Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Ambulans

YoldaAmbulans

Melih Ergen’e

Bir öyküye başlamak istiyordum, konuya ihtiyacım vardı. Hastaneye yakın o tatlıcıya sırf öteki masalarda oturanları gözleyip hikâyelerini önce tahmin etmek, sonra da yazmak için gitmiştim. En çok ilgimi çeken kişi yan masadaki kır saçlı, orta yaşlı adam olmuştu; yalnız başına oturuyor, derin düşüncelere dalmış gibi beyaz sakalını sıvazlıyor, bir yandan da yoldan geçen araçları inceliyordu. O sırada bir siren sesi duyuldu. Benimki dikkat kesildi, tam ambulans geçerken başını öne eğdi, bir süre sessizce ağladı. Galiba aradığımı bulmuştum. En sevimli suratımı takınarak yan masadaki komşuma el salladım, “Merhaba!” Karşılık olarak önce bir gülümseme geldi, ardından elle “gel” işareti. Az sonra yan masadaydım ve tam istediğim gibi, ilginç bir hikâye dinlemeye başlamıştım.

Adım Cemal. Yirmi sekiz yıldır böyleyim, her ambulans gördüğümde ağlarım. Babam dâvâ vekiliydi, uzun yıllar Sinop’ta çalıştı. Ben de orada büyüdüm. Hüsniye’yi mahalleden tanırdım, sarı örgülü saçlı, şarkı söyler gibi konuşan, gülüşü bülbülün ötüşüne benzeyen bir kız. Liseye giderken birbirimize âşık olduk. İkimizin ailesi de durumu biliyor, arkadaşlığımızı destekliyordu. Bizi eşe dosta “damadımız, gelinimiz” diye tanıştırıyorlar, “Bunlar bizim Hüsn-ü Cemal’imiz” deyip gülüşüyorlardı.

Okumak da istiyorduk, ne yaptık ettik aynı şehirdeki okullara kaydolduk. Ben Harp Okulu’na başladım, o Dil Tarih’te sosyoloji okuyordu. İkinci sınıftayken nişanlandık. Birlikte oturacağımız daireyi son sınıfta tuttuk, dayayıp döşedik. Okulu bitirip evlenecektik. Hüsniye büyümüş, bir ay parçası olmuştu. Ben de gösterişli idim ha, hele üniformayla filan. Neyse, biz o döşediğimiz daireyi ziyaret etmeye başladık; aşkı keşfediyor, birbirimizin bedenini tanıyorduk. Tabii ailelerin bundan haberi yoktu.

Sonra günü geldi, ikimiz de mezun olduk. Bir haziran günü nikâhlanacaktık. Ben damatlık lâcivert takımı çekmiş, Gençlik Parkı’nın yan kapısında Hüsniyemi bekliyordum. Kuaförde işler uzun mu sürmüş ne, taksici nişanlımla annesini nikâha geciktirmeyeyim diye çok hızlı geliyormuş. Taksi tam benim beklediğim köşeye varmıştı ki, hızla viraj almaya çalıştı ama alamadı ve gözümün önünde, Opera kavşağından gelen bir belediye otobüsüyle çarpıştı. Sonrasında ilk hatırladığım sahne şu: Ambulansın içindeyiz, kanlı gelinliğiyle nefes almaya devam eden ve “Cemalim” diye mırıldanan Hüsniyemin kana bulanmış saçlarının arasından yüzünü tutuyorum. Kulaklarımda siren sesi çınlıyor. Hastane yolu o kadar uzun sürdü ki anlatamam. Acil Servis’in önünde yakasından tutup sarstığımda ambulansın şoförü yemin billah ediyordu, altı buçuk dakikada geldik abi, diye.

Nasıl geçtiğini hiç mi hiç hatırlamadığım birkaç saatin sonrasında Hüsniyem terki diyar etmişti. Kazadan sapasağlam kurtulan anne kaderine lânet okuyordu. Bense üzüntünün ötesinde hem şaşkındım, hem bitkindim. Çünkü o gün yalnızca nişanlımı, sevgilimi değil, müstakbel evlâdımı da kaybetmiştim. Aileler bunu hiç öğrenemedi ama Hüsniyem öldüğünde bir buçuk aylık hamileydi. İşte o günden beri ambulans sesi duyduğumda Hüsniyemin ellerimin arasındaki kanlı yüzü gelir gözümün önüne. Yirmi sekiz yıl üç ay geçti aradan. Birkaç yıl önce kıdemli albaylıktan emekli olana kadar orduda çalıştım, subay olarak bütün memleketi dolaştım, sayısız insanla tanıştım. Fakat bu yıllar boyunca hiç sevgilim olmadı. Kimseye âşık olmadım, başka bir kadına bakmadım.”

Sustu. Ben de bitmemiş bu matemin üzerine söyleyecek bir söz bulamadım. Cemal Bey sıkıntımı anlamış gibi, “Boş verin” dedi, “İnsan her şeye alışıyor. Ben sık sık gelirim buraya. Arzu ederseniz burada tekrar buluşuruz.”

Eve gidip klavyenin başına oturdum ama yeni bir öyküye bir türlü başlayamadım, bir şeyler eksikti sanki. İki gün sonra aynı saatte o tatlıcıya oturup Cemal Bey’i beklemeye başladım. Kazandibim bittiğinde garsonu çağırıp sordum, “Cemal Bey geldi mi bugün? Hani geçen gün şurada oturuyordu da konuşmuştuk?” Sağ kulağında küpe olan delikanlı gülümsedi, “Hatırlıyorum ama o beyefendinin adı Cemal değil, Hüsamettin. Kendisi gemi adamıdır. Bir sürü yer gezmiş, üç kez evlenmiş. Dördü başka ülkelerde yaşayan beş çocuğu var. İki yıl önce emekli olmuş, şimdi gittiği yerleri anlatan bir kitap yazıyor. Buraya sık sık takılır ama bugün gelmedi herhalde. Sen gördün mü Zeynep?”

Adı Zeynep olan garson kız konuşmamızı dinlemişti, küpeliyi düzeltti, “Yanılıyorsun Selim, o beyin adı Tacettin, kullanılmış kitap satan bir dükkânı varmış. On yıl önce pek değerli antika bir kitap bulmuş, onu mezatta çok yüksek bir fiyata satınca dükkânını elden çıkarıp evde oturmaya başlamış. Şimdi okuyorum, yazıyorum, film seyrediyorum, demişti bana”

Şaşırmıştım, onlara bana anlatılanları aktardım. İkisi birden itiraz etti, oradan sık sık ambulans geçermiş ama o günden önce, o beyefendinin ambulans geçerken ağladığını hiç görmemişler. Acaba hangimizin dinlediği hikâye gerçekti? Zeynep, “Doğrusunu patron bilir,” dedi, “İkisi iyi arkadaş, buradan beraber çıktıklarını çok gördüm. Patron şu anda burada değil ama akşama mutlaka uğrar, yarın gelirseniz size gerçeği anlatırız.”

Ertesi gün merakla gittiğim tatlıcıda küpeli garson ile Zeynep, sözü birbirlerinin ağzından alarak hikâyeyi tamamladılar. Beyefendinin adı Melih’miş, arkadaşları ona Melih Hoca derlermiş. Yazarmış, burada konuştuğu herkese farklı şeyler anlatarak kendisine öykü konuları oluştururmuş. Kısa süre önce bir romanı çıkmış, patron romanın adını hatırlamıyormuş ama bir bankanın yayınevi tarafından basıldığını biliyormuş.

Şimdi iş başa düştü. Banka yayınevlerinin yakınlarda çıkardığı romanları elden geçireceğim, genellikle arka kapağa koydukları yazar fotoğraflarına bakacağım. Melih Bey’i teşhis edebilirsem anlayacağım ki patronun anlattığı hikâyeymiş sahici olan. Bu arada, en azından şimdilik, Cemal Albay’ı anlatan bir öykü yazmamaya karar verdim. Ne olur ne olmaz, sonra başka bir dergide öykümün benzerini görüp üzülmek istemem.

Caner Fidaner

Reklamlar

10/01/2016 - Posted by | Çok kısa öyküler, Uncategorized |

12 Yorum »

  1. Her öykü yazarına ilham için bir Melihl Bey lazım 😉 Ben yalnız küpeli oğlana takıldım Caner. Neden sol değil de sağ kulak?

    Yorum tarafından nezihoktar | 10/01/2016 | Cevapla

    • Eh, Melih Bey’i olmayan da yeni bir Melih Bey uyduruvesin gaari! 🙂 Hocam, erkeklerde tek küpe “normalde” sol kulağa mı takılır? Bilmiyom valla…

      Yorum tarafından canerfidaner | 10/01/2016 | Cevapla

  2. Alkışlar Doktorum!

    Yorum tarafından Can Çirişoğlu | 10/01/2016 | Cevapla

  3. Hahaha, caner çok güldüm, ben ama olmaz ki damat gelini gençlik parkı kapısında bekleyemez, evden alınır filan diye düşünürken, yumruk başka taraftan geldi, ellerine sağlık…

    Yorum tarafından nuraygoktas | 10/01/2016 | Cevapla

    • Hakkaten yav, gelin evden alınırdı, ben de iki sefer öyle yapmıştım. Atlamışım… Ama onu bir şekilde düzeltirim. 🙂 Övgüne çok teşekkürler ayrıyeten…

      Yorum tarafından canerfidaner | 10/01/2016 | Cevapla

  4. sevgili caner…sen “aşmışsın…”harika …

    Date: Sun, 10 Jan 2016 12:23:20 +0000
    To: basuman37@hotmail.com

    Yorum tarafından asuman boyacigiller | 10/01/2016 | Cevapla

    • sağ olasın sevgili Asuman, beni ihya ettin… 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 10/01/2016 | Cevapla

  5. Süpersin Caner!… 😀

    Yorum tarafından Funda Turper | 11/01/2016 | Cevapla

    • Sağ ol arkadaşım, ilgine, desteğine çok teşekkürler… 🙂

      Yorum tarafından canerfidaner | 11/01/2016 | Cevapla

  6. Sevgili Caner,
    bu kadar canımızın sıkkın olduğu bir günde öfff içim sıkıştı şimdi okumasa mıydım,acıklı bir hikaye derken iyi bitti. Yüzümde hiç olmazsa bir tebessüm belirdi. Sağ olasın.

    Yorum tarafından Güneş | 12/01/2016 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: