Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Sahilden Gelen Jumbo

Jumbo ile bakıcısı Matthew Scott (1875 civarı)

Gündelik hayatta jumbo sözcüğüyle ne kadar çok karşılaştığımızın farkında mısınız? Balıkçılarda karideslerin en irileri özel bir tezgaha konuyor, üzerlerine “jumbo” etiketi iliştiriliyor, örneğin. Yetmişli yılların en büyük yolcu uçağı olan Boing 747‘lere de Jumbo Jet denirdi, hâlâ da öyle deniyor. Hatta “Büyük boy”dan daha büyük çöp torbalarına bile “jumbo boy” deniyor.

 

Uçan Fil Dumbo

Anlaşılan, cüssesi benzerlerinden daha büyük nesnelerin böyle bir sıfatı haketmiş olduğunu düşünüyoruz.

Eğer tevellüdünüz yeterli ise bu ismin ilk sahibinin bir fil olduğunu hatırlayabilirsiniz. Belki de şu anda düşünmeye başladınız, “O filin adı Jumbo muydu, Dumbo muydu?” diye, bu yüzden öncelikle şu Dumbo – Jumbo meselesine açıklık getirelim. Walt Disney stüdyolarının ürünü olan 1941 yapımı çizgi filmin adı Dumbo, bizde “Uçan Fil Dumbo” adıyla oynamış. Filmde kocaman kulakları yüzünden sirkteki arkadaşlarının kendisiyle alay etmesine üzülen küçük filin adı Dumbo‘dur, Jumbo ise onun annesidir. Ama ilk Jumbo o filmdeki anne fil değil, zamanında bir efsane haline gelmiş gerçek bir fil, burada da onun adı kullanılmış.

Barnum’un bir el ilanı (1883)

Özgün Jumbo on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ve bugünkü birçok sinema yıldızını kıskandıracak kadar büyük bir üne sahip olmuş bir Afrika fili. Bugünkü Mali‘de, o zamanki Fransız Sudan‘ında, olasılıkla 1861’de doğmuş, iki – üç yaşlarındayken Paris yakınında bir hayvanat bahçesine getirilmiş, ama asıl ününü kısa süre sonra transfer olduğu Londra Hayvanat Bahçesi‘nde kazanmış. En büyük hayran grubu ise bir çoğunu sırtında taşıdığı çocuk ziyaretçileri imiş.

Jumbo’nun öldüğü yerdeki anıt – Kanada

O sıralar batı dünyasında yeni yeni büyüyen eğlence sektörünün ABD’deki en büyük girişimcilerinden biri, sirk sahibi P. T. Barnum, yüksekliği dört metreye varan bu devasa hayvanın taşıdığı kâr potansiyelini farketmiş olsa gerek ki, onu satın almak istemiş. Jumbo’nun satılmaması için İngiltere’de çocukların toplayıp Kraliçe Victoria‘ya ilettikleri yüz bin imzaya rağmen satış gerçekleşmiş. Yıl: 1882. Ödenen on bin Amerikan doları karşılığında Jumbo, yaşamının on yedi yılını geçirdiği Londra’dan ayrılıp ABD’ye gitmiş. Üç yıl sonra Kanada’da bir tren kazasında hayatını kaybedene kadar Barnum’a epey para kazandırmış. O tren kazası da popüler kültürde çok ciddi bir yer tutmuş. Olayın yüzüncü yılında, kazanın olduğu yere bir heykeli dikildiğine göre, Jumbo’nun toplumsal bellekte hatırı sayılır bir yer tutmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Neyse ki artık hayvan hakları diye bir kavram var, artık insanları eğlendireceğiz diye hayvanlara eziyet etmek birçok ülkede suç sayılıyor.

Bana bu hikayede en ilginç gelen nokta, o koca filin adı oldu. Ömrü sahibinden çok daha uzun süren ve birçok dilde yaygın olarak kullanılır hale gelen Jumbo sözcüğü. Ünlü filimize bu adı, yaşadığı sürece ona bakıcılık yapmış olan Matthew Scott takmış. Kaynak, Svahili dilindeki iki sözcük olarak biliniyor: “Şef” anlamına gelen “jumbe” ile “merhaba” demek olan “jambo”.Scott bu iki sözcüğü bir araya getirip yeni bir ad mı türetmiş, yoksa bunlardan birisini yanlış anlayarak ya da değiştirerek mi kullanmış, orası çok açık değil.

 

Svahili dili konuşulan bölge

Svahili bölgesi

Bu sözcüklerin kökünü ararken bir Afrika dilinin adı olan Svahili sözcüğü ile ilgili çok ilginç şeyler öğrendim. Meğer bu sözcük bize pek tanıdık imiş! Bakın, “v” harfini çıkarın, ne kaldı? “Sahili” değil mi? Şimdi son harfe bir şapka giydirin, “a”yı da azıcık uzatır gibi yaparak söyleyin: “Sahilî” Yani “Deniz kıyısına ait olan” ya da “Denizin kıyısındaki bir bölgeye ait olan”. Gerçekten de bu sözcük Arapça asıllı ve “Kıyıdakilere ait olan” demek.

Aslında hikaye bazılarına göre yedinci, bazılarına göre onuncu yüzyılda Arap ve İranlı gemici – tüccarların Hint Okyanusu yoluyla Afrika’nın doğu kıyısına gelmeleriyle başlıyor. Böylece bu bölgede birkaç yüzyıl içinde yeni bir kültür ortaya çıkıyor. O bölgenin adı Arapça “sahiller” anlamına “Savahil” diye adlandırılıyor. Oraların halkına da “Savahilî” ya da batı dillerindeki şekliyle Swahili deniyor.

Zaman içinde bu bölgede yerel dillerle Arapça’nın bir karışımı olan yeni bir dil ortaya çıkıyor. İşte, dilcilerin Bantu dil grubu‘nun bir parçası saydığı Svahili dili bu. Avrupalılar’ın Afrika’da kurdukları sömürge düzeni nedeniyle her ülkede başka bir batı dilinin egemenliği var, farklı bölgelerde çok sayıda yerel dil de kullanılıyor. Bu ortamda Svahili bir çok ülkede en çok kullanılan ikinci dil olarak geniş bir bölgenin ortak iletişim aracı haline geliyor.

Svahili dilindeki ilk yazılı belge 1711 tarihini taşıyor. Bugün bu dili kullananların sayısını bazıları elli milyon, bazıları ise seksen milyon olarak tahmin ediyor. Dört ülkenin (Tanzanya, Kenya, Uganda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti) resmi dili olan bugünkü Svahili’nin sözcüklerinin üçte birinden fazlası Arapça kökenli. Zaten o eski gemici – tüccarlar sayesinde Doğu Afrikada birçok yer ismi de Arapça’dan, Farsça’dan köken almış. Tipik örnek Zanzibar. Farsçada eskiden “pas (oksit)” anlamına gelen Zanc sözcüğü, Arapçada Afrikanın siyah derili yerlilerinin adı olmuş, bu sözcüğü Türkçe’de de zenci olarak kullanıyoruz. Farsça’da “-bar” sonekinin anlamlarından biri “bir şeyin kaynağı, geldiği yer” olduğu için Zanzibar da “Zencilerin kaynağı” demek oluyor. Rivayete göre Mozambik de adını o bölgeye yerleşmiş ilk Arap tüccarı “Musa Al-Bik”ten almış.

Demek ki eski yüzyıllarda tüccarlar yalnızca malların değil sözcüklerin, dillerin, kültürlerin de bir yerden başka bir yere taşınmasında önemli roller oynamışlar. Belki taşıdıkları mallar tükenmiş, ödedikleri paralar harcanıp bitmiş, ama yaydıkları sözcükler hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Caner Fidaner

“Büyük boy”dan daha büyük çöp torbalarına “jumbo boy” deniyor, örneğin.
Reklamlar

06/01/2011 - Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , , ,

4 Yorum »

  1. Caner bu kadar dolu dolu bilgiler içeren ilginç bir hikaye, elleine sağlık!

    Yorum tarafından can çirişoğlu | 07/01/2011 | Cevapla

  2. “…kazanın gerçekleştiği yere…” Canerciğim, eğer kaza “gerçekleşmişse” o kaza değildir önceden plânlanmıştır :-).

    Yorum tarafından Hilmi Yavaş | 10/03/2014 | Cevapla

    • Uyarı için çok teşekkürler, hatayı düzelttim. 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 11/03/2014 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: