Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Ayna koyup okumak

640px-Da_Vinci_Vitruve_Luc_Viatour

Vitruvius İnsanı (Leonardo Da vinci, 1490)

Benim gibi solak olduğunu öğrendiğimden beri Leonardo Da Vinci’ye daha bir yakınlık duyuyorum. Onunla aynı azınlık grubunda olduğumdan yaşamlarımızın hem zaman hem de mekân olarak birbirinden çok uzak olması önemini kaybediyor. Leonardo Usta kimi notlarını sağdan sola doğru, sadece yanına ayna tutularak okunabilecek şekilde yazarmış. Bunu ilk duyduğumda, “Yoksa solak olduğu için böylesi ona daha mı kolay geliyordu?” diye aklıma gelmişti. Gerçekten araştırmacıların bir kısmı böyle düşünüyor. Fakat, Da Vinci’nin buluşlarım çalınmasın diye şifreli yazdığını iddia edenler var, kimileri de “Kilise’ye ters gelebilecek görüşlerini bu yöntemle kem gözlerden saklıyordu,” diyor.

Leonardo Da Vinci’nin başka şifreleri de olduğunu ve kendisinin bunları çözdüğünü söyleyen Dan Brown iddialarını 2003 yılında yayımladığı macera romanında anlattı. Kırkın üzerinde dile çevrilen kitap milyonlarca baskı yaptı. Üç yıl sonra izlediğimiz, bu romandan uyarlanmış film eleştirmenler tarafından pek beğenilmedi ama yılın en çok seyredilenlerinden biri oldu. Böylece Leonardo Da Vinci yaşarken belki hiç aklına gelmemiş “şifreleri” sayesinde, ölümünden neredeyse beş yüz yıl sonra milyonlarca yeni ahbap edindi. Eğer haberdar olsaydı bu yaygın üne sevinir miydi, üzülür müydü, bilemem. Fakat Dan Brown’ın yöntemi şifreli yazılara ayna tutup onları düzgün hale çevirmekten çok farklıydı; o üstadın yapıtlarına büyüteçle bakıp kimi gölgeleri, lekeleri anlamlandırmaya çalışıyordu.

Gerçekten büyük yapıtlarda biz fanilerin ilk bakışta göremeyeceğimiz şifreler var, belki de onları büyük yapan özelliklerden biri bu. Bazı romanları, öyküleri de anlayabilmek için onlara ayna tutup yazılanlara tersten bakmak gerekiyor. İşte Saatleri Ayarlama Enstitüsü; Tanpınar bu romanında ülkedeki saatlerin hepsinin birden dakik olmasının ne kadar önemli olduğunu mu anlatıyor? Sanmıyorum. Tersine, o romanda yazar bize “Bırakın, kimi saatler biraz ileri gitsin, kimileri geri kalsın, bu hiç de yakınılacak bir şey değil” dediğini sezdirmeye çalışıyor; tek tip üniforma olmasın, herkes istediğini giysin.

Bir ülkede yalnızca saatler değil, her bir yurttaşın kafasındaki tarihçe de birbirinden farklıdır aslında. Herkes aynı geçmişi paylaşsın diye uğraşılırsa nasıl bir yaşam biçiminin ortaya çıkacağını 1984 adlı romanında George Orwell anlatmıştı. Hatırlarsınız, orada her sabah tarih yeniden yazılır, bazı olaylar unutturulur, bazıları da sanki olmuş gibi tarihe kaydedilir. Orwell el yazmalarını 4 Aralık 1948’de yayıncıya teslim etmiş, kitabın ilk baskısı 8 Haziran 1949’de yapılmış. Bugüne kadar 65 dile çevrilmiş olan romanın her yıl yeni baskıları yapılıyor, yeni kuşaklarca da ilgiyle okunuyor. Neden dersiniz? Baskıcı yönetim altındaki ülkelerin sayısı artıyor mu yoksa?

Gerçek yazarlar, geleceği görür, gördüklerini okurlarına da sezdirmeye çalışır; ama doğrudan, ama dolaylı yoldan. Yapıtların şifrelerini çözmeye çalışalım, tamam, lâkin bunu Dan Brown gibi üzerlerine bir köşesini büyüterek gördüğümüz kimi lekeleri anlamlandırmaya çalışarak mı yapalım? Antonioni’nin Cinayeti Gördüm (Blow up) adlı filminde kahramanımız bir cinayet sahnesini görebilmek için bir fotoğrafı büyüterek basar, böylece gerçeği yakalamaya çalışır. Sonuç? Başarılı olamaz. O filmde yönetmen, “Hangi fotoğrafı bu kadar büyütseniz kuşkulanılacak emareler bulabilirsiniz,” diyor gibi geldi bana. Film bitince anlıyoruz ki cinayeti “gören” makinenin objektifi değil, fotoğrafçının gözü, daha doğrusu zihni imiş. Bu filmde de yönetmenin ne söylediğini anlamak için “ayna tutarak” izlediğimiz hikâyeyi tersine çevirmek gerekiyor.

Eski bir rivayete göre adaletiyle ünlü Halife Ömer, aynı çocuğun annesi olduklarını iddia eden iki kadının dâvâsını hileli bir tehdit ile çözer. Kılıcını çekip çocuğu ikisine bölüştüreceğini söyler, “Hayır, çocuğa dokunma, ben iddiamdan vaz geçtim,” diyenin gerçek anne olduğuna hükmeder. Çünkü anne için çocuğun yaşaması, kendi yanında olmasından daha önemlidir. Brecht bu hikâyeyi alır, adeta yanına ayna koyarak tersten okur ve Kafkas Tebeşir Dairesi adlı oyununu yazar. Orada çocuğun yaşaması için iddiasından vaz geçen biyolojik anne değil, çocuğu büyütmüş, ona emek vermiş olandır. Bu oyunda anlatılanı ayna koyarak okursak şunu görürüz: Brecht, izleyicilerine gerçek dünyada emeğe değerinin verilmediğini sezdirerek onları daha adil bir dünya için çaba göstermeye çağırmaktadır.

Şimdi siz bu yazıya da bir ayna tutmak isteyebilirsiniz. Eh, ne yapalım, ava giden avlanır. Bari sizden önce ben yapayım şu işi. Yukarıdaki paragraflara bakıyorum, “Bakın ben ne kitaplar okudum, ne kadar çok film seyrettim, neler biliyorum” diye hep bilgiçlik yapmışım. Belki de gerçek bunun tam tersi, yani aslında bilgimi yetersiz bulduğum için yazı boyunca verdiğim örneklerle hem okuyana, hem kendime, ama en çok kendime bunun tersini kanıtlamaya çalışıyor olabilirim.

Gelin, daha iyi anlamak istediğimiz bir yazının, tablonun şu ya da bu köşesine büyüteçle bakmak yerine yapıtı bir bütün olarak düşünelim ve onun ayna hayalini zihnimizde canlandıralım. Sanatçı belki de ilk gördüğümüzün tam tersini bize hissettirmek istiyordur.

.

Caner Fidaner

Meraklısına:

Vitruvian_Man-Usttaraf-Yazi

Vitruvius İnsanı’nın üst bölümündeki yazı

Aynı yazının ayna görüntüsü

Aynı yazının ayna görüntüsü

Leonardo Da Vinci’nin İtalyancası ile ilk cümle:

Vetruvio, architecto, mecte nella sua op(er)a d’architectura, chelle misure dell’omo sono dalla natura

İlk cümlenin Türkçesi:

Vitruvius, mimar, mimari üzerine çalışmasını, insanın ölçümlerinin doğal olarak ne şekilde bir dağılım gösterdiği üzerine oturtur.

Reklamlar

11/07/2014 - Posted by | Okurken | , , , , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: