Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Elmas Hala

Fotoğraf: Mehtap Çakır

                                                                                                               Fotoğraf: Mehtap Çakır

.

Bir gün anneannem mutfak musluğunun yanındaki taş tezgahta yanyana dizili kaşıklardan boynuna mor bir yün iplik sarılı olanı göstermiş, “Bak bu Elmas Hala’nın, onu kullanma.” demişti.

Annemin “Yavaş, düşeceksin!” diye seslenmesini duymazdan gelerek ahşap merdivenlere patır patır tırmandığım, sonra basamakları koşar adım indiğim, ardından birer birer her odaya girip çıktığım günlerde salondaki divanda, bahçeye bakan pencerenin önüne oturmuş, dışarıdaki birkaç ağaca ve üç beş çiçek tarhına bakarken, oynaşan kedi yavrularını bile dümdüz bir suratla seyrederken görürdüm Elmas Hala’yı. Üzerinde kırışıklıklar olan oval bir yüz, çenenin altında düğümlenmiş siyah tülden bir başörtüsü, ince gözler, yemek dışında nadiren açılan dudaksız bir ağız.

Divanı boş gördüğümün ertesinde mahallenin kadınları salona toplanıp kuran okudular. O gün annem bir komşuya, “İç gömleğine dikili bir torbada kefen parası bulduk.” dedi, anneannem ise başını iki yana sallayarak kendi kendine, “Helalühoş olsun.” diye mırıldandı.

Elmas Hala’nın soyadı yoktu. Belki de vardı da ben bilmiyordum ne olduğunu.

.

Caner Fidaner

Reklamlar

19/11/2014 Posted by | Mikroöyküler | | 6 Yorum