Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Sıcak tarçınlı kurabiye kokan sayfalar

ben-soylemem-sen-anla

Ben Söylemem Sen Anla! / Ayşegül Kocabıçak, 2016

 

Önce kitaptan bir alıntı: “İlk kez bir öyküsünü ilk okuyuşta anladım. Burnuma götürüyorum dergiyi. Sıcak tarçınlı kurabiye kokuyor.”

İlk öykü kitabı “Dilsiz annelerin sessiz çocukları”nı okuduğumdan beri Ayşegül Kocabıçak’ın yeni kitabını bekliyordum; NotaBene yayınları “Ben söylemem sen anla!”yı 2016 İstanbul Tüyap’a yetiştirdi. 

Kitapta, her biri birkaç sayfayı geçmeyen 17 öykü var. Kocabıçak, yine baskı gören (ya da kendisini baskı altında hisseden) kadınların, geleceği kendilerinin kuracağını henüz bilemeyen çocukların, bitmemiş hesapların, unutulamamış ayrılıkların, kurulmuş hayallerin, verilmiş ama tutulamamış sözlerin dünyasında dolaştırıyor bizi. Fakat bana öyle geldi ki ilk kitaptakilere göre bu öyküler biraz farklı. Kadınlar artık kaderlerine daha bir itiraz ediyor, insanlar ne yaşadıklarını daha bir fark ediyor, neyi nasıl değiştirebileceklerini daha ciddi düşünmeye başlıyorlar. Kahramanlar denizde gidebilecekleri yere kadar yüzme derdindeler, canlarını sıkan amcanın ayağını otobüste ayakkabının topuğuyla ezmeye çekinmiyorlar, yirmi yıllık bir evliliğin sadece “birlikte alınmış eşyalar” olduğunu söyleyebiliyorlar. O kadınlar ki, kâh falcıdan medet umup ceplerindeki parayı ortaya döküyorlar, kâh falcı olup müşterilerine (parayla da olsa) umut dağıtıyorlar. Okumaya devam et

02/12/2016 Posted by | Okurken | , , , | Yorum bırakın