Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Denize atılan şişeler

Ellili yaşlara geldiğimde gittiğim her gezide yabancı olanı, değişik olanı, farklı olanı değil, kendimi aramaya başlamıştım.

İşte o gezilerden birinde bir gün bir baktım, ıssız bir adada kalmışım. Aslında şehir karşıdan görünüyordu, ama şehirle aramızda geniş bir deniz vardı. Ben de çok iyi yüzemediğimden şehre bu yolla erişmem olanaksızdı.

İyi bir yüzücü olmadığıma hayıflanarak ıssız adamda dört döndüm günlerce, bir çıkış yolu bulmaya çalıştım, bir kurtuluş umudu aradım. Bir sal ya da kayık yapmayı da düşündüm ama, bunun için deneyimim de yoktu, araç gerecim de. Tek yolun denizi yüzerek geçmek olduğunu düşünüyordum.

Yoruldukça kumluk sahile oturup karşıdaki kıyıyı seyrediyordum. Önümde büyük bir su kütlesi uzanıyor, gökyüzünün bittiği yerde şehrin inişli çıkışlı yapıları benimle alay eder gibi duruyordu. Hele geceleri yüksek binaların ışıklarını gördükçe hüzünleniyor, o binaların içinde yaşayanların kahkahalarını, sohbetlerini işitir gibi oluyordum. Kıyıya her oturuşumda şehre kadar yüzüp öteki insanlara ulaşabilmek için denizde hangi hızla, ne kadar süre yol almam gerektiğini hesaplamaya çalışıyordum.

Sabahlardan bir sabah kumların arasında bir parlaklık dikkatimi çekti. Kıyıya vurmuş cam bir şişeydi bu. Şişeyi elime aldım, baktım içinde bir kağıt var, üzerinde bir mesajın yazılı olduğu anlaşılan bir kağıt. Hemen şişenin mantarını çıkardım, şişeyi silkeleyip içindeki kağıdı avcuma düşürdüm, kağıdın üzerindeki yazıyı heyecanla okumaya başladım:

“Ey bu kağıdı elinde tutabilme, üzerindeki yazıyı okuyabilme bahtiyarlığına nail olan talihli şahıs! Başka kimselerin hayallerinde bile göremeyecekleri bir imkana kavuştun şu anda. Ne istediğini iyi düşün. Yalnızca bir dileğin için de olsa imkansızı unut. Karşında, denizin içinde senin tek dileğini gerçekleştirmek için bekleyen sihirli bir okyanus balığı göreceksin.”

O anda kafamı kaldırıp denize baktım, gerçekten de o sığ kumsala nasıl gelebildiğini hiç anlayamadığım koca bir balık karşımda duruyor, gözlerimin içine bakarak adeta beni inceliyordu. Kağıdı okumaya devam ettim:

“O balık okyanuslara dönebilmek için senin bir dileğini, ama tek bir dileğini yerine getirmek mecburiyetindedir. Hemen ona dileğini söyle.”

Kalbim hızla çarpmaya başlamıştı. O sıralarda tek düşündüğüm şey yüzerek şehre ulaşabilmek, böylece yalnızlıktan kurtulmaktı, zihnim bununla doluydu. Karşıma çıkan bu fırsatı en uygun biçimde değerlendirmek için “Yüzebilmek istiyorum!” demeyi planladım, ağzımı açtım… Fakat o sırada kafam karıştı, dilim dolaştı, ağzımdan “Yüzebilmek istiyorum!” yerine “Yazabilmek istiyorum!” sözleri döküldü. Ben ne dediğimi farkedene kadar karşımdaki balık yüzgecini şıklatmış, bana arkasını dönmüş ve okyanuslara doğru gözden kaybolmuştu.

Olduğum yere çöktüm kaldım, ne hissedeceğimi bilemiyordum. Sevinsem mi, üzülsem mi diye kararsızlık içindeydim. Kumsala baktım, az önce bulduğum kağıdı elime aldım, gördüm ki kağıt kendi kendine çoğalıyor, şişe de öyle! Her birine dokundukça çoğalan kağıtlarım ve şişelerim olmuştu. Çevreme baktığımda anladım ki sihirli okyanus balığı bana tükenmez bir yazı takımı da bırakmıştı.

Ben de yapabileceğim tek şeyi yaptım, yazmaya başladım. Doldurduğum her kağıdı bir şişeye koyuyor, ağzını mantarla iyice kapattığım şişeyi suya bırakıyordum, şehre doğru gitsin diye. Üç, beş, on… Gönderdiğim şişelerin sayısı günden güne arttı. Her yeni şişeyi şehre ulaşacağı, içindeki yazıyı birilerinin okuyacağı umuduyla suya salıyordum.

Okuyarak bu satıra kadar geldiğinize göre, anlaşılıyor ki şişelerden bazıları şehre ulaşmış.

Ne güzel.

Caner Fidaner

(Bu yazı, 6 Nisan 2011’de Türkiye Gezginler Kulübü‘nün 3. Evliya Çelebi Gezi Yazısı Yarışması‘nın ödül töreninde yapılan konuşmanın genişletilmiş halidir. Ödül alan yazıya erişmek için tıklayın: Münihli Ludwig)


Reklamlar

15/04/2011 - Posted by | Yol Masalları | , ,

9 Yorum »

  1. Sevgili Caner,
    Bir Selluka Ut Gecesinde tanışmıştık. Şişelerden biri da bana ulaştı, bilgi vereyim dedim. Harika bir yazı! Tebrikler.

    Yorum tarafından Ümit Çini | 15/04/2011 | Cevapla

    • çok teşekkürler sevgili ümit… sizi ud gecesinden sonra feysbuk’tan izlemeye devam ediyorum… 😎

      Yorum tarafından canerfidaner | 15/04/2011 | Cevapla

  2. Alternatif anlatım:

    O an biraz çekinsem de hemen heyecanla “yüzebilmek istiyorum” dedim. Sonra balık dediğimi anlamış gibi dönüp uzaklaştı. Neşeyle beklemeye başladım. Sudaki hareketlere daldım, biraz hayal kurdum, durdum, bakındım… Neden sonra o ses:

    “Demek yazabilmek istiyorsun… İsteğin yerine getirilecek.” dedi.

    Ama, hayır, ben.. demeye kalmadan büyüler dağıldı, sular çekildi ve masamın başında dolmakalem ve kağıtlarla başbaşa kaldım.

    Yani nerede yanlış yaptım bilmiyorum. Söyleyemedim mi, söyledim de yanlış mı duydu, duydu da anlamadı mı, anlayacaktı da anlamazdan mı geldi, zoruna mı gitti, istemedi mi, layık mı görmedi, bu bir tuzak mıydı, yoksa bütün her şeyi ben mi uydurdum… diye düşünürken önümdeki kağıda baktım ve yarım kalmış bir öykü gördüm. Ben de elimden geldiğince tamamladım, kağıt üstünde de olsa.

    Yorum tarafından fidaner | 15/04/2011 | Cevapla

  3. Senin şişeler şehre ulaşmış ne mutlu!
    Balık okyanusuna ulaşabildi mi acaba?

    Yorum tarafından Nihal Dizdar | 15/04/2011 | Cevapla

    • Çok güzel bir soru, güzel ve teşvik edici! Aslında okyanus balığı kaçıp gitmeden önce bana pullarından bir avuç bıraktı, ondan haber almak istediğimde pullardan birisini yakıyorum, böylece görüşebiliyoruz. Eh, balığın da bir hikayesi var tabii. Başka merak edenler de oldu, becerebilirsem o hikayeyi de yazacağım. Ama sonunu söylemeyeyim de heyecanı kaçmasın! 😎

      Yorum tarafından canerfidaner | 16/04/2011 | Cevapla

  4. Güzel yazı. Sığacık’la ilgili bilgi ararken bu yazıya ulaşmış olmak da güzel. 🙂

    Yorum tarafından Çağrı | 02/06/2014 | Cevapla

  5. Caner Bey, şişeleriniz çok geç ama hepsi birden bana ulaştı.Şişelerin içinde kaybolmuş durumdayım…
    Üçüncü Bahar dan 82. Komşunuz.
    Saygılarımla,
    Nedret Zoral.

    Yorum tarafından Nedret Zoral | 07/12/2014 | Cevapla

    • İlgine çok teşekkürler komşu. Görüş ve önerilerini de beklerim. 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 08/12/2014 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: