Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Doğal Bir Olay

O akşamın biletini aylar öncesinden almıştım. Gerçi planımıza başka faaliyetler de eklemiştik ama, kız arkadaşımla o hafta sonu büyük şehre gelişimizin asıl nedeni, açık hava tiyatrosundaki konserdi. Yerimiz çok güzeldi, sıra komşularımız kafa dengi insanlardı, hem birbirimizle, hem de onlarla sohbet ettik şarkı aralarında. Şarkıcı sahnede önceden tahmin etmediğimiz derecede başarılıydı, oradan oraya koşturuyor, dans ediyor, kimini önceden bildiğimiz, kimini yeni duyduğumuz şarkılarıyla bizi coşturuyor, hepimizi oturduğumuz yerlerden kaldırıyor, eğlendiriyordu.

Ama o gecenin en kayda değer olayını konserden sonra yaşayacaktık. Bana hep öyle olur zaten, başımdan hoş bir olay geçtiğinde, onu daima daha iyisi izler.

Konser bittiğinde “İyi ki gelmişiz” duygusu içindeydik; kız arkadaşımla bir yandan “Şu taraftan gidelim, hayır, öteki çıkış daha iyi” diye açık hava tiyatrosundan ayrılmaya çalışan binlerce kişinin arasından kendimize yol bulmaya uğraşıyorduk, bir yandan da kalabalıktan kurtulduktan sonra bir caz kulübüne gitme planları yapıyorduk.

Tam o sırada, bir anda farkettim onu: Yirmi yıl önceki kız arkadaşım biraz ötemde duruyordu, henüz bir üniversite öğrencisi iken birlikte çok güzel günlerimiz olmuş, anılarımız birikmişti. Fakat ben yirmi yıl içinde epey değiştiğim halde o az ötemde, bir grubun arasında öğrencilik zamanındaki haliyle duruyordu. Bildiğim giysiler vardı üzerinde, saç modeli değişmemişti, görünüşü de, konuşmaları, davranışları da yirmi yıl öncekinin tıpatıp aynısıydı. Üzerinde yirmi yıl öncesinin giysileri vardı ama, onları kendine yakıştırmıştı eskiden olduğu gibi. Konseri beğendiğini belli edercesine gülüyor, el kol hareketleriyle çevresindekilere bir şeyler anlatıyordu.

Yakınına gittim, başkalarıyla konuştuğu için önce beni görmedi. “Gülden” diye seslendim, döndü bana baktı, “Sen!” diye bir sevinç çığlığı atıp boynuma sarıldı ve hemen anlatmaya başladı, beni orada gördüğüne hem çok şaşırmış, hem çok sevinmişti. Şaşırmıştı, çünkü ben başka şehirde oturuyordum ve bu konsere geleceğimden haberdar değildi. Sevinmişti, çünkü benim de bu konseri izleme fırsatı bulmam hoşuna gitmişti. İnsanlar etrafımızdan geçip gidiyordu. Hem beni tanımasına, hem de gösterdiği yakınlığa çok sevindim. O hâlâ konuşuyordu heyecanla: “Ne güzel rastlantı, yıllar sonra aynı konsere gelmiş olmamız, buradaki binlerce kişi içinde birbirimizi görmüş, bulmuş olmamız.”

Kız arkadaşım biraz şaşırmış gibiydi, ikisini tanıştırdım: “Bak Nermin, bu Gülden, hani sana sözünü ediyordum. Gülden, seni arkadaşım Nermin’le tanıştırayım.” Tokalaştılar. Birbirlerine “sizi tanıdığıma sevindim” filan dediler. Sonra Gülden, o sırada az ötede birileriyle konuşan erkek arkadaşını çağırdı, heyecanla bizi tanıştırdı. Tokalaştığım kişiyi hiç yabancılamadım, çünkü yirmi yıl önceki kendimi görüyordum karşımda. Ben onu tanımıştım ama, gençliğim beni tanımamıştı doğal olarak. Bana gülümsedi, “Gülden hep sizden söz eder” dedi, “İnşallah iyi şeyler söylüyordur” diye karşılık verdim. Sevecenlikle; “Elbette, elbette” dedi, “Bilirsiniz sizi çok sever”. Kaçamak bir bakışla gençliğimin artık unutur gibi olduğum yüzünü inceledim: Evet, saçları alnına düşüyordu, doğru hatırlamıştım, kısa saç modeline geçmemişti henüz. Bir iki yıl sonra sıkılıp keseceği çene sakalı yüzüne özgün bir anlam katıyordu. Alnında, şakaklarında çizgiler oluşmamıştı daha, ama yıllar sonra aynada onları fark ettiğinde çizgilerin müsebbibi olarak sürekli gülmesini gösterecekti, bunu biliyordum. Tahmin ettiğim gibi kendine güvenen bir hali vardı, planladığı şeylerden önemli bir kısmının gerçekleşmeyeceğinin henüz farkında değildi.

O sırada Gülden, bütün bu telaşenin biraz dışında kalmış gibi görünen Nermin’e heyecanla benden bahsediyordu, son olarak “Onun kıymetini bil” dediğini duydum, içim bir hoş oldu. Bunu herhangi bir kişi değil, yirmi yıl önceki kız arkadaşım söylüyordu çünkü. O akşam rahat uyumamda bu sözü duymuş olmamın ciddi bir etkisi olmuştur, eminim.

Aslında hiçbir özgünlüğü olmayan, doğal bir olaydı o gece başımdan geçenler, eminim benzerlerini herkes sık sık yaşıyordur. Yine de o gece olanları yazmadan edemedim nedense. Olayı kaleme alırken isimleri değiştirmiş olmamın da anlayışla karşılanacağını düşünüyorum.

Caner Fidaner

Reklamlar

26/04/2012 - Posted by | Öyküler |

2 Yorum »

  1. güzel anılar, güzel dönüşler yaşatıyor bize ..ve , kaleminizden güzel bir öyküye dönüşmüş. teşekkürler caner bey:)

    Yorum tarafından derya tokmakçıoğlu | 26/04/2012 | Cevapla

    • Asıl ben teşekkür ediyorum, derya hanım, ilginize… 😎 Caner

      Yorum tarafından canerfidaner | 26/04/2012 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: