Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Obama’nın adındaki “bereket”

obamaHayır, Barack Hussein Obama yandaşı ya da karşıtı, siyasi içerikli bir yazı değil bu. Yukarıdaki başlık, Barack adının bereket sözcüğü ile akraba olduğunu ifade ediyor sadece.

ABD’de koltuğa en genç oturan Başkanlar arasında beşinci sırada olan Obama, başkan olduğunda 47 yaşındaydı. Fakat geçmişine bakıyorsunuz, annesi ile babası farklı kültürlerden, kendisi de dünyanın değişik yerlerinde yaşamış: Hawaii, Endonezya, Los Angeles… Obama yalnızca Afrika kökenli Amerikalıların değil, küreselleşen dünyadaki kıtalararası nüfus hareketlerinin de temsilcisi adeta.

Bu küresellik, başkanın adına da yansımış. Bu adın bizim en iyi bildiğimiz bölümü, ortadaki Hüseyin olsa gerek. Sözlük anlamı “küçük ve güzel” olan bu isim, Halife Ali’nin oğullarından birinin adı olduğu için İslam dünyasında çok kullanılıyor. Barack Obama’nın bu ismi, önce Katolik Hıristiyan iken sonra din değiştirip Müslüman olan baba-dedesine dayanıyor. Bu arada, biyolojik babasının da, annesinin sonraki eşi olan ve kendisini büyüten sosyolojik babasının da dinle çok ilgili olmadıklarını ama Obama’nın kendisini Hıristiyan olarak tanımladığını anımsatalım. Aile ismi olan Obama sözcüğü, hem Kenya’nın Lou kabilesinde bir soyadı hem de Japonya’da kullanılan bir aile adı, Japonca’da “küçük sahil” anlamına geliyor.

Barack şeklinde yazılıp barak olarak okunan isim ise Arapça kökenli ve tahmin edeceğiniz gibi b-r-k kökünden geliyor. Ama dikkat! Biz Türkçe’de aynı yazımla göstersek de, Arapça’da iki tane b-r-k kökü var, birinin son harfi kaf, öbürününki ise kef.

Önce kef ile yazılana bakalım: Bu kök “parlama, birdenbire aydınlanma” anlamını taşıyor ve bizi “yıldırım, şimşek” anlamındaki berk sözcüğüne götürüyor. Türkçe’de sık kullanılan bir erkek adı olan ve Muhammed peygamberi göğün yedi kat üstüne çıkardığına inanılan uçan atın, daha doğrusu mitolojik varlığın adı olan Burak da bu kökten. Bazı yorumcular, dini metinlerde ‘burak’ın hızının tanımlanışına bakarak, o sözcüğün gerçekte simgesel olarak ışık kavramını anlattığını söylüyorlar.

Ama yeni başkan Obama’nın adı olan barack (= “barak”), kef ile değil, kaf ile yazılan b-r-k kökünden türemiş. Aslında bu kök de bize çok tanıdık, bereket ve onun akrabası olan sözcükler hep bu kökten türemiş. Her ne kadar bu kök Arapça ise de, sözün tarihi İbranice, Aramice ve Akatça’ya kadar gidiyor. Nişanyan’a göre bu kök, Ortadoğu’nun kadim Sami grubu dillerinde “diz” anlamına geliyor, bu kökten türeyen sözcükler de “kutsal kişinin önünde diz çökmek, böylece kutsamak ve kutsanmak” gibi anlamlar kazanıyor. Örneğin Asurca’da, isimlere kutsallık getiren “bir bir ku” eki var.

B-r-k kökenli sözcük ailesi, binlerce yıl sonra, çağdaş dünyada yaşamını sürdürüyor: Bir yandan Anadolu Türkçesi’nde bereket, tebrik, mübarek biçiminde her gün kullanılırken, öte yandan Hüsnü Mübarek’in, Albaraka adlı bankanın ve son olarak da bir ABD liderinin adında yeniden vücut buluyor.

Son olarak barak ile ses benzerliği bulunan, ama anlamca ilgisiz sözcükleri de anımsatalım:

Uygur dilinden alınarak Cumhuriyet Türkçesi’nde kullanıma sokulan Türkçe berk sözcüğü, “güçlü, sağlam” demek; Farsça’da ise berk, “yaprak, kitap sayfası, föy” anlamına geliyor (sadberk= “yüz yaprak”), ama bu iki kullanımın da bereketin kökü ile ilgisi yok.

ODTÜ’lülerin sosyal faaliyet mekânı olarak ün kazanan baraka sözcüğü de bize İtalyanca’dan geçmiş, ama daha eski tarihlerde, “çamur, kil” anlamına gelen barro sözcüğünden ortaya çıkmış, “geçici asker barınağı” demek ve Katalanca kökenli, yani o da sadece ses olarak ‘barak’a benziyor.

Her sözün kendi ömrü, kendi tarihi var. Bakıyorsun, Akatça’da diz anlamına gelen sözcük, yüzlerce binlerce yıl boyunca o dilden bu dile, o ülkeden bu ülkeye gezmiş, kıyafet değiştirerek de olsa yaşamını sürdürmüş, sonunda Yeni Dünya’ya ulaşmış ve ABD’nin başkanına ad olmuş. Yani sözcükler kavimlerden, devletlerden, imparatorluklardan, hatta dinlerden daha uzun yaşıyor, demek ki bu dünyanın asıl sahipleri onlar, öyle değil mi? O halde, lütfen sözcüklere saygı gösterelim, anlamlarını bilmesek, bizim konuştuğumuz dile ait olmasalar bile…

Caner Fidaner

Meraklısına not: Bu yazı Radikal İki’nin 9 Kasım 2008 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar

09/11/2016 - Posted by | Deneme, Dil Meselleri | , , ,

2 Yorum »

  1. sevgili Caner…

    ne güzel bir gezintiydi…

    “uzun…” olmak çok önemli mi ne..

    asuman

    ________________________________

    Yorum tarafından asuman boyacigiller | 10/11/2016 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: