Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Kültür Çayı, Çay Kültürü

Çay Bardağı ve Tabağı (Camgerân - Alaçatı)

Sevgili okur sen de benim gibi çay içenlerden misin, yoksa kardeşim gibi kahveseverlerden mi? Yanıtın ne olursa olsun, kültürel bir soru bu, ne de olsa çay da, kahve de birer kültür bitkisi! Bu terimi coğrafya derslerinden anımsarsın, insan eliyle yetiştirilen ve ticari değeri olan çay, pamuk, pancar gibi bitkiler bu ad ile anılıyor. Ama dikkat et, buradaki kültür ile, örneğin İngiltere’de çay içme kültürü tamlamasındaki kültür sözcüğü, farklı anlamlar taşıyor.

Latince colere (= “toprağı işlemek”) fiilinden gelen kültür (İngilizcede “culture”) sözcüğü batı dillerinde ilk kez kullanılmaya başlandığında (bilinen ilk kayıt: 1440) “toprağı ekip biçme” demekmiş. “Eğitim yoluyla yetiştirme, geliştirme” şeklindeki mecazi anlamı ilk kez 1510’da kaydedilmiş. “Uygarlığın zihinsel yönü” anlamında ilk kullanılış tarihi ise 1805.

Garbın harsını değil, medeniyetini alalım” diyen Ziya Gökalp, kültür yerine Osmanlıca bir karşılık olarak hars dermiş. Son onyıllarda terimlerin Türkçe kökenli olmasını isteyenler “kültür” yerine ekin diyorlar, bu sözcüğü ben de seviyor ve zaman zaman kullanıyorum.

Ama benim asıl ilgimi çeken, çay bitkisinin adı. Bir çok dilde bu ad bizim Türkçede kullandığımız çay sözcüğüne benziyor: Rusçada “çai”, Farsçada, Japoncada, Hindu dilindeça”, Yunancada “çai”, Arapçada “şay”, Tibetçede “ca”… Öte yandan bir çok batı dillerinde yine tek heceli, ama t ile başlayan bir adı var bu bitkinin; Hollanda dilinde “thee”, İngilizcede “tea” (ilk kaydedildiği tarih: 1655), Fransızcada “thé”, İtalyancada, İspanyolcada, Dancada, Norveççede, İsveççede, Macarcada, Malaya dilinde “te”, Almancada, Fincede “tee”, Letoncada “teja”… Bu ç- ve t- ikiliği, aslında Çin dilinin iki diyeleğindeki farklılıktan geliyor.

Efendim, dünyaya Çin’den dağılmış olan bu bitkinin adı, Çin’in her yerinde aynı değilmiş, Mandaren diyeleğinde bu bitkiye ça denirmiş; çayı Çin’in kuzeyinden kara yoluyla alanlar (Ruslar, vb) bu isme benzer adlar kullanmış. Kanton şehrinin limanında ticaret yapan Portekizliler aracılığıyla çayı tanıyanlar da bu bitkiye ça’ya benzer isimler vermişler; Portekizcede ça sözcüğü, 16. yüzyılda kullanılır olmuş.

Çince’nin Amoy diyeleğinde bu bitkinin adı te imiş, Malaya dilinde bu sözcük the olmuş. Kurdukları Doğu Hint Şirketi aracılığı ile ticaretini yaptıkları çayı 17. yüzyılda bir çok ülkeye tanıtan Hollandalılar ise “thee” demişler bu bitkiye, çayı onların aracılığı ile tanıyanlar da buna benzer isimler kullanmışlar bu bitki için.

Mevzunun üstatları, çay sözcüğünün Türkçeye Rusçadan mı, yoksa Farsçadan mı geçtiği konusunda henüz hemfikir değil. Neyse, biz semaver sözcüğünün de Rusçada “kendi kendine kaynayan” demek olduğunu da araya sıkıştırıverelim (Rusçada Seme: Kendisi, Var: Kaynayan). Ama, “çay içerken sert şeker parçasını ağza alıp, azar azar kırarak içilen çayı tatlandırma” anlamına gelen kırtlama sözcüğü, doğrudan Türkçenin (kırt => kırtlat =>) “kırtlatmak” fiilinden türemiş. Demek ki kırtlama sözcüğü bir onomatope imiş, yani doğal bir sesin taklidi ile ortaya çıkmış. Ey okur, bu yazıyı okuduğuna göre artık yeri geldiğinde “kıtlama yapmak” demezsin, “kırtlama yapmak” diye doğrusunu söylersin herhalde!

Paşabahçe'nin Aida bardağı: Yazıya dikkat!

Farkındasınız belki, son yıllarda Ajda bardağı pek yaygınlaştı, hani bildiğimiz ince belli’lerden daha büyük olan, ama şekli onlara benzeyen büyük çay bardakları. Bardaklara bu adı üreticisi olan Paşabahçe’nin koyduğunu sananlar varsa, yanılıyorlar. Çünkü bu bardak modelinin asıl adı Ajda değil, Aida, ancak kullananlar bu bardaklara Verdi’nin operasının adı yerine ünlü şarkıcımızın adını vermeyi daha uygun bulmuşlar, Paşabahçe de bardağın adını değiştirmemiş ama, ambalajın üzerindeki yazıda “I” harfini “J”ye benzeterek yazmış!

Ha, bir de son zamanlarda çayını daha keyifli yudumlamak isteyenlere, Alaçatı‘daki Camgerân‘a uğramalarını, oradaki bardak ve tabaklara bir göz atmalarını öneriyorum. Ey meraklı okur, sen şimdi, “Camgerân da ne demekmiş?” diyeceksin herhalde, ama yağma yok, o sözcüğü böyle iki arada bir derede geçiştiremem, başka bir yazıda o sözcüğün de  tozunu atarız, kısmetse.

Fakat çay mevzuunu bitirmeden sözünü etmek istediğim bir deyim var: Türkçede küçük akarsu anlamında bir başka çay sözcüğü daha var, biliyorsun. Peki, madem ikisi de küçük akarsu, neden ”dereyi geçip çayda boğulmak” diyoruz? Eğer bu soru senin de aklınızı kurcalıyorsa ey okur, bu deyimin aslının “deryayı geçip çayda boğulmak” olduğunu, zamanla dereyi geçip çayda boğulmak haline geldiğini söyleyelim, kafandaki soru işaretini ortadan kaldırayım da, yazıyı sonuna kadar okumuş olmaktan pişman olma…

Caner Fidaner

Reklamlar

17/08/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , ,

2 Yorum »

  1. Caner Abi, yazılarını keyifle okuyorum.
    Önder

    Yorum tarafından Önder Ergönül | 18/08/2010 | Cevapla

    • çok sağol arkadaşım, böyle geri bildirimler yenilerini yazma hevesimi arttırıyor! 8-))

      Yorum tarafından canerfidaner | 18/08/2010 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: