Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Törkiş Döner, Dünyayı Yener!

Arapların, Lübnanlıların döner kebaba verdikleri isim olan Şavarma sözcüğünün aslının Türkçe olduğunu biliyor musunuz? Ama bu gerçek, döner kebabın hikayesi içinde sadece küçük bir yer tutuyor.

Bir gün bir araştırmacı küreselleşmenin beslenme boyutunu anlatan bir kitap yazmaya kalkacak olursa, eminim, döner kebap için bir bölüm ayırmaktan kendisini alıkoyamayacaktır.

Hatta bu bölümün şöyle tumturaklı bir girişi de olabilir: “İşgücü pazarı, yirminci yüzyılın ikinci yarısında ulusal sınırları zorlamaya başladı. Endüstrileşmiş ülkelere yönelik işçi göçlerinin, başlangıçta geçici ya da kısmi olacağı sanılıyordu, ama bu süreç büyük nüfus gruplarının kalıcı olarak yer değiştirmeleri ile sonuçlandı.

Göçü yaşayan birinci kuşak, gittiği ülkede kendisini toplumdan ayırdı, yalıtılmış bir azınlık olarak yaşadı. Fakat ikinci ve özellikle üçüncü kuşağın bireyleri, içinde bulundukları toplumda kendi kimlikleri ile var olmayı tercih ettiler. İşçiler ve aileleri, anayurtları ile ilişkilerini kesmedikleri gibi, yeni ülkelerine taşımış oldukları kültürlerini ifade etme, yaşatma ve geliştirme çabası içine girdiler. Böylece iki tarafı birden temsil eden sanatçılar, girişimciler, bilimciler, siyasetçiler ortaya çıktı.”

Ancak döner kebabın neredeyse bütün dünyada egemenliğini kurma sürecini, bu sözler de yeterince açıklamıyor. Bugün yalnızca Avrupa’da değil, Avustralya’dan Kanada’ya, Brezilya’dan Japonya’ya kadar dünyanın hemen her köşesinde döner kebap bulunabiliyor. Eh, demek ki dünyalıların da böyle bir yiyeceğe ihtiyacı varmış!

Gerek ün, gerekse yaygınlık açısından döner kebaptan epey geride olmalarına karşın, uluslararası arenada dönerin rakipleri de var. Bunların başında Yunan kökenli jiro ile Arapların – Lübnanlıların şavarma’sı geliyor, bunlara Meksika’nın al pastor’u da eklenebilir. Burada hemen, al pastor sözünün “çoban usulü” demek olduğunu ekleyelim.

Tokyo – Japonya’da…

Dönerin Yunan versiyonu diye tanımlayabileceğimiz jiro‘nun (“gyro”) adı ise Yunancada doğrudan “dönmek, döner” anlamında, jiroskop‘tan bildiğimiz gibi. Aslında Yunanlar daha önceleri doğrudan döner sözcüğünü kullanmaktaydı, ama yetmişli yıllarda kendi dillerinden bu eşdeğer ismi türettiler. Asıl ilginç nokta şu: Yunanca özgün sözcük jiros (“gyros”) olduğu halde, İngilizce konuşulan ülkelerde, özellikle ABD’de sondaki “s” düşmüş, çünkü bu harf yanlışlıkla çoğul eki sanılmış!

Auckland – Yeni Zelanda’da…

Araplar ve Lübnanlılar tarafından yapılıp satılmakta olan şavarma‘nın adı ise bize daha tanıdık, çünkü bu söz Türkçe “çevirme” sözcüğünün değişmiş bir biçimi aslında. Efendim, Arapçada “ç” sesi yok, başka dillerden geçen sözcüklerin “ç” sesleri bu dilde değişiyor ve genellikle “ş” sesine dönüşüyor. Bu dönüşümün bir başka örneği, Arapların çay’a (e’yi uzatarak) şæy demeleri. Ha, bir de geleneksel tiyatromuzun Arap bacı karakterinin “çok güzel!” yerine “şok güzel!” dediğini anımsayacaksınız.

Demek ki dünyada döner çeşitlerine verilen isimlerde Türkçenin ciddi bir egemenliği var. Bu da nedensiz değil, döner kebap Türkiye’de, Bursa’da “icat edilmiş”. Dönerin domates sosu ve yoğurt ile servis edileni olan iskender kebap için hazırlanmış ağ bölgesinde aktarılan tarihçeye göre, 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar yatay olarak pişirilen ve eşek sırtında dağıtımı yapılan et yemeği, İskender Efendi tarafından düşey hale getiriliyor ve 1867’de Bursa’da açılan dükkanda kebap bu yeni haliyle satılmaya başlanıyor. Döner kebap şeklindeki yeni adın doğum tarihinin de bu yıllara kadar gittiği anlaşılıyor.

Cağ kebabı ya da yeni adıyla yatık döner

Yalnız, aman dikkat! Yukarda anlattığım süreci, kimseye “Yunanlar bizim dönerimizi çalıp jiro yapmış” tarzında anlatmamanızı öneririm. Çünkü siz böyle dediğinizde, karşınızdaki de size “Döner kebap bu haliyle doğmadı, dönerin atası olan ve bugün yatık döner olarak tanınan kebabın daha eski adının cağ kebabı olduğunu biliyorsun değil mi?” deyip arkasından cağ sözcüğünün Ermenice olduğunu ve bu dilde “şiş” anlamına geldiğini hatırlatıverir!

Bence en doğru seçim, kebapları herhangi bir çatışmanın konusu yapmamak ve Kebab Connection adlı filmin son sahnesinde olduğu gibi, yemeklerin tadını hep birlikte çıkarmak. Ben de burada kesiyorum, çünkü öğlen oldu, yemeğe gitmem gerek. Hmmm, dur bakayım, şuralarda bir yerde bir dönerci vardı galiba.

Caner Fidaner

Bu yazı 10 Nisan 2009 tarihli HaberTürk gazetesinin Editoryal sayfasında yayımlanmıştır.

Reklamlar

28/08/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: