Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Chloé’nin Mektubu

mübadele

Muhterem beyefendi veya hanımefendi,

Sizi tanımıyorsam da bahçeye bakan pencerenin pervazı ile duvar arasında kalan ince yarığa bırakacağım bu mektubu bulup okuyacak kişi olduğunuzu farz ediyorum. Sizden ricam Flavyo’ya sahip çıkmanızdır.

Böyle bir mektup yazma cesaretimi edebiyat öğretmenimize borçluyum, çünkü o bize bu sene mektup yazmayı öğretti, tanımadığımız kişilere nasıl hitap edeceğimizi bile bir bir yazdırdı. Fakat ifadeyi hatırlamak için defterime bakmam gerekmedi, çünkü ezberim iyidir; okuldaki kızlar arasında okumaya ve yazmaya en meraklı olan da benim. Aslında “bendim” demem daha doğru olacak, çünkü bütün mahalleli gibi bizim de buradan ayrılmamız icabediyor. Annemin dediğine göre bu memleketten kovulmuşuz, bereket gidebileceğimiz başka bir memleket varmış ve ben tahsilime orada devam edebilecekmişim. Babam bir süre sonra buraya döneceğimizi söylüyor, ama bunu söylerken yüzüme bakamıyor. Annem telaşlı, hem bizim aileyi, hem de komşuları vapura götürecek faytonlar ile eşyalarımızı taşıyacak at arabaları az sonra gelecekmiş.

Geçen kış bahçemizdeki dut ağacının dibinde, incecik sesiyle uzun uzun miyavlarken bulmuş, tüyleri sarı olduğu için de Flavyo diye çağırmaya başlamıştım onu. Sık sık yatağımda yatıracak kadar çok sevmemin sebebi belki benim de sarışın olmamdır. Saçlarım uzundur da, annem her gün iki örgü yapar, sonra ikisinin de uçlarına kurdele takar.

Flavyo’yu yanımızda götürelim diye annemlere çok ısrar ettim, hatta yalvardım, ama ifadesiz yüzlerden sadece “hayır, olmaz, imkânsız” gibi menfi cevaplar alabildim. Annem de duruma üzülüyor herhalde, çünkü dün sabah aynı talebi tekrar ettiğimde bir şey söylemeden beni dizlerine oturttu, saçlarımı okşadı, ardından birbirimize sarılıp ağlaştık. Sonra eşyaları toplamaya yardım ettim. Annemi üzmemek için birçok sevdiğim giysi ve kitaptan ayrılmaya ses çıkarmadım.

Evdeki telaşı fark ettiğinden olsa gerek, Flavyo dünden beri kayıp. Bahçede bir yerlerde saklanıyor galiba, çünkü içine süt doldurup gece dutun dibine bıraktığım çanak bu sabah boşalmıştı. Çanak yerinde duruyor, lütfen bu mektubu bulur bulmaz onu yine sütle doldurun, Flavyo gelecektir.

Endişeliyim. Çünkü geçen kış hava çok soğuk olduğunda ulumalar duymuştuk, babam aç kalan köpeklerin her şeyi yapabileceğini söylemişti. Flavyo’nun tırnakları onlarla baş etmeye yetmez. Bir de lütfen dut ağacını kesmeyin. O olmazsa zavallıcık evini bulamayabilir, bahçeye döndüğünde kafası karışacaktır.

Ona iyi bakın, zaten size fazla bir yükü olmaz. Her işini kendisi görür, sadece sevilmek istediğinde yanınıza gelip mırıl mırıl yapacaktır. Erkek olduğu için yavrulamayacak, bu da işinizi kolaylaştırır. Eğer babamın dediği gibi evimize geri dönecek olursak onu sizden geri almak isterim. Kendisini burada bırakmaya mecbur kaldığımı anladı, biliyorum. Eminim ki bana küsmeyecek ve döndüğümde kucağıma atlayacaktır.

Kedime göstereceğiniz alâka için size şimdiden teşekkür ediyorum.

Chloé

—————

Meraklısına Not: Fotoğraf Kerim Usta‘nın Ahali Mübadelesi adlı sayfasından alınmıştır. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Reklamlar

02/09/2017 - Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | , , ,

2 Yorum »

  1. Bu güzel duygu yüklü öykü içince teşekkürler Caner

    Yorum tarafından Feyzullah | 03/09/2017 | Cevapla

    • Sağ ol arkadaşım… Ben teşekkür ederim ilgine.

      Yorum tarafından canerfidaner | 03/09/2017 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: