Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Havanalı Carmen

Carmen – Rosi, 1984

Arya sevmeyen bir arkadaşınız varsa, ona George Bizet‘nin Carmen operasından ‘habanera’ adıyla bilinen aryayı bir dinletin, arkadaşınız büyük olasılıkla fikir değiştirecektir. “Aşk asi bir kuştur, onu kimse evcilleştiremez!” sözleriyle başlayan şarkıdan söz ediyorum, hani Carmen bu şarkının sonunda, kendisini izleyen asker Don Jose‘ye bir çiçek verir, o anda Carmen’e âşık olan Don Jose’nin çöküşü de böylelikle başlamış olur.

Bu şarkı Don Jose’ye pek uğurlu gelmemiş ama Bizet‘ye büyük ün kazandırmış. “Habanera nedir?” derseniz, sözlük anlamı “Havanalı kız” olmakla birlikte, burada “Küba çıkışlı bir tür dans” anlamına geliyor.

Bu parçanın öyküsü bana ilginç geldi, dinlemek isterseniz anlatayım.

Bunun için, önce hep birlikte 1875 yılının Fransa’sına gitmemiz gerek. İşte genç George Bizet, opera tarihinde büyük bir yenilik yapmak üzere… Daha önceki operaların konuları hep mitolojiden, efsanelerden alınırmış ama, Prosper Merimée‘nin Carmen adlı romanından yola çıkan Bizet, konusunu günlük yaşamdan alan “gerçekçi” bir opera yazmış; tam onu sahnelemek üzere, izleyiciden alacağı tepkiyi merak ediyor. Yapımcılar ise yaptıkları masrafı çıkarma derdindeler, müziğine pek güvenemedikleri için Bizet’den operaya halkın hoşuna gidecek bir parça eklemesini istiyorlar. Bizet bunu kabul ediyor, ama yeni bir parça bestelemek yerine El Arreglito, yani ‘küçük uyarlama’ adlı parçayı alıp ufak değişikliklerle operasına bir arya olarak katıyor. 1864 tarihli basımında özgün parçanın adının altında Fransızca olarak ‘Chanson Havanaise’, yani ‘Havana şarkısı’ yazılı olduğundan aryanın adı da “habanera” oluyor. Şarkı o kadar beğeniliyor ki, yalnızca operaların değil bütün Batı müziği tarihinin en çok dinlenen parçalarından biri oluyor. Her ne kadar Bizet bu parçanın anonim olduğunu sanıyor idiyse de gerçekte özgün şarkının bestecisi, La Paloma (yani ‘güvercin’) isimli çok çok ünlü bir başka habaneranın da yaratıcısı olan Sebastian Yradier adlı İspanyol sanatçı.

Havana sokaklarında dans

Habaguanex’ten Havana’ya
Bugün Kübalılar tüketim çılgınlığının peşinde değil, hemen hepsi günlerinin bir bölümünü müzikle, dansla, sanatla geçiriyor. Eh, hareketli bir dans türünün de adını Küba’nın başkentinden alması insana çok doğal geliyor. Ama bu işi bilenler, habanera’nın en eski atası olan İngiliz köy dansının, Fransa’dan geçip Haitili göçmenler aracılığıyla Antillere gittiğini ve 1825’te Küba’da ‘danza habanera’ adıyla yeniden doğduğunu söylüyorlar. Sonra denizciler bu dansı İspanya’ya geri getirmişler, Carmen’e eklenen habanera ile de dansın ünü artmış, ömrü uzamış.

Kolomb 1492’de Küba yerlileriyle (1901 tarihli bir temsili gravur)

Bu dansa adını Havana vermiş, güzel de, Havana’ya adını kim vermiş? Aslında Küba’daki yerleşim yerlerinin çoğunun, Santa Clara, Trinidad, Sankti Spiritus gibi dini isimleri var. 16. yüzyılın ilk yarısında İspanyol işgalciler Küba’ya yerleşmeye başlıyorlar. O sıralarda adada yaşayan (ve zaman içinde İspanyollar tarafından yok edilmiş olan) yerli halkın nüfusu yüz bin kadar. Sömürgeci İspanyollar yerli halkı Hıristiyanlaştırmaya başlıyor ve yeni yerleşim yerlerine kutsal saydıkları isimleri veriyorlar. Ama Havana şehrinin adı, o bölgedeki yerlilerin şefi olan Habaguanex‘in adını taşımaya devam ediyor.

Bir gün Havana‘daki Devrim Müzesi‘ni gezerseniz, orada bir başka şefin yiğitlik öyküsünü okuyabilirsiniz: İşgalcilere teslim olmayan şef, yakılmak üzere direğe bağlanmış, yanında bir papaz, diyor ki: “Bak, bedenin ölecek, ama ruhunu kurtarmak elinde! Gel, şu son dakikada Hıristiyan ol, ruhun cennete gitsin!” Şef soruyor: “O cennette İspanyollar da olacak mı?” Papazın yanıtı “Evet” olunca da kararını veriyor: “Kalsın o zaman, Hıristiyan filan olmayacağım!” Bana sorarsanız, İspanyollara teslim olmayan o şefin özgür ruhu yaşamaya devam ediyor, hem de aşkı “asi bir kuş” olarak anlatan Carmen’in habanera’sında…

Julia-Migenes Johnson, Habanera’yı yorumluyor. (Video klibi izlemek için şarkıcının yazıdaki adını tıklayınız)

Şimdi ben derim ki, evinizdeki kaydı varsa, habanera’yı bir de bunu düşünerek dinleyin. Parçanın kaydı elinizde yoksa da, internetten Maria Callas ya da Angela Gheorghiu‘nun yorumlarını videodan izleyebilirsiniz. Benim tercihimi sorarsanız, ben Francesco Rosi‘nin 1984 yapımı Carmen filminin DVD’sini izlemeye başladım bile. İşte Julia Migenes-Johnson, beyaz giysisini savurarak bir yandan dans ediyor, bir yandan da bütün kadınları temsil edercesine “Eğer…” diyor, “…seni seversem bir gün, kolla kendini!”

Caner Fidaner

Bu yazı Radikal Gazetesi’nin pazar eki olan Radikal İki‘nin 16 Mart 2008 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar

05/11/2010 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , , , , , , ,

2 Yorum »

  1. Kabaca iki yıl sonra okumuş oldum ama sağol hocam.
    Çavuş

    Yorum tarafından çavuş | 05/11/2010 | Cevapla

    • Bazen o sıfatı kullanırız ama, aslında “geç” diye bir şey yoktur! 8-))
      sen sağol komşu.

      Yorum tarafından canerfidaner | 05/11/2010 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: