Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Lorem ipsum’dan mısınız?

lorem ipsum Nakliyeci Muhterem Kısakol bir gün ortadan kayboldu. Cüneyt Bey iki gün boyunca telefonunu açmayan babasının evine geldi, üç katın merdivenlerini nefes nefese çıktı ve yedek anahtarıyla kapıyı açtı. İçeride evlerden ırak bir manzarayla karşılaşmadığı için sevinir gibi oldu. Önce bir iki komşuyla konuştu ama babasının nerede olabileceği hakkında onların bir fikri olmadığını anladı; öğrenebildiği tek şey, daima binanın önünde duran kamyonetin de ortadan kaybolduğu oldu.

Sonra dikkatle evin içini dolaşmaya karar verdi. Salonda bir gariplik yoktu ama yatak odası, bir kısmı oraya buraya atılmış, çoğu kolilerin içine tıkıştırılmış eski kitaplarla doluydu. Muhterem Bey evlerden topladığı gazeteleri, kitapları hamur yapan bir firmanın taşıma işlerinde çalışıyordu birkaç yıldır. Anlaşılan, hoşuna giden bazı kitapları hamur kazanı yerine evine götürmeyi tercih etmişti.

Cüneyt Bey mutfaktaki küçük masanın üzerinde kalın bir cilt buldu. Hem İngilizce olduğu hem de süslü harflerle yazıldığı için kitabın ismini sökemediyse de ikinci satırdaki XI işaretinin “on bir” anlamına geldiğini çıkardı. Kitabın yanında duran sararmış kâğıtlar, kat yerlerine bakılırsa uzun süre bu kalın cildin içinde kalmışlardı. Üzerlerindeki el yazısı şöyle başlıyordu:

“Dünya Şehirlerinin Tarihi Ansiklopedisi’nin on birinci cildinde tesadüf ettiğim Lorem ipsum maddesinin tercemesidir. Senelerdir bu kelime hakkında malûmat arıyordum, burada bulduklarımdan Efsunlu Kelimat isimli kitabımda faydalanacağım. Sahaf Cafer Ağa, 1948”

Cüneyt Bey bu kâğıtlarda yazılanların babasının kaybolmasıyla bir ilgisi olduğunu hissetti. Altına bir sandalye çekti ve okumaya başladı.

* * *

Lorem ipsum (özel isim): En eski zamanlardan bugüne kadar kaydedilmiş şehirlerden beşi bu adı taşır. Şecere üstadı İngiliz âlim Çarls Vitney, “Kayıp Şehirler” isimli eserinde (Lost Cities, nâşiri: Putnam Press – London, 1902), “Şu anda dünyada yaşamakta olan herkesin soyu bu beş Lorem ipsum şehrinden birine kadar uzanır.” demektedir. Vitney’in kitabına yazdığı dibaçede Sir Edvin Alley şunu iddia etmiştir: “’Lorem ipsum nedir?’ denildiğinde birçok kişinin ‘Bu ismi bir yerden hatırlıyorum ama anlamını bilemiyorum’ diye cevap vermelerinin sebebi işte bu soy birliğidir.”

Lorem ipsum ismini taşıyan şehirlerden dördü ortadan kalkmıştır, beşincisi ise mevcudiyetini sürdürmektedir.

Birbirlerinden ayırdetmekte kolaylık olsun diye, aşağıda bu şehirlerden Lorem ipsum I, Lorem ipsum II, ve ilâh diye bahsedeceğiz.

Lorem ipsum I

İskandinav destanının Sami kavmi arasında anlatılan kolunda adı geçer. Tor Henriksen’in kaydettiği metinden okuyalım:

Gunnarr ve kabilesi bir adada yaşıyordu. Adanın ortasındaki tepenin içinde ise atalar zamanından beri uykuya yatmış bir ejderha vardı. Bir sabah ejderha horultuyla uyandı, o sırada gökyüzü karardı, ardından yer sarsıldı ve birkaç yerinden yarıldı. İnsanların bir kısmı boğuldu, bir kısmı ise onları kurtarmak için suya atladı ve geri dönmedi. Gunnarr, kadını Gunnhildr’in de denizde kaybolduğunu gördü ve çocuklarını ve akrabalarını ve kabile halkından geride kalanları topladı. Hep beraber tepeye tırmandılar. Ortalık sakinleyince ağaçlıklı bir yerde mola verdiler ve hemen ağaçları kesip kütük haline getirmeye başladılar. Güneş batana kadar çalıştılar ve dolunay çıktı, gece de işlerine devam ettiler. Hepsini içine alacak kadar büyük bir gemi yaptılar. Çok yoruldular ve gün doğmadan gemiyi bitirdiler ve onun içinde yattılar.

Ertesi sabah ejderha yine şedid bir horlamayla uyandı ve ilk nefesiyle ateşler püskürttü ve ikinci nefesiyle gemiyi bulutlara uçurdu ve denizin üstüne, bir günlük yola savurdu. Gemi gün boyu havada yüzdükten sonra büyük bir adaya kondu. Kabile efradı indikleri yere ateş yakıp kamp kurdu.

Adada büyük bir kayalığın üzerinde LOREM İPSUM yazıyordu. Gunnarr bilmediği bir dilde yazılmış bu kelimeleri okuyamadı. Fakat yeni kamplarında uyuduğu ilk gece, denizde kaybettiği karısı Gunnhildr rüyasına girdi ve o dili Gunnarr’a öğretti ve ‘Artık şehrimizin adı Lorem ipsum olacak’ dedi. Kabile efradı yeni evleri yazının olduğu kayalığın çevresinde inşa ettiler. Fakat kimseyi yabancı bilmedikleri için şehrin etrafını surlarla çevirmediler.”

Lorem ipsum II

Diodorus Siculus yani Sicilyalı Diodorus, emsalsiz eseri 40 kitaplık Bibliotheca historica’nın dördüncü cildinde doğum yeri olan Agrylia’dan [Sicilya’da bir köy] ve efsanelerinden bahsederken Lorem ipsum II hakkında şunları yazar:

“Dedelerimin anlattığına göre eski zamanlarda Iberia’dan gelen ve Akragas [şimdiki adı ile Agrigentum] şehrini kuran halk bir ayağımız denizde olsun demiş, kıyıya bir mahalle kurmuş. Şehrin yanındaki kayalığa insan boyunda harflerle LOREM İPSUM diye yazmışlar, mahallenin adı da bu olmuş. Herkesle dost kalmak istedikleri için kaleler, surlar inşa etmemişler. Bu şehrin insanları kuşaklar boyunca huzur içinde yaşamış.

Sonra bir gün Aitne [şimdiki Etna] dağı patlamış, her yeri ateşler altında bırakmış. Şehir halkından sadece o sırada teknelerinde olan Pyrrho ve ailesi kurtulmuş. Onlar da kendilerine yeni bir yurt aramışlar. Teknelerini aylarda güneşin battığı yöne doğru yüzdürmüşler ve Herakles’in sütunlarına varmışlar. Gemicilerden kuzey denizlerinde bir Lorem ipsum şehri daha olduğunu öğrenmişler, orayı bulmaya karar vermişler. Sütunları geçtikten sonra kuzeye dümen kırmışlar ve birkaç ay daha yolculuk yaptıktan sonra kuzeyin Lorem ipsum’una ulaşmışlar. Bakmışlar ki buranın halkı kendileriyle aynı dili konuşuyor. Buna hem şaşırmışlar, hem sevinmişler ve oraya yerleşmişler.

Pyrrho’nun soyundan cesur Eric, kuşaktan kuşağa anlatılan malûmatı kullanarak atalarının geldiği yerleri bulmak istemiş. Güzel bir gemi inşa etmiş, ambarını yiyecekle doldurmuş ve zorlu bir yolculuktan sonra Sicani’ye varmış. Atası Pyrrho’nun şehri Lorem ipsum’u harabe halinde bulmuş. Agrigentum’un kale muhafızları, ismine bakarak yabancı saydıkları Eric’i zindana atmışlar. Fakat başından geçenleri boule [şehir meclisi] toplantısında anlatmasına izin verilmiş. Heyecanlı hikâyeden etkilenen hâkimler toplantı zabıtlarının şehir arşivine kaldırılmasına karar vermişler, Eric’in yeni liman mahallesi Marina’da oturmasını da kabul etmişler.”

Diodoros Lorem ipsum II ile ilgili notlarını şöyle bitiriyor: “Ne yazık ki çok aradığım halde mevzubahis boule zabıtlarını arşivde bulabilmiş ve gözümle görüp okuyabilmiş değilim.”

Lorem ipsum III

Bu şehir Hint Okyanusu’nda, Madagaskar açıklarındaki küçük bir adadadır. Daha önce Vasco dö Gama’nın tayfasından olup daha sonra kendi gemisi ile keşiflere çıkmış olan Diogo Dias jurnalinde bu şehrin harabelerini anlatır. Ne yazık ki Dias’ın bu şehir için yaptığı yol tariflerinin bulunduğu sayfa kayıptır, bu yüzden Lorem ipsum III’ün yerini tam olarak tespit etmek mümkün olamamıştır. Jurnalde yazılanlardan bir hülâsa:

Adada halihazırda bir şehir veya köy yoktur. Fakat Madagaskar’a bakan kıyıda heybetli binalarıyla dikkat çeken bir harabe bulunmaktadır. Komşu adalarda yaşayanlardan bu şehrin ne zaman ve hangi sebeple yıkıldığına dair bir izahat alamadık. Büyük sütunların hâlâ ayakta durduğu kuzey mahallesinin hemen dışında tepeye iri harflerle LOREM İPSUM kelimelerinin kazılı olduğunu gördük, bunun şehrin adı olduğunu tahmin ettik.

Şimdi harabeleri biraz tarif edeyim. Bir kere etrafta sur kalıntıları görünmüyor. Surları hiç mi yoktu, bir saldırıda mı yok edildi bilemem. Merkezde pazar yerine benzeyen geniş bir alan var, çevresinde de herhalde dükkan olarak kullanılmış mekânlar. Evler yıkık dökük olmasına rağmen zamanında itinayla inşa edildikleri belli. Yollar geniş ve taş döşeli. Taşlardaki izlerden anlaşıldığına göre burada arabalar kullanılıyormuş. Kıyıda üç büyük iskele harabesi ve depo benzeri büyük binalar bulunduğuna göre Lorem ipsum’lular deniz ticareti de yapıyormuş.”

Lorem ipsum IV

Polinezya’da, bugün gözden kaybolmuş, muhtemelen batmış bir adada tespit edilmiştir. James Cook 1774’te Paskalya Adası’na geldiğinde orada Arend isimli yaşlı bir Hollandalı’yla karşılaştı. Bu gemici, elli yıl kadar önce kâşif Jacob Roggeveen ile birlikte adaya gelmiş, orada kalmış, evlenmiş ve çoluk çocuk sahibi olmuştu. Cook’un seyir defterinde şu notlar var:

Kendisinden dinlediğime göre Arend buraya Roggeveen ile birlikte ilk geldiğinde on sekiz yaşındaymış. O zamanlar tekneyle civarda dolanırken elli mil kadar kuzeyde yeşilliklerle dolu küçük bir ada bulmuşlar. Demir attıkları kıyıda huzurlu insanların yaşadığı bir şehir varmış. Buradaki halkın hem vücut ve yüz yapısı, hem de kıyafet, yemek pişirme, yıkanma gibi alışkanlıkları komşu adalarda oturanlardan epey farklıymış. Bunların konuştuğu lisanı komşuları anlamazmış. Bu şehrin halkı meyve ve baharat ticaretiyle uğraşır, mallarını sallarla yakın adalara götürüp satarlarmış.

Şehre denizden yaklaşırken ta uzaktan koca bir kayada LOREM İPSUM yazdığı görünürmüş, hem adanın, hem şehrin adı buymuş. Arend bu halka dillerinin niye farklı olduğunu sormuş, tercümanın aktardığına göre cevap şöyle olmuş: ‘Dünyada başka Lorem ipsum’lar da vardır ve oralarda da bu dil konuşulur.’

Arend’e bizi de oraya götürmesini söylediğimizde öğrendik ki Lorem ipsum adası ve şehri on yıl kadar önce büyük bir depremde sulara gömülmüş. Halkının büyük kısmı ortadan kalkmışsa da kaçıp başka yerlere gidenlerin de olduğu söyleniyor.”

* * *

Mutfak masasındaki kağıtlarda yazılanlar bu kadardı, Sahaf Cafer Ağa’nın yaptığı çevirinin Lorem ipsum V’i anlatan son sayfası ortalarda yoktu. Cüneyt Bey bu duruma çok üzüldü. Belki özgün metni bulurum diye kalın kitabın içindeki İngilizce madde başlıklarını inceledi. 258’inci sayfada Polonya’daki Lorelia şehri anlatılıyordu, onun ardından bir yaprak yırtılmıştı, sağdaki 261. sayfa ise Lorenburg maddesiyle başlıyordu. Yani Lorem ipsum’ların yazılı olduğu yapraktı, yırtılmış olan.

Muhterem Kısakol’un ortadan kaybolmasının bunlarla ilgisi var mıydı?

O gece Cüneyt Bey rüyasında dört Lorem ipsum şehrini dolaştı, beşincisini ararken cep telefonunun biplemesiyle uyandı. Gelen mesajı karanlıkta gözlerini kırpıştırarak okudu:

“Sayın Cüneyt Kısakol, izniniz olursa size Cüneyt Bey diyeceğim.

Ben babanızın kadın arkadaşıyım, yani sevgilisi. Adım Makbule. Annenizin beş yıl önceki ani kaybından sonra babanız kendisini uzun zaman çok yalnız hissetmiş. Onunla iki yıl önce karşılaştık, birbirimizi sevdik ve kısa sürede yakınlaştık. Beni sizinle tanıştırmayı çok istedi ama ben çekingen tabiatlı olduğumdan sizinle bir araya gelemedik.

Babanız yaşadığı her yerde kendisini bir yabancı gibi hissediyor, huzur duyacağı bir belde bulmayı çok istiyordu. Bu maksatla çok kitap, dergi karıştırdı. Sonunda Sahaf Cafer Ağa’nın notlarını buldu ve kimseyi yabancı saymayan Lorem ipsum halkından çok etkilendi. Bir süre sonra beni de ikna etti ve birlikte Lorem ipsum’a gitmeye kadar verdik.

Kamyonetle yola çıktık. Bir miktar paramız var, fakat gideceğimiz yer hakkında bilgimiz o kadar az ki hedefimize ulaşabilecek miyiz, bilmiyorum. Muhterem peşimizden gelmenizi istemiyor, onun için arkasında iz bırakmamaya çalıştı. Siz lütfen günlük hayatınızı normal olarak sürdürün. Bir yere yerleştiğimizde ben size haber vereceğim.”

Mesajın geldiği telefon numarası belli değildi, konum bilgisi de yoktu. Cüneyt Bey birkaç hafta Lorem ipsum V’in nerede olduğunu araştırdı. Hiçbir bilgi kırıntısına erişemedi. Epey zamandır babasından ya da Makbule Hanım’dan bir haber gelmesini umutla bekliyor.

Zaten yapabileceği başka bir şey de yok.

.

Caner Fidaner

………………………………………………..

Meraklısına Not: Bu yazı altZine dergisinin “Şehir // Yabancı” temalı Kış 2015 sayısında yayımlanmıştır. E-dergiyi buradan indirebilirsiniz.

Reklamlar

15/05/2016 - Posted by | Öyküler | ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: