Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Leylâ Erbil’in kalan’ına Zeyl

0- Kalan - Leyla Erbil Leylâ Erbil’in kalan adlı kitabını büyük bir keyifle okudum. Ancak kitabı okurken bazı kaynaklara başvurma ihtiyacı duydum. Çünkü bazen anlamını bilmediğim sözcükler, şarkı sözleri ya da ifadelerle karşılaştım, bazen de metinde sözü geçen şarkı, sinema filmi, kitap gibi sanat ürünlerine erişmek ya da onları hatırlamak istedim. Ayrıca kimi özel adlar hakkında bilgi topladım. Böylece kitabı görece geniş bir çerçeveye oturtabildiğimi düşünüyorum. Sanıyorum böylelikle kalan‘dan bana daha çok şey kalmasını sağladım.

Leylâ Erbil’in çok sayıda okuru olduğunu biliyorum. Derlediğim bilgi ve belgelerle başka ilgilenenler de olabilir diye kitaba bir “zeyl” yazmak istedim. Aşağıdaki metin böyle ortaya çıktı. Dördüncü baskının sayfa numaralarına göre sıralanmış olan aşağıdaki ekler, kitaba dipnotlar olarak da kabul edilebilir.

Büyütmek istediğiniz resim olursa üzerine tıklayın.

Bir şey daha eklemek istiyorum. Kitabın adını dış kapaktaki gibi “Kalan” biçiminde değil, iç kapaktaki gibi küçük harfle başlatarak ve italik harflerle, “kalan” diye yazmayı tercih ettim. Çünkü kütüphanecilikte iç kapaktaki yazım referans alınır.

kalan, ilk kez Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2381 numarayla ve Ekim 2011’de basıldı. Benim elimde Ocak 2012 tarihli dördüncü baskıdan bir kopya var, bu notlarda onu esas alıyorum.

.

başlangıç

(1) Bu kitap hiçbir “ödül”e katılmamıştır (İç kapaktan önceki sayfa):

Leylâ Erbil 1968’de aldığı karara ömür boyu sadık kalmış, o tarihten sonra hiçbir ödüle başvurmamış ve basılmış bütün kitaplarına bu notu koymuştur.

.

önsözce

(2) gog mogog (sayfa 3):

Her üç kutsal kitapta da adları geçen, genellikle cüce kabul edilen, bazen de dev ya da garip görünüşlü olarak betimlenen yabancı halk. “Gog magog” İbranicedir, bu adların Arapça’daki eşdeğeri “yecüc mecüc”tür.

Stella Greka

Stella Greka

(3) yirise se perimeno yirise / mikrula mu kopela / ela ela ela… (sayfa 3):

Bestesi Yiannis Vellas’a, sözleri Nikos Fatseas’a ait Yunanca tango. Buradaki dizeler Yunan alfabesi ile şöyle yazılıyor: “Γύρισε σε περιμένω γύρισε / μικρούλα μου κοπέλα / έλα, έλα, έλα.”  Bu sözlerin Türkçesi yaklaşık olarak şöyle: “Dön geri, bekliyorum seni, dön geri / küçük kız, benimki / haydi haydi haydi…” Plağı 1947’de basılmış olan ve “Yirise” ya da “Ela ela” adıyla bilinen bu parçayı, yanda bir resmini gördüğünüz Stella Greka’dan dinlemek için burayı tıklayın. 

(4) eho mono pono / yirise (sayfa 4):

Yirise adlı şarkının sözlerinden bir bölüm. Yunan alfabesiyle yazılışı: “έχω μόνο πόνο / Γύρισε”, Türkçe yaklaşık anlamı: “Bende acı kaldı sadece / Dön geri”.

(5) adı hapşuya benzer bir kraliçe (sayfa 10):

Eski Mısır’ın 18. hanedanından Hatşepsut olsa gerek.

(6) Si-murg (sayfa 12):

Düşsel bir kuşun adı olarak bilinse de Farsça’da anlamı “otuz kuş”tur.

Roma Açık Şehir filminin afişinde Anna Magnani

Roma Açık Şehir filminin afişinde
Anna Magnani

(7) bakışı “roma açık şehir” filmindeki / hışım dolu silvana mangano’nun bakışı (sayfa 18):

Burada bir bellek kazası olduğu anlaşılıyor. “Roma Açık Şehir” adlı filmde (özgün adı: “Roma, Città Aperta”, yönetmen: Roberto Rosselini, 1945) baş kadın kahraman olan Pina’yı Silvana Mangano değil, Anna Magnani canlandırmıştı. Pina’nın “Hışım dolu bakış”ı ise, Gestapo nişanlısını götürürken kendisini tutan Alman askerine yöneltilmişti. Bu bakışı görmek için burayı tıklayın ve on dördüncü saniyeye dikkat edin.

Öte yandan Silvana Mangano’ya Türkiye’de ün kazandıran film, çeltik işçilerinin dünyasını anlatan “Acı Pirinç”tir (özgün adı: “Riso Amaro”, yönetmen: Giusseppe De Santis, 1949).

Edith Piaf'ın "je ne regrette rien" adlı albümünün kapağı

Edith Piaf’ın “je ne regrette rien” adlı albümünün kapağı

 

(8) apori (sayfa 21):

Eski Yunancası: ἀπορία. “Konuşmacının ne diyeceğini bilemeyip dinleyicilerin karşısında bir an donup kalması” ve “bu sırada yüzde görülen abartılı kuşku ifadesi” anlamlarına gelir.

(9) no rien de rien (sayfa 21):

Yanda bir resmini gördüğünüz Edit Piaf’ın “Je ne regrette rien” adlı ünlü şarkısının başlangıcı. İlk iki dize (“Non, rien de rien / Je ne regrette rien”) “Hayır, hiçbir, hiçbir şeyden / pişman değilim hiçbir şeyden” şeklinde Türkçe’ye çevrilebilir. Parçayı hatırlamak için burayı tıklayın.

10- Ummu-Gulsum-OumKalthoum

Ümmü Gülsüm (ya da adının İngilizcedeki yazılışıyla Oum Khaltoum)

(10) ümmü gülsüm (sayfa 21):

Otuzlu yıllardan başlayarak Türkiye’de de tanınmış ve çok sevilmiş dünyaca ünlü Mısırlı kadın şarkıcı. Güzel sesi ve uzun şarkıları ile bilinir. Kırklı, ellili yıllar altın çağı sayılır. Yanda bir resmini görüyorsunuz.

Sevim Burak’ın Afrika Dansı adlı kitabında da Ümmü Gülsüm adlı bir minik hikâye vardır.

Ümmü Gülsüm’ün bir parçasından birkaç dakikalık bir bölüm dinlemek için burayı tıklayın.

(11) farandola (sayfa 39):

“Farandol” de denen bir halk dansı. Fransa başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde yaygındır. Bir örnek görmek için burayı tıklayın. Ayrıca bu dansın müziği de aynı adı taşır. Örneğin Georges Bizet’nin ikinci Arlezyen süiti bir farandoldür.

(12) ena bukali (sayfa 48):

(ya da “ένα μπουκάλι”) Yunanca “bir şişe”

(13) charles vidor’un yönetmenliğini yaptığı / “bitmeyen şarkı” / ünlü piyano virtüözü liszt’in hayatı (sayfa 51):

Türkçe’de bir adı da “Ölmeyen Şarkı” olan 1960 tarihli film. Özgün adı: Song Without End, yönetmenleri: Charles Vidor ve George Cukor, oynayanlar: Dirk Bogarde (Liszt), Capucine (Prenses Carolin). Filmden Liszt’in org çaldığı kısa bir bölümü izlemek için burayı tıklayın.

(14) korkunç ivan (sayfa 52):

Eisenstein’ın yönettiği 1944 tarihli film (özgün adı: İvan Grozni – Иван Грозный)

 (15) mademoiselle!.. / my – concord – 6.30 roissy – kennedy airport about 9.30 yellow cab – to manhattan – sunny weather in central park. Shopping the 5th avenue – flash at the bus stop – a soft drink in brooklin’s cafe!!! champagne!!! preview at modern art gallery with my old limuzine – lovely walk along the city – back to paris then istanbul with tender souvenirs!!! (sayfa 54):

Kitapta kırmızı montun sırtında yazılı olduğu söylenen bu İngilizce ifadeler Türkçe’ye şöyle çevrilebilir:

“matmazel!.. / benim – Concorde [1976 – 2003 yılları arasında Paris – New York seferleri yapmış olan ve sesten hızlı giden uçak] – 6.30 Roissy [Paris’in kuzey bölgesindeki uluslararası havaalanı. 1966’da açılmış, 1974’te adı Charles De Gaulle olarak değiştirilmiştir.] – 9.30 civarında Kennedy Havaalanı [New York’taki üç havaalanından biri] sarı taksi – Manhattan’a – Central Park’ta güneşli bir hava. 5‘inci Cadde’de alışveriş – otobüs durağında yanan ışık – Broklyn Cafe’de alkolsüz bir içecek!!! şampanya!!! Eski limuzinimle Modern Sanat Galerisi’nde özel gösterim – şehir boyunca hoş bir yürüyüş – kibar hediyeliklerle önce Paris’e ardından İstanbul’a dönüş!!!”

17- Tuhaf-Bir-ErkekAyrıca, kitabın sonundaki “kişi adları listesi” bölümündeki “concord” maddesinde şöyle bir not var: ‘ah ilk erkeğin doyulmaz koyun koyunalığı, geleceğin tuhaf bir “adamı” (sayfa 232)’

 (16) !!! (sayfa 54):

Leylâ Erbil kendisine özgü yazım işaretleri kullanır, “üç ünlem yanyana”, “üç virgül yanyana” bunlar arasındadır.

 (17) adı da “bir erkek” değil / “tuhaf bir erkek” olacak novellanın… (sayfa 57):

Bu kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2013’te yayımlandı, kapağı yanda görünüyor. “Novella”, “kısa roman” anlamına geliyor. Ayrıca 15 numaralı nota bakın.

.

birinci bölüm

18- Rio Bravo - John Wayne

John Wayne (Rio Bravo filminde)

(18) böyle zamanlarda uzaktan bakıldığında boyu bosu, yüzü, bakışı, bir gözünün ötekine göre hafif kısıklığıyla ayakta dururken john wayne’in “rio bravo” filmindeki gövdesine dönüşür (sayfa 79):

Sözü edilen görüntü yandaki gibi olsa gerek.

(19) annemi dansa kaldırdığında ise kakoyannis “yunanlı zorba”daki anthony quinn’inde karar kılsa da (sayfa 79):

1964 tarihli filmden sözü edilen dansı izlemek için burayı tıklayın.

(20) søren kierkegaard (sayfa 92):

Danimarkalı varoluşçu filozof. “İmanın diyalektiği” üzerine söylediklerini inceleyen İngilizce bir makaleye buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

John Constable - Deadham Vale

John Constable – Deadham Vale

(21) “cogitatio, cogitatio” (sayfa 94):

Türkçesi “düşünce, düşünce” olan Latince söz. Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım.” anlamına gelen “Cogito ergo sum” ifadesine gönderme olarak kabul edilebilir.

 (22) ressam constable (sayfa 96):

Romantik İngiliz ressam John Constable (1776 – 1837). Bir tablosu yanda görülüyor.

 (23) piyetizm (sayfa 110):

Protestanlık içinde yer alan ve püritenliğe benzeyen bir mezhep. İsmin kökenindeki “piety” sözcüğü “kendini dine adama erdemi” anlamına geliyor.

 (24) ayda to moro mu / hayda to yavri mu / den ta tu to foreso ali mia (sayfa 112):

Ne yazık ki bu sözlerin şarkısını bulamadım. İlk iki dizenin yaklaşık Türkçe anlamı: “Haydi bebeğim / haydi yavrum”

 (25) thoristo pasam… endoksi… (sayfa 121):

“Thoristo pasam” ifadesi Türkçe “Turist paşam”ın Rum ağzında söylenişi olabilir. “Endoksi” ise “meşhur” anlamına geliyor. Muhtemelen müşterinin gelmesi için o mekanın ne kadar ünlü olduğu söyleniyor.

(26) sairfilmenam (sayfa 136):

uyurgezer. Sözcüğün aslı: “seyr-i filmenam”.

Leonardo Sciascia - Şarap Rengi Deniz

Leonardo Sciascia – Şarap Rengi Deniz

(27) homerosrengi (sayfa 146):

Homeros’un rengi” sözü ile ilgili yazılması gerekenler bir dipnota sığmaz. Şu kadarını söyleyeyim: Homeros, denizden söz ederken birkaç yerde “koyu şarap rengi deniz” demiştir. Halbuki onun yerine mavi, koyu mavi, lacivert ve benzeri sözcükleri kullanması beklenirdi. Bu konu edebiyat tarihinde epey tartışılmıştır.

Pirandello’nun ardılı sayılan Sicilyalı hikâyeci Leonardo Sciascia’nın “Şarap Rengi Deniz” adlı kitabı Türkçe’ye de çevrilmiştir (Yapı ve Kredi Yayınları, 2012). Kitabın kapağını yanda görüyorsunuz.

Willam Goldstone ise Homeros’un “mavi” sözcüğünü hiç kullanmayıp denizi “koyu şarap rengi” ile betimlemesine bakıp onun renk körü olduğunu iddia ediyor. Tabii başka gerekçeleri de var. Bu tez ile ilgili başka bilgiler için Yasemin Çongar’ın “Homeros’un renkleri ve dil kâşifliği” adlı yazısını okumanızı öneririm. Bu yazıya erişmek isterseniz burayı tıklayın.

Nikos Gunaris'in Atina'daki heykeli

Nikos Gunaris’in Atina’daki heykeli

(28) yavedut sultan (sayfa 147):

(ya da Ya Vedut Sultan) Eyüp’te türbesi vardır. Hayatı hakkında birbirinden çok farklı söylentiler kayda geçmiştir.

(29) nikos gunaris (sayfa 147):

Ellili yıllarda popüler şarkılarla büyük ün kazanmış, müzikli filmlerde de oynamış Yunan tenor. Yanda Atina’daki heykelini görüyorsunuz. 1954 tarihli Mutlu Başlangıçisimli filmden “Tombul piliç” adlı şarkısını izlemek için burayı tıklayın.

Sophia Vembo

Sophia Vembo

(30) sofia vembo (sayfa 147):

Gelibolu doğumlu Yunan şarkıcı. İki dünya savaşı arasında kazandığı ünü Yunanistan – İtalya Savaşı sırasında yurtsever şarkılarıyla sürmüş ve ellili yıllarda daha da artmıştır. Müzikli filmlerde de oynamıştır. “Stella” adlı filmde (yönetmen: Mihail Kakoyannis, 1954) söylediği, Hacıdakis’in bestesi “Ayın on üçünde” adlı şarkıyı dinlemek için burayı tıklayın.

(31) vedet şantöz marra vincent (sayfa 147):

Ne yazık ki bu şarkıcının gerçek dünyadaki karşılığını bulamadım.

(32) kaol (sayfa 158):

Metal parlatmada kullanılan bir çeşit kil.

(33) italyan pisante taşı (sayfa 168):

“Pesante” İtalyancada “ağır” anlamına geliyor. Fakat burada kastedilen başka bir şey olabilir.

Andrey Rublev'in Çanı - Tarkovski'nin filminden

Andrey Rublev’in Çanı – Tarkovski’nin filminden


(34) rubrov’un çanı (sayfa 183):

Andrey Rublev (ya da Ryublov) Rusya’da, çarlık kurulmadan önceki kargaşa döneminde, 15. yüzyılda yaşamış bir din adamı ve ikon ressamıdır. Tarkovski hayatı hakkında çok az şey bilinen bu tarihi kişilik hakkında başyapıt olarak değerlendirilen bir film çekmiştir (Andrey Rublev, 1966). Sanatın ve sanatçının toplumdaki yerini tartışan bu filmde Rublev genç yaşında çok büyük bir çan yapmak için uğraşır. Filmden çanla ilgili bir bölüm izlemek için burayı tıklayın.

(35) hristo anesti – alitos anesti (sayfa 200):

Paskalya selamı ve cevabı. Anlamı: “İsa uçtu – Elbet uçtu”.

(36) puriamlar (sayfa 202):

Bu isimde bir dini grup bulamadım. Fakat “puriam”, Latince “saf, arı” anlamına geliyor. Bu durumda “puriamlar” ifadesi “puritenler”i kast ediyor olabilir.

.

Thonet No. 14

Thonet No. 14

ikinci bölüm

(37) kafkaiyen (sayfa 211):

Kafka’nın romanlarındakine benzeyen ortamlar ya da Kafka’nın kahramanlarını andıran kişiler anlamında aslı Fransızca olan sözcük (“kafkaïen”). Sözcüğün Almanca eşanlamlısı olan “Kafkaesk” sözü Türkçe’de daha yaygındır. Terimin İngilizce eşdeğeri “Kafkaesque”tir.

(38) tonet bir iskemle (sayfa 212):

Michael Thonet, 19. yüzyılın tanınmış bir iskemle tasarımcısıdır. En ünlü çizimi, resmi yanda görünen “Thonet no.14”tür.

kişi adları listesi

Theda Bara (Kleopatra filminde)

Theda Bara (Kleopatra filminde)

(39) todo bara bakışlı (sayfa 232):

Theda Bara, sessiz film döneminin en ünlü kadın oyuncularından biridir. “Vampir” sözcüğünün kısaltması olan “vamp” sıfatı ilk kez onun için kullanılmıştır. Baş rolünü oynadığı 1917 tarihli Kleopatra filminden bir bakışını yanda görüyorsunuz. Aynı filmden bugüne kalmış tek kısa parçayı izlemek için ise burayı tıklayın.

 (40) concord (sayfa 232):

15 ve 17 numaralı notlara bakınız.

.

Benim zeylim burada bitiyor. Fakat yazdıklarımı düzeltmek, metne ekleme yapılmasını önermek ya da görüşlerinizi açıklamak için aşağıdaki yorum seçeneğini kullanabilirsiniz.

Başta 24, 31, 33 ve 36 numaralı notlarla ilgili açıklamalar olmak üzere her türlü katkı beni sevindirecektir. 

.

Caner Fidaner

Reklamlar

22/11/2013 - Posted by | Okurken | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

4 Yorum »

  1. Film,kitap.. elinde yeniden var ediliyor sanki.
    “anlamn bilmediin” kelimeler,sozcukler,sarklar…” senin oldumu artk…,
    Ne kadar zaman harcadn…
    Bu sre kimbilir ne keyif veriyor sana.M?
    Senin bu “zeyl”ini okumadan kitab okusaydm ne olucakt…Eksik? fakir?

    Eline salk,guzel arkada.
    asuman

    Date: Fri, 22 Nov 2013 14:18:35 +0000
    To: basuman37@hotmail.com

    Yorum tarafından asuman boyacigiller | 22/11/2013 | Cevapla

    • Çok sağol sevgili Asuman… Yeni şeyler arayıp bulmak keyifli elbette, ama buna ek olarak yazdığım her not Leylâ Erbil ile aramızda görünmez bir bağ oluşturuyor sanki, o daha güel bir duygu.
      Eski bir alışkanlığım var, okurken yeni sözcükleri işaretler, karşılıklarını da not ederim. O notları böyle bir metin haline getirmek, görsel malzemeyi ve bağlantıları bulmak… üç dört gün aldı.
      Fakat “eksik okuma” diye bir şey olduğunu düşünmüyorum, çünkü bence “tamlık” kavramı sadece zihnimizde yer alan bir yanılsama. Bilginin ucu yok ki, tamamlanabilsin, öyle değil mi? 😉
      İyi okumalar…

      Yorum tarafından canerfidaner | 23/11/2013 | Cevapla

  2. Çok teşekkürler bende oluşturduğunuz kaynakçaya başvurdum. Çok güzel bir çalışma.

    Yorum tarafından Özge | 17/07/2014 | Cevapla

    • Ben de ilginize teşekkür ederim. 🙂 -Caner

      Yorum tarafından canerfidaner | 17/07/2014 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: