Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Meryem Mecdelli mi, Magdalalı mı?

Bir ortodoks ikonasında Mecdelli Meryem

Hristiyanlık tarihinin en ünlü kadınları arasında ikinci sırada gelen ve birinci sıradaki ile aynı adı taşıyan Meryem, galiba Dan Brown’ın Da Vinci Şifresi adlı romanı ve filmi ile birlikte Magdalalı Meryem ya da yabancıların söylediği biçimiyle Maria Magdalena olarak ün kazandı. Ama bu tarihsel kişiliği Türkçe metinlerden tanıyanlar, onu Mecdelli Meryem olarak bilir.

Öyküyü anımsarsınız, hani günahkar olduğu için o zamanki Yahudi geleneğine göre recm edilerek, yani taşa tutularak öldürülmesi gereken kadındır, bu Meryem. İsa’nın insancıl yaklaşımına karşı geleneği savunan din adamları, davayı İsa’nin önüne getirirler; amaçları İsa’nın öğretisinin sapkınlığını halka kanıtlamaktır. İsa ise unutulmaz bir sözle bu sorumluluğu izleyicilerin vicdanlarına havale eder: “İlk taşı günahsız olanınız atsın!” Öykü bu ya, insanlar İsa’yı anlarlar, başlarını öne eğerler ve taş filan atamazlar. Ölümden kurtulan Meryem ise İsa’nın sadık bir izleyicisi olur. Ona sadık olmakla da kalmaz, Dan Brown’ın popülerleştiği iddiaya göre, İsa’yla evlenir ve ona bir de çocuk doğurur.

Tiziano, Tövbekâr Mecdelli Meryem, 1560

Resmi hristiyan ideolojisinin kabul etmediği bu iddianın, Kazancakis’in Günaha Son Çağrı adlı romanında da anlatıldığını, bu tezi savunduğu için Kazancakis’in hristiyan mezarlığına gömülmediğini de anımsatıp Meryem’in nereli olduğuna dönelim: Mecdelli mi, Magdalalı mı?

Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, Mecdel ile Magdala aslında aynı yerleşim yerinin iki farklı adı, bugün İsrail sınırları içindeki bu şehrin günümüzdeki adı Migdal. Benzer bir isim farklılığı, İsa’nın doğum yeri için de geçerli. Epeydir Nasıra olarak bildiğimiz yerin adını (“Nasıralı İsa”), son zamanlarda batı dillerindeki biçimiyle, Nazareth olarak da görüyoruz sağda solda.

Mecdel – Magdala ve Nasıra – Nazareth farklılığından bir ölçüde çevirmenler sorumlu. Türkçede bilinen ve kulanılan bir adı olan bir yerleşim yerini, bu adı bilmeyen bir çevirmen Türkçeye yabancıların söylediği gibi aktarabiliyor, biz de iki adın aynı yere ait olduğunu anlayamıyoruz. Örneğin, Suriye’nin başkentine biz Şam diyoruz, batılılar ise bu kenti Damascus olarak biliyorlar. İtalyaya gidip Firenze’yi gezdiğini söyleyen bir kişiye, “Biz oraya Floransa deriz” diyebilmek için, iki adın aynı şehre ait olduğunu bilmek gerekiyor. Yine yıllardır Pekin olarak öğrendiğimiz şehrin, Türkçede de zaman zaman Beijing diye anıldığı oluyor.

Francesco Hayez, Tövbekâr Mecdelli Meryem, 1825

Bazan ülkelerin kendi adlarını değiştirdikleri de oluyor. Çocukluğumuzda Habeşistan olarak öğrendiğimiz ülke, artık Etiyopya olmadı mı? Sovyetler Birliği’nin bir devleti iken Beyaz Rusya dediğimiz ülke, artık Byelorus diye anılıyor. Bu tip isim değişiklikleri genellikle siyasal dönemleri de simgeliyor. Size şimdi “Annam nerede?” desem, bu ülkeyi pek azınız anımsar, arasanız da bu adı haritalarda da bulamazsınız; çünkü bu isim bugünkü Viet-Nam’ın kuzey bölgesine Çinlilerin verdiği ad, ayrıca o bölgedeki Fransız sömürge bölgesi de bu adı taşımış.

Anthony Frederick Augustus Sandys, Mecdelli Meryem, 1860

Bir ulus ya da ülkenin adını söylerken ve yazarken, o ulusun ya da ülkenin kendi kendisine verdiği adı kullanmak en doğrusu herhalde. Çünkü başkaları bazan kendi amaçlarına uygun adlandırmalar yapabiliyorlar. İranlıların, kendilerine Acem denilmesinden hoşlanmadığı söylenir, çünkü bu adı onlara Araplar takmıştır, üstelik bu adlandırmanın amacı da İranlılara İslamiyeti sonradan öğrendiklerini, o konuda acemi olduklarını hatırlatmaktır!

Gerçi Acem yerine Fars ya da Farsi dediğinizde de Arapların okuma biçimine uymuş oluyorsunuz. Çünkü Arapçada “P” harfi yok, Araplar bu harfi genellikle “F”ye dönüştürüyorlar, “Persler”, “Farslar”a, “Persçe”, “Farsça”ya böyle dönüşmüş. Bu dönüşümün Türkçeye yansıması yüzünden, filozof Platon’a Türkçede eskiden Eflatun deniyordu.

Ary Scheffer, Mecdelli Meryem dua ediyor, 19. yüzyıl

Yanlış ülke isimlerine bir örnek de, Türkçede Büyük Britanya ya da Birleşik Krallık yerine kullandığımız İngiltere sözcüğü. Bu ad, biliyorsunuz sözü geçen ülkenin tümü değil, yalnızca bir bölümü olan England’ın adının, Fransızca üzerinden dolaşarak (Fransızca’da Angleterre) Türkçeye gelmiş hali. Benzer bir şekilde Ruslar da Çin’e, aslında bu ülkenin kendilerine komşu bölgesinin adı olan Kitay ismini vermişler.

Bu yazıyı yine Mecdelli Meryem’le bitirelim. Meryem’in yalnızca doğduğu yerin adı değil, imgesi de zaman içinde epey değişikliğe uğramış; Ortodoks ikonalarında epey kapalı görünen Mecdelli Meryem’i, dua ederken veya günah çıkarırken çizen sanatçılar, onu zaman zaman epey açık saçık olarak da resmetmişler, yandaki resimlerde göreceğiniz gibi…

Ne diyelim? Herkesin kendine göre bir Meryem’i var, demek ki!

Caner Fidaner

Reklamlar

11/08/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , , , , ,

2 Yorum »

  1. çok güzel bir yazı açıklayıcı ve bilgi verici teşekkürler…

    Yorum tarafından Önder Öztürk | 30/05/2011 | Cevapla

    • Sağolun, güzel değerlendirmeniz için çok teşekkürler.
      Caner

      Yorum tarafından canerfidaner | 01/06/2011 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: