Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Lydia Davis’ten Beş Öykü

lydia-davisLydia Davis (1947): ABD’li yazar, çevirmen. Tek paragraftan, hatta bir iki cümleden ibaret öyküleriyle tanınıyor. Altı kısa öykü kitabı yayımlanmış. Sesini duyurduğu birçok başarı arasında 2013 Uluslararası Man Booker Ödülü‘nü alması da var. Türkçe’deki tek çeviri kitabı, Yapamam ve Yapmayacağım hakkında bilgi almak için burayı tıklayın.

Türkçesini okuyacağınız beş öykünün özgün metinlerini de en aşağıda bulacaksınız. Çeviriyle ilgili görüş, düzeltme ve öneriler şükranla karşılanacaktır.       C.F.

——————————————————.

FARELER

Fareler duvarlarımızın içinde yaşıyorlarsa da mutfağımızın başına dert olmuyorlar. Onca kapan kurduğumuz mutfağımıza farelerin girmeyişlerinden hoşnutuz ama komşuların mutfaklarına gittikleri halde bizimkine neden gelmediklerini anlayamıyoruz. Evet, bu durum bizi memnun ediyor ama aynı zamanda keyfimizi de kaçırıyor, çünkü fareler sanki bizim mutfakta yolunda gitmeyen bir şeyler varmış gibi davranıyor. Bizim evin komşuların evleri yanında hiç de derli toplu olmaması bu işi bir bilmeceye çeviriyor. Bizim mutfakta sağa sola yayılmış yiyeceklere de, tezgâhların üstünde kırıntılara da, alt dolaplara iteklenmiş iğrenç soğan kıymıklarına da daha çok rastlanır. Aslında mutfakta o kadar çok başıboş yiyecek var ki, bana farelerin onlarla başa çıkmaları mümkün değilmiş gibi geliyor. Bahara kadar yaşamlarını sürdürebilmek için düzenli bir mutfakta becermeleri gereken şey geceden geceye kendilerine yetecek kadar yiyecek bulmaktır. Her saat sabırla yiyecek avlarlar ve kemirirler, doyana kadar. Ancak bizim mutfakta karşılaştıkları miktar eski deneyimlerine göre o kadar aşırıdır ki bununla baş edemezler. Belki ilk birkaç adımı atmaya cesaret ederler, fakat hemen ardından üzerlerine gelen görüntüler ve kokular yüzünden yapmaları gereken silip süpürme işlemini becerememekten rahatsız olmuş ve utanmış halde tekrar deliklerine dönmek zorunda kalırlar.

.

GEZİNTİ

Yolun kenarında bir öfke patlaması, patikada bir konuşma talebi reddi, çam ağaçlarının arasında bir sessizlik, eski demiryolu köprüsünü geçerken bir sessizlik, suda arkadaşça olmak için bir girişim, düz taşların üzerinde tartışmayı bitirmeye bir red, çerçöpten oluşma dik kıyıda kızgın bir çığlık, çalıların içinde bir ağlama.

.

SAÇMA DAVRANIŞ

Siz de görüyorsunuz, bütün kabahat ahval ve şeraitte. Kulaklarıma daha da fazla kıyım kıyım selpak parçaları doldursam ve kafamın çevresine bir başörtüsü bağlasam bile gerçekten saçma bir insan sayılmam: Yalnız yaşadığımda ihtiyacım olan bütün sessizliği elde edebilmiştim.

.

KORKU

Bizim mahalleden belirli bir kadın hemen hemen her sabah kireç gibi suratı ve etekleri haşince savrulan pardesüsüyle evinden koşarak çıkıp geliyor. “İmdat, imdat,” diye çığlık atıyor ve bizlerden biri ona doğru koşuyor, korkuları geçip sakinleşene kadar ona sarılıyor. Numara yaptığını biliyoruz, gerçekte başına gelen bir şey yok. Fakat onu anlıyoruz, çünkü o an hareketsiz kalan bizler arasından bir zamanlar onun yaptığının aynısını yapmamış olan biraz zor çıkar; bu durum her seferinde arkadaşlarımızın ve aile bireylerimizinki de dahil, bütün enerjimizi emip tüketiyor, bu da bizi sessiz bırakıyor. 

.

KAYIP ŞEYLER

Kaybolmuşlar ama aynı zamanda kayıp sayılmazlar, bu dünyada bir yerdeler. Birçoğu küçük onların, ikisi hariç, biri bir ceket, öbürü bir köpek. Küçük olanlardan biri belirli bir yüzük, bir başkası bir düğme. Onların kayıplığı benden ve bulunduğum yerden, ama aynı zamanda bitmiş gitmiş değiller. Başka bir yerdeler, belki de orada başka biriyleler. Fakat orada başka biriyle değilseler, yüzük hâlâ kend kendine kayıp değil, çünkü orada duruyor, sadece benim olduğu yerde değil, düğme de öyle, orada, hâlâ, benim olduğum yerde değil sadece.

.

Çeviren: Caner Fidaner

.

Kaynak: CONJUNCTIONS: 24, Spring 1995

———————————————————————————————–

davis

Five Stories

Lydia Davis

.

THE MICE

MICE LIVE IN OUR WALLS but do not trouble our kitchen. We are pleased but cannot understand why they do not come into our kitchen where we have traps set, as they come into the kitchens of our neighbors. Although we are pleased, we are also upset, because the mice behave as though there were something wrong with our kitchen. What makes this even more puzzling is that our house is much less tidy than the houses of our neighbors. There is more food lying about in our kitchen, more crumbs on the counters and filthy scraps of onion kicked against the base of the cabinets. In fact, there is so much loose food in the kitchen I can only think the mice themselves are defeated by it. In a tidy kitchen, it is a challenge for them to find enough food night after night to survive until spring. They patiently hunt and nibble hour after hour until they are satisfied. In our kitchen, however, they are faced with something so out of proportion to their experience that they cannot deal with it. They might venture out a few steps, but soon the overwhelming sights and smells drive them back into their holes, uncomfortable and embarrassed at not being able to scavenge as they should.

.

THE OUTING

An outburst of anger near the road, a refusal to speak on the path, a silence in the pine woods, a silence across the old railroad bridge, an attempt to be friendly in the water, a refusal to end the argument on the flat stones, a cry of anger on the steep bank of dirt, a weeping among the bushes.

.

ODD BEHAVIOR

You see how circumstances are to blame. I am not really an odd person if I put more and more small pieces of shredded kleenex in my ears and tie a scarf around my head: when I lived alone I had all the silence I needed.

.

FEAR

Nearly every morning, a certain woman in our community comes running out of her house with her face white and her overcoat flapping wildly. She cries out, “Emergency, emergency,” and one of us runs to her and holds her until her fears are calmed. We know she is making it up; nothing has really happened to her. But we understand, because there is hardly one of us who has not been moved at some time to do just what she has done, and every time, it has taken all our strength, and even the strength of our friends and families too, to quiet us.

.

LOST THINGS

They are lost, but also not lost but somewhere in the world. Most of them are small, though two are larger, one a coat and one a dog. Of the small things, one is a certain ring, one a certain button. They are lost from me and where I am, but they are also not gone. They are somewhere else, and they are there to someone else, it may be. But if not there to someone else, the ring is, still, not lost to itself, but there, only not where I am, and the button, too, there, still, only not where I am.

.

Ref: CONJUNCTIONS: 24, Spring 1995

————————————————————————

Reklamlar

06/11/2014 - Posted by | Öykü çevirileri | , ,

6 Yorum »

  1. Düzeltme ve önerileri için Osman Polat’a teşekkürler.

    Yorum tarafından canerfidaner | 17/11/2014 | Cevapla

  2. FARELER ve SAÇMA DAVRANIŞ için aşağıdaki alternatif çevirileri yapan Veli İzzet’e teşekkürler:

    FARELER
    Duvarlarımızın içinde yaşayan fareler mutfağımızda problem yaratmıyor. Komşularımızın mutfaklarında dolaşan farelerin bizim mutfağa girmemesini anlamıyoruz; onlar için kapanlar bile kurmuştuk. Farelerin mutfağımızda yanlış giden bir şeyler var gibi davranmaları hoşumuza giderken keyfimizi de kaçırıyor doğrusu. Üstelik evimiz komşularınkinden daha dağınık: Mutfakta açıkta bir sürü yiyecek var, dolapların dip tarafları bir sürü pis soğan kabukları ile, tezgahların üstleri de kırıntılarla dolu. Galiba etrafta bu kadar başıboş yiyecek olması fareleri bezginliğe itiyor. Farelerin bahara kadar hayatta kalmaları için yeterli yiyeceği düzgün bir mutfakta sabırla arayarak bulmaları, ve kemirerek karınlarını doyurmaları doğaya bir meydan okuma. Bizde ise alışmadıkları ve üstünden gelemeyecekleri bir bolluk var. İlk birkaç adımdan sonra, gördükleri ve kokladıkları onları utançla ve rahatsız bir şekilde geri gönderiyor olmalı.

    SAÇMA DAVRANIŞ
    Esas sorunun çevremden kaynaklandığı belli. Saçma biri olmamakla beraber kırpılmış selpakların bir sürüsünü kulaklarıma doldursam ve kafama bir eşarp sarıversem: tek başıma yaşarken, istediğim kadar sessizliğe sahiptim.

    Yorum tarafından canerfidaner | 17/11/2014 | Cevapla

  3. Fareler’i beğendim, elinize sağlık. “Korku” içinse biraz daha farklı bir çeviri sunuyorum naçizane:

    KORKU

    Mahallemizde yaşayan bir kadın var… Hemen hemen her sabah kireç gibi bir suratla koşarak fırlar evinden pardesüsünün eteklerini haşince savurarak. “İmdat, imdat” diye bağırmaya başlar, içimizden biri koşar, korkusu geçip yatışana kadar sarılır ona. Biliyoruz, numaradan yapıyor, gerçekte başına bir şey gelmiş filan değil. Fakat anlıyoruz onu, çünkü neredeyse hepimizin onun yaptığının aynısını yapmayı istediğimiz zamanlar olmuştur; ve her seferinde, tüm gücümüzü, hatta arkadaşlarımızın ve aile bireylerimizin tüm gücünü tüketmişizdir susturmak için kendimizi.

    Yorum tarafından Şule Bülbül | 04/12/2014 | Cevapla

    • İlginize teşekkürler. Sizinki daha akıcı ve anlaşılır olmuş. 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 12/12/2014 | Cevapla

  4. FEAR’da “our community” , “bizim mahalle” olmali…

    Yorum tarafından Alp Cirak | 12/12/2014 | Cevapla

    • Çok teşekkürler uyarı için, hemen düzelttim. 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 12/12/2014 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: