Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Burası Hindiler Ülkesi mi?

Ey hindi, hindi; sen neden hindisin?

Birkaç yıl önce bir e-posta iletisi almıştım; gönderen arkadaş İngilizce’de ülkemize verilen ad olan Turkey sözcüğünün, o dilde hindi anlamına gelmesinden yakınıyor ve “ülkemize hindi dememeleri için yabancıları uyaralım!” diyordu. Çağrı çok hoşuma gitti, hemen bu konuda neler yapabileceğimi düşünmeye başladım.

Ancak o gece gördüğüm düş konuya bir başka açıdan bakmamı sağladı. Düşümde Hindistan’a gitmeye niyetlenmiştim. Elimde pasaport, kontrol noktasında polisin sorularını yanıtlarken ağzımdan Hindistan sözcüğü çıktı. Polis bunu duyar duymaz bağırmaya başladı: “Ne, Hindistan mı? Burası hindiler ülkesi mi? Yani sen biz Hintlileri hindi yerine mi koyuyorsun?” Ben şaşkınlık içinde kendimi savunmaya çalışırken iki iri yarı polis geldi, kollarımdan tutup beni yüzlerce hindiyle dolu bir kümese attılar. Hindiler üzerime gelip beni gagalarken ter içinde uyandım…

Bu düşten sonra ilk işim, bu kümes hayvanına niçin hindi dediğimizi araştırmak oldu. Öğrendim ki anayurdu Orta Amerika olan bu kuşun adının Hindistan ile bir ilgisi yok, hatta ortada bir yanlış anlama var. Fransızlar bu kuşla ilk karşılaştıklarında ona kendi dillerinde Hint tavuğu (= “poulet d’Inde”) adını vermişler, çünkü o zamanlar herkes Yeni Dünya’nın Doğu Asya ya da Hindistan olduğunu sanırmış. Bu ad Fransızcada kısalıp dinde’ye dönmüş, biz de bu sözcüğü hindi olarak Türkçeye almışız. Bunları öğrenince rahatladım, demek ki düşümdeki Hintli polisin bana kızmaya hiç hakkı yoktu!

Hindi’ye neden Turkey diyorlar?

Beç tavuğu

Kuşkusuz Turkey sözcüğünün tarihçesini de merak ediyordum. Öğrendim ki bu sözcüğün öyküsü bir başka kümes hayvanı ile başlamış: Beç tavuğu (Numida meleagris) Madagaskar’dan Avrupa’ya Türkiye yoluyla ulaşıyor ve o zamanlar Türkiyeli olarak adlandırılan Yakın Doğulu tüccarlar tarafından dağıtılıyormuş. İşte bu nedenle İngilizler beç tavuğuna Turkey demişler (yıl: 1541). Gerçek hindi ise (Meleagris gallopavo) Orta Amerika kökenli, ilk kez Aztekler tarafından evcilleştirilmiş ve işgalci İspanyollar tarafından 1523’te İspanya’ya getirilmiş, daha sonra Kuzey Afrika ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya yayılmış. Bu sıralarda Kuzey Afrika’nın Osmanlı egemenliğinde olduğunu da unutmayalım. Her neyse, İngilizler bu kuşu beç tavuğunun bir türü sanmışlar ve ona da aynı adı vermişler, yıl: 1555.

Adını tüccarlarından almış başka nesneler de var. Örneğin Türkçedeki portakal sözcüğü Portekizli gemicilerle ilişkili, ama izninle o öyküyü bir başka yazıya bırakalım sevgili okur.

Türk ve Türkiye adları nereden geliyor?

Anlaşılıyor ki ülkemize bir kuşun adı konmuş değil. Tersine bir kuşa, hatta iki kuşa ülkemizin adı verilmiş. Ama bilirim ki sen emin olmak istersin sevgili okur, o halde Türk ve Türkiye adlarının tarihçesini de biraz daha açalım.

Efendim, bugünkü Türk adı ile bağlantılı olduğu konusunda kuşku duyulmayan ilk sözcük altıncı yüzyılda Çin kaynaklarında geçen Tu-kiu sözcüğü. Bu söz, Altay Dağlarının güneyinde yaşayan ve demir işçiliği ile ünlü bir kavmin adı olarak kaydedilmiş. Edward Harper Parker adlı araştırmacı 1896 tarihli The Origin of Turks (=Türklerin Kökeni) adlı klasik makalesinde Tu-kiu‘nun Türkçede “miğfer” anlamına gelen durku sözünden köken aldığını, çünkü Türklerin bağımlılıktan özgürlüğe kaçışını anlatan Asena efsanesinde sözü geçen tepenin miğfer şeklinde olduğunu söylüyor.

Bu adı daha sonra Farsçada Turk olarak görüyoruz, aynı ismi Bizanslılar Tourkas haline getiriyorlar. Sözcüğün macerası Orta Latince’de Turcus (okunuşu: Turkus) olarak devam ediyor ve 1300 dolaylarında Turc olarak Fransızcaya ve İngilizceye geçiyor. Kimi kaynaklarda ise Türkçede Türk sözcüğünün “güçlü, kuvvetli, sağlam” anlamına geldiği not edilmiş.

Türkiye anlamına gelen Turkey sözcüğünün tarihi ise Türkiye Cumhuriyeti’nden çok daha eski. Bu ad Orta Latincedeki Turchia (okunuşu: Turkiya) sözcüğünden geliyor; ortaya çıkışı on dördüncü yüzyılın (yani Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu yüzyılın) ikinci yarısı, bu adı Haçlılar Anadoluya taşımış.

Yazıdaki karışık trafik aklında kalmayacaktır sevgili okur, zaten ben de yazdıktan hemen sonra çoğunu unuttum. Ama bu yazının özünü anımsatmama izin ver:

Yabancıların ülkemizi kendi dillerinde hindi anlamına gelen Turkey sözcüğü ile adlandırmaları kimseyi tedirgin etmemeli, çünkü bir kümes hayvanının adı ülkemize verilmiş değil aslında. Eh, yüzyıllar önce bu adlandırmayı yapanların ne seni, ne de beni aşağılamak gibi bir amaçları olmadığına da ben kefilim!…

Caner Fidaner

Bu yazı Radikal gazetesinin pazar eki olan Radikal İki’nin 25 Mart 2007 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar

31/08/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: