Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Öykü Kahramanı

Cep TelefonuBana para harcamayı anımsattıkları için olsa gerek, cep telefonuyla gelen reklâm iletilerini hiç sevmem. Ama bu seferki ilgimi çekmişti, çünkü yana döne iş aradığım bir dönemde bana bir teklif yapıyordu: “Bir yazar her yaş ve cinsten öykü kahramanları arıyor. Ücret tatminkârdır. İlgileniyorsanız…” Biraz düşündükten sonra verilen numaraya bir ileti gönderdim: EVET. Birkaç saat sonra hangi adrese gitmem gerektiğini öğrenmiştim; randevum bir sonraki gün, saat ikideydi.

Ertesi sabah meraklı bir heyecan vardı içimde. Hafif bir öğle yemeği yedim, gün ortasında yeniden dişlerimi fırçaladım. Aynaya baktım. Kısa ve gür saçları, kalın kaşları, koyu renkli gözleriyle karşımda gerçek bir öykü kahramanı duruyordu. Takım elbisem yoktu ama temiz pak giyindim, kot pantalon ile gösterişsiz bir tişört. Bir yerde beklemem gerekebilir diye okuduğum kitabı yanıma aldım; zaten pantolonun yan cebine sığacak kadardı. Davet iletisindeki bilgileri not ettiğim kağıdı bir gün önceden katlamış, o kitabın arasına koymuştum.

Dolmuşun bıraktığı yerden elimdeki adrese doğru, dört beş katlı apartmanlar ve küçük dükkanların arasında yürüyordum. Aradığım apartmanın önünde durdum. Balkonların demir parmaklıklarına geçirilmiş mavi brandalar binaya lojman havası veriyordu. Giriş kapısının önündeki dört beş basamağı çıktım, solda dizili zillerden, isimliğinde büyük harflerle YAZAR sözcüğü bulunana bastım.

Bekleme salonu. Dağılmış bir evin artığına benzeyen üçlü kırmızı kanepe ve iki kahverengi koltuk, niçin burada olduklarını sorgular gibi farklı yönlere bakıyorlardı. Zeminin ortasında küçücük kalmış kilim, iki cam sehpa, mini etekli perdeler ve duvardaki mikili saat tabloyu tamamlıyordu. Bütün bu ev eşyaları burayı bir aile yuvasına benzetmek gibi farazi bir amacı akla getiriyorlar, fakat tam tersine her girene buranın bir iş yeri olduğunu haykırıyorlardı. Koltuklardan birinde öne doğru kaykılarak oturmuş bir kadın mobilyaların bir parçası idi adeta. Salonun bir köşesindeki küçük büro masasında, az önce beni karşılayan sekreter hanım oturuyor ve önündeki dosyalarla ilgilenirmiş gibi yapıyordu. Yanına gittim, kaşlarımla koltuktaki kadını işaret ettim ve fısıldayarak hangimizin daha önce görüşmeye alınacağımızı sordum. Meğer o kadının görüşmesi bitmiş ama bineceği trenin saatini beklediğinden burada biraz daha kalmak istemiş.

Mikili saat ‘ikiye on var’ı gösteriyordu. Kadının karşısındaki koltuğa oturmak ve kalan süremi onunla lâflayarak geçirmek istedim. Başını kaldırmadığı için varlığımı fark ettiğinden emin değildim. Makyajı abartılıydı. Ellerini kucağında kavuşturmuş sessizce oturuyordu. Ayak bileklerine kadar uzanan açık kahverengi elbisesi siyah beyaz filmleri anımsatıyordu. Siyah dekolte ayakkabıları kurumuş çamurla kaplıydı. “Merhaba” deyip adımı söyledim. Lâf olsun diye ekledim, “Siz bu işte deneyimlisiniz galiba?” Yüzünü yerden kaldırıp gözlerime baktı, “Ben hânendeyim” dedi, “hânende, yani şarkıcı”. Sesinde olumlu ya da olumsuz bir tını sezmedim, delici bakışlarına rağmen benimle ilgili herhangi bir şeyi merak etmediği anlaşılıyordu. Halbuki ben, onu gördüğüm ilk dakikalarda bu şarkıcı kadının çekim alanına girmiş gibiydim, başından geçenleri anlatması için yanıp tutuşuyordum.

O sırada sekreter beni çağırmasa belki bir iki cümle daha hasbıhal edebilecektik. Ayakkabıları niye çamurlu? Trenle hangi şehre ya da anadolunun hangi kasabasına gidecek? Nerede şarkı söylüyor? Kesik kesik öksürmesi sigaradan mı? Yazarla görüşmeden önce doldurup imzalamam gereken sözleşme, yeni tanıştığım hânende ile arama girmişti. Sekreter anlatıyordu: Yazarın adını sormayacaktım, bir öykünün kahramanı olursam kimse bana bunu bildirmeyecekti, ben de yazarın miktarını takdir edip banka hesabıma yatıracağı ücret dışında bir hak talep etmeyecektim. Sekreterin elime tutuşturduğu belgeye şöyle bir göz atıp altına imzayı bastım.

İçeri girdiğimde masasından kalkıp benimle tokalaşan yazar beklediğimden daha yaşlıydı. Beyaz saçları ve siyah kemik çerçeveli, kalın camlı bir gözlüğü vardı. Bana hayatımın en ilginç gününü sorduğunda hiç tereddüt etmeden “Bugün” dedim. Başka neler konuştuk, tam hatırlamıyorum. Dışarı çıktığımda hemen koltuğa baktım ama hânende gitmişti.

Ne yazar beni tekrar aradı, ne de sekreteri. Bir ay kadar sonra banka hesabıma kaynağı belli olmayan bir havale geldiğinde, paranın miktarıyla izah edilemeyecek bir sevinç duydum. Artık bir öykü kahramanıydım. Dahası, bu şekilde, hayatı benim için kocaman bir istifham işareti olan o meçhul hânendeyle aramda gizli bir bağ oluşmuştu. Bunu hissediyordum, sanıyorum beni asıl mesut eden de buydu.

Sözleşmeye aykırı olduğunu bildiğim halde hangi öykünün kahramanı olduğumu öğrenmek istedim. Yazarla görüştüğüm adrese gittim, daire boşalmıştı. İleti gönderdiğim telefon numarası ise artık kullanılmıyordu. O günden beri bütün edebiyat dergilerini izliyor, öykü kitaplarını okuyorum. Ama aradığım nedir, tam emin değilim. Kahramanı olduğum öykünün mü peşindeyim, yoksa birkaç dakikalık görüşmemizde beni efsunlamış olan hânendenin mi?

.

Caner Fidaner

Reklamlar

08/03/2014 - Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | ,

10 Yorum »

  1. Sevgili Kahramanım,
    Siz sırıl sıklam aşık olmuşsunuZ. İşte bu nedenle sizi kutluyorum:))

    Yorum tarafından Mehmet ömür | 08/03/2014 | Cevapla

    • inşallah öyledir! teşekkürler… 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 25/03/2014 | Cevapla

  2. Hem konu hem anlatım profesyonelce, çok sevdim,kutlarım.
    d.e.ülkü

    Yorum tarafından e.ülkü | 08/03/2014 | Cevapla

  3. Güzel bir anlatımdı.çok şey öğrendim.

    Yorum tarafından Musa | 09/03/2014 | Cevapla

    • Teşekkürler, beni sevindirdiniz. 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 25/03/2014 | Cevapla

  4. Merak mı desem??

    Yorum tarafından Güneş Caner | 09/03/2014 | Cevapla

  5. işte bu öykünün kahramanısın ya:-)

    ________________________________

    Yorum tarafından nurhan akol | 10/03/2014 | Cevapla

    • …fakat dışına çıkmadan okuyamıyor öyküyü! 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 11/03/2014 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: