Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Çerçeve’nin Çubukları, Çarşı’nın Kenarları

Şeş - cehar (Altı - dört)

Türkçede şeklini şemailini değiştirdiği için ilk bakışta tanıyamadığımız öyle çok Farsça kökenli sözcük var ki, şu ya da bu amaçla Farsça kökenli sözcükleri kullanmama kararı vermiş bir kişinin derdini anlatmaya çalışırken çok büyük güçlüklerle karşılaşacağı bir gerçek!

Tavla dilinde kullanılan sayıları biliyorsunuz, yek, , se, cehar, penc ve şeş; sırasıyla bir, iki, üç, dört, beş ve altı anlamına geliyorlar. 

Ama cehar Türkçede yalnızca bu esvabıyla gezinmiyor, dikkatlice aradığımızda, onu daha çok çar- biçiminde buluyoruz. Örneğin, çarşamba‘nın ilk hecesi aslında “dört” anlamına geliyor. Bakın nasıl: Farsça’da şenbeh ya da şenbih hem gün demek, hem de “cumartesi” gününün adı. Bundan sonraki dördüncü günün Farsça adı cehar-şenbih oluyor. İşte bu sözcük, Türkçeye gelirken sağını solunu yeni girdiği dile göre ayarlayıp çarşamba oluyor. Çarşamba Anadoluda yalnız kalmak istememiş herhalde, koluna beşinci gün olan penc-şembih‘i de takıp getirmiş, ama beşinci günün adı da bizim ellerde biraz değişip perşembe olmuş.

Farsça’da dört demek olan cehar, Türkçede bazen de çar şekline girmiş, çarmıh‘ta olduğu gibi. “Hem nalına, hem mıhına” deyiminden de hatırlayacağınız gibi mıh,çivi” demek. Eh bu durumda, mahkumların dört köşesine birer çivi ile çakılarak idam edildiği haç şeklinde iki kalasa “dört çivi” anlamına çarmıh denmesine şaşırmamak gerek.

Ama dört rakamıyla ilişkisini ilk duyduğumda şaşırdığım iki sözcük var, çerçeve ve çarşı. Çerçeve’den başlayalım: Bu sözcüğün aslı “çar-çube”, yani “dört çubuk, dört sopa” dört çubuğu kare şeklinde birleştiriyorsunuz, adına “çar-çube” diyorsunuz, bu sözcük Türkçeye girdikten kısa bir süre sonra çerçeve şekline dönüşüyor. İlginç, değil mi?

Ama çarşı sözcüğünün kökeni, bana daha ilginç gelir. Efendim, Farsçadaki su sözcüğü, Türkçedeki gibi “içilen sıvı” demek değil, “kenar” anlamına geliyor. Hani dikiş nakış işlerinde bir giysinin kenarına konan işlemeye su ya sutaşı denir ya, işte oradaki su, Farsçanın “kenar” anlamına gelen sözcüğüdür. “Çar-su” sözü ise doğrudan “dört kenar” anlamına gelir, Türkçeye girdikten sonra çarşı biçimini almış bu sözcüğün ifade ettiği kavram, bir anlamda Yunancanın agora‘sına karşı geliyor.

Çardak = Dört tak

Lafın ucu gelmiyor bir türlü, en iyisi çardak sözcüğünün büyük dedesinin de “çar-tak” olduğunu söyleyip bitirmeye çalışalım. Buradaki tak‘ın Türkçedeki karşılığı “kemer”, batı dillerindeki eşdeğeri ise “ark” ; hani eskiden bayramlarda sokaklara kurulan tak’lar olurdu, onun gibi. Zaten Paris‘teki “L’Arc de Triomphe”un Türkçesi de “Zafer Takı” değil mi? İşte çardak‘ın ikinci hecesi de aynı tak, ama birkaç yüzyılda yumuşayıp dak haline gelmiş.

Türkçe sözcüklerin kökenlerini arama sürecinde tavla sayıları pek bereketlidir, daha yek‘ten yegane, se‘den sehpa, penc‘den pençe filan var, hatta Şişhane bile aslında şiş ile değil, şeş ile ilgili, ama durun, onlar başka yazıya kalsın.

Caner Fidaner

Reklamlar

29/07/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: