Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Süpermarkette ağlayan adam

trollerMakarna raflarının arasından geçti, sağa döndü. Sürdüğü market arabası boş sayılırdı; ekmek, balık konservesi, hazır çorba, büyük bir paket bisküvi. Adam solda şampuanların, sağda kozmetiklerin bulunduğu aralığa girecek gibiydi. Ama durdu ve ağlamaya başladı.

Yerel televizyonun akşam haberlerinde bir kasiyer kız olayın devamını şöyle anlattı:

Güvenlik elemanımız Cüneyt abi hemen mağaza müdürümüz Yasemin hanım’a bilgi verdi, ikisi birden ağlayan beyefendinin yanına gittiler ve ‘İyi misiniz?’ dediler. Neden ağladığını anlayamadık ama beyefendinin acısını paylaştık. Müdürümüz ödeme sorunu varsa kendi yetkisini kullanıp taksit yaptırabileceğini söyledi. Ödeme sorunu yokmuş. Cüneyt abi beyefendinin satın aldığı ürünleri bizzat taşıdı. Hatta mağazanın aracıyla beyefendiyi evine bıraktı. İsmi mi? Bilmem, hatırlamıyorum. Galiba sormadık.”

Bir yandan televizyonda haberleri izleyip bir yandan da matematik ödevini yapmakta olan Çetin atıldı, “Hayır, öyle olmadı. Ben oradaydım.” Ardından, kardeşi Metin’e gördüklerini aktardı:

Beyaz saçlı amcanın ağlamaya başladığını fark ettim, ona bir şey söyleyeyim diye düşündüm. Ama etrafta dolanan büyüklerden amcayla pek ilgilenen olmadı, birçoğu ona şöyle bir bakıp işine devam etti. Sadece üç kişi yanaşıp hatırını sordu. Adam ağladı, ağladı. Sonra yere çömeldi, raflara sırtını dayadı ve etrafa boş boş bakmaya başladı. Dayandığı raf sallandı, birden üstündeki şişeler, ambalajlar dökülmeye başladı, bir gürültü koptu. O sırada bir güvenlikçi geldi, adamı kaldırdı. Satın aldığı mallarla birlikte amcayı kasaya götürdü, oradan da kapıya.”

Küçük Metin odasına gittiğinde internette her gün bir bölümünü yazdığı romana şu iki paragrafı ekledi:

Aklaşmış saçlarından biyolojik insan soyunun son örneklerinden biri olduğu anlaşılan Adam, santral üniversal magazin’de dolanıyordu. Sürdüğü alışveriş arabası hemen hemen boştu. Bir an ortalık yerde durdu ve iki gözünden gözyaşı denen sıvı akmaya başladı. 17 numaralı kamera olayı kaydediyordu. Adam’ın aniden durmasının üzerinden otuz saniye geçmişti ki mağazada şöyle bir anons duyuldu: ‘D7 köşesinde olay. D7 köşesinde olay. Ağlayan bir şahıs tespit edilmiştir. Ağlayan bir şahıs tespit edilmiştir. En yakın biyopolisler müdahale edin. En yakın biyopolisler müdahale edin.’

Az sonra ellerinde hafif silahlar olan dört robottan oluşan güvenlik timi Adam’ı çevreledi. Alnında bir yıldız taşıyan biyopolis, mekanik sesiyle konuşmaya başladı: ‘Ağladığınız tespit edilmiştir. Güvenlik yasasının 302’nci maddesine göre kamusal alanlarda gözyaşı dökmek ve böylece toplumun huzurunu bozmak yasaktır. Lütfen susunuz.’ Fakat Adam onları duymamış gibi ağlamaya devam etti. Bunun üzerine biyopolisler çemberi daralttılar, Adam’ı kolllarında tutup mağazanın dışına sürüklediler. Öteki müşteriler olup bitene şöyle bir göz attılar ve alışverişlerine devam ettiler.”

Metin’in internetteki izleyicileri arasında bulunan bir öykücü bu iki paragrafı okuduğunda şaşırdı ve “Ne tesadüf, sanki bu yazılanlara benim dün süpermarkette tanık olduğum olay ilham vermiş.” diye düşündü ve yazmaya başladığı taslağın dosyasını açtı. Ekranda şu yazı belirdi:

Tatil günü olmasına karşın süpermarket çok dolu değildi. Sakin sakin yürümekte olan beyaz saçlı bir adam dikkatimi çekti. Öyle yavaş yürüyordu ki bir ayağının aksadığını sandım önce. Tekerlekli alışveriş arabasını iten o değildi de sanki araba onu çekiyordu. Kendimi fark ettirmeden adamın peşine düştüm. Ekmek rafının önünde durduğunu, etiketleri inceledikten sonra arabasına bir esmer ekmek koyduğunu gördüm; sonra da az ileriden aldığı bir ton balığı konservesini. Daha sonra büyük bir pötibör paketini elinde evirip çevirdi ve ekmeğin yanına özenle yerleştirdi. Paketi incelerken aklından neler geçirdiğini düşündüm. Muhtemelen kendisini bir kanepede hayal ediyordu; bir elinde bir fincan çay, öteki eliyle bisküviyi çaya batırıyor, çıkarıp ağzına atıyor. Zamanlamayı öyle güzel ayarlıyor ki bisküvinin ıslak kısmı kopup düşmüyor. Bir sonraki bisküvinin hedefi ise, yanında oturan güleryüzlü hanımın ağzı oluyor.

Tekerlek sesi. Adam raflara göz atarak ilerlemeye başladı, köşede durdu ve arabayı sağa döndürdü. Karşısına çıkan raftaki şampuanlara baktı. En üst sıradaki büyük şişelerden, dalgalı sarı saçlarıyla bir kadın resmi gülümsüyordu. O an adamın yüzü yere döndü; iplerinden boşanmış bir kukla gibi kolları yana düştü. Hıçkırık sesiyle birlikte iki yanağından göz yaşlarının süzülmekte olduğunu gördüm. Az ötedeki genç çift ile ben, olayı ilk fark edenler olduk; adamın yanına yaklaştık. Uzun siyah saçlı, zayıf kız sordu: ‘İyi misiniz?’ Adam derin bir nefes aldı, sağ elini kaldırıp ‘Bir şeye gerek yok’ der gibi iki yana salladı. Hemen ardından yere çöktü, şampuan rafına yaslandı ve alçak sesle hıçkırmaya devam etti. Sarsıntıdan saç kremleri, şampuanlar yere düşmeye başladı, bereket aralarında cam şişe yoktu. Zaten sesleri duyan bir görevli geldi, koluna girerek adamı ayağa kaldırdı, yerdeki ambalajları raflara yerleştirdi.

Adam kendine geldi, sustu ve deterjanlara yöneldi, genç çift kendi market arabalarının yanına döndü. Ben ise uzaktan adamı izlemeye devam ettim. Başkaca önemli bir şey olmadı.”

Şimdi büyük bir ihtimalle bana şöyle diyeceksiniz: “Herhalde bu öykücü sensin?” Cevap vereyim: Hayır, o öykücü ben değilim.

Ben süpermarkette ağlayan adamım.

Caner Fidaner

Reklamlar

09/05/2016 - Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler |

2 Yorum »

  1. herika olmuş:-) neden ağladın?

    Yorum tarafından nurhan akol | 10/05/2016 | Cevapla

    • Sağ olasın.
      Öykünün lâfının üzerine lâf edemem ki; hani Şener Şen’in dediği gibi… 😉

      Yorum tarafından canerfidaner | 10/05/2016 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: