Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Söğüt Köyünün Harnup Ağacı

“Mavi Akvaryum”un bahçesi

Söğüt köyünde bir harnup ağacıyım ben. Harnup, yani keçiboynuzu ağacı. Köşemden bazen karşımdaki adayı gözlüyorum, bazen de Bozburun ya da Marmaris yolundan gelenleri seyrediyorum. Yüzyıldır bu köşedeyim, birkaç yıl önce bir pansiyon bahçesi olunca, burası daha da şenlendi. “Çok gezen, çok bilir” derler, inanmayın. Durduğum yerde hem gözlem yaparak hem de buraya gelenlerle sohbet ederek neler öğrendim neler. Onlarca yıldır epey tanışım oldu, farklı dinler, değişik diller tanıdım.

Karşıda Sömbeki Adası

Bakın karşımdaki adanın bile iki farklı adı olduğunu biliyorum: Yunanca konuşanlar Simi diyorlar oraya, Türkçe konuşanlar Sömbeki. “Simi”, kimine göre adanın ilk sakini olan Glaucus’un karısının, kimine göre ise bir peri kızının adı. Doğru mudur bilemem ama tablolardan, heykellerden çok iyi tanıdığımız “Üç güzeller”in de bu adada doğduğu söyleniyor. Peki ya “Sömbeki” ne demekmiş? O da adalıların, özellikle sünger avına çıktıklarında kullandıkları hızlı bir tekne tipinin adıymış. Zaten adalıları o süngerler zengin etmiş.

Sömbeki teknesi

Tanıştığım her insanın bir hikâyesi var. Ama benim en çok etkilendiğim kişi, benden on yaş küçük olan Dimitri oldu. Ailesiyle birlikte buralardan ayrılmak zorunda kaldığında henüz beş yaşındaydı Dimitri, şimdi Sömbeki’de oturuyor. Seyrek de olsa gelir buralara, geçenlerde doksanıncı yaş gününde yine buradaydı. O gün Dimitri’yle neler konuştuğumuzu da anlatacağım ama önce köyümden söz edeyim biraz.

Söğüt köyü

Bizim köy büyük hoparlörlerden müzik dinlemek ya da ünlü kişileri görmek isteyenlere göre değil. Söğüt köyü dalgaların, kuşların, yaprakların seslerine kulak vermek, doğanın müziğiyle dinlenmek isteyenlerin hoşuna gider ancak. Buralarda denizin ne kadar güzel olduğunu, köyde lezzetli balıklar, deniz ürünleri yiyebileceğinizi, bizim ahtapot salatamızı başka yerde bulamayacağınızı da eklemem gerek. İlkçağ kalıntılarına, ören yerlerine meraklı olanlara da yakın çevremizden Thyssanos‘un, Bozukkale, yani Loryma‘nın adını vereyim, Serçe burnu batığının Bodrum Müzesi’ne buradan gittiğini söyleyeyim, yeter.

Söğüt köyüne erişmek için bir yol şu: Marmaris’ten Datça’ya giderken Bozburun tarafına dönecek, Selimiye’yi pas geçip Bozburun’a ulaşacaksınız, sonra 7 km daha gideceksiniz. Ama ben size hem güzel manzaralarıyla daha keyifli, hem de daha kısa olan, Marmaris’ten buraya 41 km’lik ikinci seçeneği öneriyorum: İçmeler’den Turunç’a giden yola girin, sağ tarafınıza dikkat edin, Söğüt köyünün tabelasını görünce sağa sapın. Yolda, Bayır köyünde soluklanıp bir çay içebilirsiniz.

Dimitri ise son gelişinde deniz yolunu tercih etmişti. Bir sonbahar günü, üzerinde ince bir takım elbise, elinde küçük bir pazar çantasıyla arkadaşının teknesinden köyün iskelesine indi. Buraya kadar yalnız başına yürüdü. Önce gövdemi kucaklayıp benimle hasret giderdi, sonra cebinden bir avuç dolusu harnup tohumu çıkardı, onları tek tek etrafıma gömdü. Bir yandan da kendi kendine mırıldanıyordu: “Oldu, tamam bu iş.” Ardından çantasından çıkardığı suyun bir kısmını ektiği tohumlara can suyu yaptı, kalan suyu içti, sonra da gölgeme oturup dinlenmeye başladı.

Altın para solidus (Büyük Konstantin, MS 335)

O tohumların zamanında insanlar için ne kadar önemli olduğunu bilir misiniz? Altın paralar için uzun süre standart ağırlık birimi oldu harnup tohumları. Çünkü ağırlıkları birbirinin aynıdır, her biri 0,2 gram çeker. Efendim, MS 4. yüzyılda Bizans imparatoru Büyük Konstantin, “solidus” diye bir altın para çıkartmış, o altının ağırlığı 24 harnup tohumu ediyormuş. Saf altına hâlâ “24 ayar”deyişimiz, o günlerden yadigâr kalmış.

Ben bunları düşünürken Dimitri bana, “Bak harnup” dedi, “Şu karşı koya Saranda dendiğini biliyorsun, Yunanca bu sözcüğün ‘kırk’ anlamına geldiğini de duymuşsundur. Orada bir kilise kalıntısı var, o kilise bizim ‘Sivas’ın kırk şehitleri’ dediğimiz azizler adına kurulmuş. MS 320 yılında o kırk kişi, kırk asker, Hıristiyan oldukları için İmparator Licinus tarafından Sivas yakınında buz kesmiş bir göle atılmışlar, hepsi donmuş.” Biraz duraklayıp, “Neden insanlar kendilerinden farklı olanları bazen yok etmeye, bazen de kovmaya çalışıyorlar? Hep böyle mi oluyor?” dedi. Onu dinlerken hüzünlendim, aklıma “Her gece yeni bir düello / her sabah yeni bir ölüm / hepsi bu şiire sığacak” diyen şair arkadaşım Behçet Aysan düştü. Yapraklarımı hışırdatarak Dimitri’ye, “Bazen de yakıyorlar” dedim. Dimitri müstehzi bir gülüşle ekledi: “Benim şansım varmış, yok edilenlerden değil, kovulanlardan oldum.”

“Sivas’ın kırk şehidi” (ikona)

Sohbete devam edemedik, çünkü o sırada pansiyona yeni bir aile gelmişti. Anne ile baba denize şöyle bir baktılar: “Ne kadar güzel bir yere geldik! Harnupun gölgesi de tam bize göre…” diye aralarında konuşarak odalarına gittiler. Küçük oğulları ise bize doğru seğirtti, Dimitri’ye “Sen burada mı oturuyorsun?” dedi. Dimitri yeni arkadaşının başını okşadı: “Hayır” dedi, “Senin kadarken ayrıldım buralardan… Şimdi bak, şu karşıki adada oturuyorum.” Soru sorma yaşındaki çocuk devam etti: “Peki, şimdi niye geldin?” Dimitri anlattı: “Ben buradan ayrılırken bu harnup ağacı ilk kez meyve vermişti, ben de ağacın o ilk tohumlarını cebime doldurup gitmiştim. Karşıki adaya o tohumlardan ektim, çıkan ağacın tohumlarını da şimdi getirip buraya ektim.” Oğlan güldü: “Yani dedeyle torunu buluşturdun!” O sırada rüzgar çıktığı için Dimitri ceketine sarınmıştı: “Evet, şimdi de işim bitti, gidiyorum.” Ayağa kalktı, bana tekrar sarıldı, fısıldayarak, “Seni tekrar göremeyeceğim belki de, elveda” dedi.

Artık dönüyordu Dimitri, bahçenin ilerisinden hem küçük arkadaşına hem de bana el salladı. Ben de ona el salladım ama, galiba Dimitri dallarım rüzgardan sallanıyor sandı.

Caner Fidaner

Radikal gazetesinin Pazar eki olan Radikal İki’nin 12 Eylül 2010 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar

14/09/2010 - Posted by | Yol Masalları | , , , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: