’e dönüştüğü yıllar içinde alfa’nın hem sesli harfleri hem de gövdesi incelmiş.

Bir başka ince uzun nesne ise mertek, yani ‘evin tavanını tutan ana kalas’. Demek ki gördüğü nesneyi çok ilgisiz bir şey sananlara ‘Elifi görüp mertek sandı’ derken, aslında ‘elif harfini gördüğünde, ikisi de ince uzun olduğundan, onu kalas sandı’ demek istiyoruz. Bu deyimin ilk kahramanı olan elif’in atalarından söz ettik, mertek’in atasının Ermenicede aynı anlama gelen martag sözcüğü olduğunu da söyleyelim ki, eşitsizlik olmasın. Bu sözcüğün kaynağı hiç şaşırtıcı değil, çünkü Anadolu tarihinde Ermeni yapı ustaları ciddi bir yer tutuyor, bu alanda kargir, kepenk, hızar gibi kimi başka sözcükler de dilimize Ermeniceden gelmiş.

Ermeni kültürü ile Türk kültürünün nasıl içiçe olduğu eskiden beri biliniyor (Ref: Zeki Arıkan), ben bunu Türkiye’den çok uzaklarda iken gözlemiştim. 1999’da Orta Asya’da, Tacikistan’da çalışıyorum, çevirmenim olan Luba (Rusça’da ‘sevgi, aşk’, İngilizce’deki ‘love’) adlı genç kadının annesi bir Rus, babası ise Ermeni, sonraları tanışıp tavla oynadığımız sevimli bir bey. Bir gün görev aracıyla uzun bir yola gideceğiz, Luba’dan yolda birlikte dinlemek üzere Ermeni müziği kaseti getirmesini istedim. Ertesi gün yola çıkıp getirdiği kaseti dinlemeye başladığımızda önce ben şaşırdım, çünkü ilk parça, folklor günlerimden çok iyi hatırladığım toycular idi! Ben Ermeni grubun çaldığı müziğe Türkçe sözlerle eşlik etmeye başladığımda ise şaşırma sırası Luba’ya gelmişti… Sonradan düşündüğümde daha ilginç bulduğum nokta ise, birlikte benzer müzikleri dinliyor olduğumuz halde Luba ile birbirimizi anlayabilmek için bir üçüncü dile, İngilizceye gerek duymamız oldu.

İnsanları birbirine bağlayan da, onları birbirinden ayıran da dilleri oluyor, sevgili okur. Dilini anlamadığımız kişilerden ‘Bana ne diyor? Aralarında ne konuşuyorlar?’ diye her zaman korkuyoruz, dilini anlamadığımız kişileri bir tehdit olarak görüyoruz. Eski Yunanlar, konuşmasını anlamadıkları yabancı kavimlerin ‘bar, bar, bar’ diye konuştuklarını varsayarak onlara “barbar” demişler, bugün ‘yaban, uygarlığa uzak’ anlamına kullanılan sözcük böyle doğmuş.

Oysa asıl “barbarlar” bizden başka bir dilde konuşanlar değil, bizden başka bir dilde konuşan komşusunu anlamaya çalışmak yerine, onu bir yabancı, bir tehdit, bir hain vs. olarak görenler.

Kimi yazarlarımız hakkında (üstelik hiç kitaplarını okumadan) çok ağır iddialarda bulunanlar var ya, aslında bu kişiler de o yazarların dillerini anlamayanlar, bu yüzden onları bir tehdit olarak algılayanlar değil mi? Elifi görüp mertek sananlar, Elif Şafak‘ı görüp kimbilir ne sanıyorlar ki, kitabını okumadan aleyhine gösteriler düzenliyorlar.

Agos, Ermenicede ‘pulluk izi’ anlamına geliyor (Ref: Baskın Oran), gazetesine bu adı koyan Hrant Dink ise, haftalık gazetesini hem Türkçe hem Ermenice yayımladığı halde birileri tarafından ısrarla anlaşılmadı; öldürüldüğünde hepimizden birer parçayı da yanında götürdü.

Gel sevgili okur, bilmediğimiz dilleri öğrenelim, anadilimiz dışındaki dillerde yazılmış kitapları okuyalım, böylece komşumuzu anlayalım ve dilin insanları ayıran yanını değil, birleştiren yanını güçlendirelim.
.

Caner Fidaner

.

(Radikal gazetesinin pazar eki olan Radikal İki’nin 4 Şubat 2007 tarihli sayısında yayımlanmıştır.)

(Büyükçekmece – İstanbul, Heykeltraş: Eray Okkan)
Reklamlar

24/07/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: