Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Geziye Davet

Benimle birlikte bir geziye gelir misin? Nerelere gideceğimizi, kimleri göreceğimizi söylemeyeceğim, adım adım öğreneceksin yolculuğun duraklarını. Eminim böylesi daha keyifli olacak. Yalnızca ikimiz olacağız gezi boyunca, yolculuk ne kadar sürecek dersen, bunu tam bilmiyorum ama bu konuda asıl kararı ikimiz birlikte vereceğiz.

Nasıl başlıyoruz? Önce gözlerini kapatman gerek. Evet, işte öyle!…. Okumaya devam et

27/06/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yolun Dışında

İlkokul yolunu hatırlar mısın? Evden okula sırtında çantanla giderken kendi başına olmanın tedirgin edici keyfi ile riske giriyor olmanın sıkıntılı hazzını belki de ilk kez bir arada duyduğun o rota sende ne izler bırakmış? Yoksa sen de evin kapısına gelen servis tarafından alınıp okul kapısına kadar götürülen, ders çıkışı yine aynı güvenli ve heyecansız yolculukla eve dönenlerden misin? Okul servislerinin belki en hoş tarafı arkadaşlardan ayrılmayı ertelemek oluyor, ama böyle bir ulaşım biçimini hiç tanımamış olan bizim kuşak için mahalledeki arkadaşlara ulaşmak çok kolaydı, bütün yapmamız gereken, arkadaşımızın penceresinin altına gitmek, sonra bağırarak onu çağırmaktı; çok çok anneden izin alma süresi kadar beklerdik. Sonra, zaman, hava kararana kadar bizimdi. Okumaya devam et

27/06/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , , , , | 2 Yorum

Terra Incognita

İlkokul öğretmenim bir gün bana bir kitap armağan etmişti, Büyük Kâşifler diye. Bu güzel hareketin nedenini unuttum ama üzerinde ilkokul öğretmenimin el yazısı ile hâlâ kitaplığımı süsleyen o kitabı okuduktan sonra aklımda kalan şuydu: Bir zamanlar dünyanın her köşesi henüz bilinmiyordu, o çağlarda macera seven bazı insanlar dünyayı keşfetmek için yola çıkmışlar ve başka bir Avrupalının daha önce ayak basmamış olduğu yerlere ulamışlardı. Bu sürecin sosyal, ekonomik, kültürel, psikolojik vb. çok ciddi yönleri de olduğunu çok sonraları öğrendim. Okuduğum tarih kitaplarının hep Avrupa’yı merkez alarak yazılmış olduğu, Avrupalıların başka ülkelere merak yüzünden değil, hem siyasi hem ekonomik egemenliklerini yaymak için gittikleri gibi konularda da hiç fikrim yoktu. Çocukken beni ilgilendiren şey, dünyada keşfedecek bir yer kalmadığı, bu yüzden de Kolomb’un, Magellan’ın, Vasco de Gama’nın yaşadığına benzer heyecanlar yaşamanın artık olanaksız hale geldiği olmuştu. Okumaya devam et

20/06/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , | Yorum bırakın

Kendimle ve Kuşağımla Gurur Duyuyorum

Evet, bizler hayalciydik, ama hayalimizde para çuvalları değil, el ele tutuşmuş, daima ileriye, daima yukarıya bakan insanlar vardı; umudumuzda katlar, yatlar değil, gözleri ışıl ışıl, okuyan çocuklarla dolu bir dünya görüyorduk. Şimdi dünyanın bütün çocukları değilse de, bizim çocuklarımız aydınlık aydınlık bakıyor.

Bizim toprağımız bereketliydi, ama durup dururken yeşermiyordu, insan emeğiyle ekilip biçiliyordu. Ha babam de babam, santim santim, adım adım, çizgi çizgi, yol yol… Ektik de, biçtik de. Her tohumdan istediğimiz ürünü alamadık ama, elimiz boş da kalmadı. Okumaya devam et

08/06/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | | Yorum bırakın

Borges’in Alef’i üzerine

Jorge Luis Borges

Bu sabahki düşünme konum şuydu: “Jorge Luis Borges’in ‘El Aleph’, yani ‘Alef’ adlı öyküsünü neden çok beğendim?” Hani şu kahramanın belli bir noktada, “alef noktası”nda evrenin bütün geçmişini, şimdisini, geleceğini bir arada gördüğü o harika öyküden söz ediyorum.

Öyküyle ilgili bir kaç nokta: Bir kere, yazarın fantastik bir öyküde kahramanın adını Borges koyması, yani kahramana kendi adını vermesi dikkat çekici. Sanki şöyle diyor: “Burada anlattıklarım benim gerçekten yaşadıklarımla, hissettiklerimle bire bir ilintili, onları masal gibi okumayın!…” Okumaya devam et

12/05/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , , | 4 Yorum

Bir Aşkın Bitişi

Bir aşkın bitişi, vazodaki çiçeğin solması gibidir. “Acaba” dersin, “ne yapsaydım da birkaç gün daha canlı dursaydı? Rengi solmasaydı, yaprakları kurumasaydı?” Çiçeği ilk eline aldığın an duyduğun coşkuyu hatırlarsın, o coşkunun senin için artık bilinmez bir zamanda yaşanmış bir duygu olduğunu fark edersin. Evet, her şeyin sonu gelmiş sayılmaz belki, ama sabahları sana yaşama sevgisini anımsatan çiçeğin ömrü tükenmiştir. O çiçeğin ömrünü uzatacak bir çare bulunmadığını fark ettiğin anda senin de bir yerlerinin yaralandığını hissedersin, başkaları derdini anlamasa da. Okumaya devam et

06/05/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , | 1 Yorum

Sevgililer Günü’nü unutmak

kupidUnutmamam gereken ne de çok gün var! Tanıştığımız gün, ilk çıktığımız gün, nişanlandığımız tarih, nikahımızın kıyıldığı gün, düğün gecemiz, tabii onun yaş günü… Ben ne yapmışım? Bütün bu günleri sıraya koymuşum, hiçbirisini unutmuyorum. Onu her tebrik edişimde, ona her hediye verişimde karşılığını alıyorum, her seferinde de başarılı bir sınav sonrasındaki rahatlığı yaşıyorum. Derken bir de bakıyorum ki, Sevgililer Günü gelmiş! Gelmiş de söz mü, neredeyse geçiyor bile! Bugün 14 Şubat gerçekten, ama bunu yeni farketmişim, şu anda hava kararmış, akşam olmuş, eve dönüş otobüsündeyim. Özel günlerin tümünü anımsamakla övünürken 14 Şubat’ı, Sevgililer Günü’nü unuttum mu yani? Tüh! Şimdi ne yapacağım? Otobüsten indikten sonra, evin çevresinde açık bir dükkan olmayacak, açık dükkan bulsam, orada armağan sınıfına girecek bir şey satılmaz… Çiçek? Otobüs çiçek alabileceğim son köşeyi geçeli de epey oldu. Okumaya devam et

14/02/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , | Yorum bırakın

Her Okuma Bir Serüvendir

Ey okur!

Sanma ki bu yazıların tümü senin için yazıldı. Doğrusu seni tanımam etmem, açık konuşmak gerekirse, bu yazıları yazarken karşımda sen varmış gibi düşündüğüm de söylenemez. Aslında şu anda da nasıl birisi ile konuştuğumu da bilmiyorum, kim bilir nasıl bir insansın? Dürüst müsün? Kendinle barışık mısın? Bir şeyi hoşuna gittiği için mi okursun, sana bir faydası olsun diye mi? Yoksa yazarın yanlışlarını bulup “bak işte o da hata yapmış!” demek gibi bir hevesin mi var? Nelerden hoşlanırsın? Hangi kitapları okudun, hangi filmleri gördün? Dahası, bunlardan sende kalan şeyler oldu mu?

Senle gerçekten paylaşabileceğim şeyler var mı? Hiç bilmiyorum.Senin varlığından habersiz değilim, eğer bu derleme şu anda elinde ise, belli ki onun senin eline geçmesinde benim de payım var. Ama işin önceki evrelerinde seni pek dikkate almadım. Yani dürüst olmak gerekirse, bu yazıların yazılması, aslında benim ihtiyacımdı.Kimi yazılar başka türlü ulaşamayacağımı düşündüğüm kişilere yönelik olarak kaleme alındı; bir bölüğü şu ya da bu kişiye genellikle duygularımı, bazen de düşüncelerimi anlatabilme niyetimin sonucunda ortaya çıktı; bazı yazılar ise kendimi başka türlü ifade edemeyeceğimi hissettiğim anlarda doğdu. Okumaya devam et

16/01/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , | Yorum bırakın

Dali, Millet ve Angelus

J. F. Millet – Angelus

Tarih 21 Eylül 2009, Salvador Dali‘nin memleketi olan şehirde, Figueres‘teyiz; buraya Dali Müzesi’ni gezmek için gelmişiz.

S. Dali – Gün doğuşu, gün ortası, gün batımı

Müzeye giriyoruz heyecanla, her odada, her salonda bizi Dali’nin bir dizi sürprizi karşılıyor. Hepsini aktarmak için kitap yazmak gerek. Rehberimiz kısa zamana çok şey sığdırarak epey bilgi aktarıyor bize, anlatacakları bitince bizi özgür bırakıyor. Yalnızca resimlerle değil, adeta Dali’nin oyuncaklarıyla dolu odaları kendi başımıza keşfetmeye çalışıyoruz.  Okumaya devam et

05/11/2009 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , | Yorum bırakın

Veda

Dolunay II (Seamus Berkeley)

Veda vardır, zor veda vardır, bir de çok zor veda vardır. Herhalde en zor olanı da sevdiğiniz bir yakınınız öldüğünde onunla vedalaşmaktır.

Ölmeden az önce yanındaydım, ama hastanede ölen birçok kişinin olduğu gibi Hüray’ın da son dakikalarında başında sevdiği kişi değil, telaşlı bir ekip ve bir takım cihazlar vardı.

Ölüsü morga gitmeden beni çağırdılar, çünkü “onu son kez göreyim” diye rica etmiştim. Okumaya devam et

28/01/2005 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , | Yorum bırakın