Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Bahar Dalları

Badem baharları – Van Gogh (1890, San Remy)

Bir kır evinde oturmaya başladığımda, hayatımın en keyifli dönemine girdiğimi düşünüyordum. Griliklerden, gündelik gürültülerden, tatsız kokulardan, koşuşturmalardan, yalan dolandan, yani çevresinde bulunduğunda insana doğal gelen her türlü yapaylıktan uzaklaşmıştım. Artık günlerim kuşların sesleriyle, otların kokusuyla, çiçeklerin renkleriyle doluydu.

Evimin yeşil kepenkleri hep açık dururdu, her köşeden içeri aydınlık girerdi. Evin bir yanındaki pencerelerden bakardım, karşımda ağaçlar, yeşillikler uzanırdı; öbür yanındaki balkondan ise denizi görür, güneşi seyrederdim. Böyle keyifli günler yaşarken insan dünya hiç değişmeyecek sanır, ben de o zamanlar her şey böyle süregidecek diye düşünüyordum. Okumaya devam et

Reklamlar

02/06/2010 Posted by | Ellilikler-2: Hayret | , | Yorum bırakın

İyileştim

Sana daha önce söylemiş miydim bilmiyorum, epey zaman önce bir hastalığa yakalanmıştım. İyileşmek için az çaba göstermedim, ama bir türlü sağlığıma kavuşamıyordum. Sonunda dün akşam anladım, artık düzeldiğimi.

İyileşmiş olduğumu bir siklamenden duydum: orta boy bir saksıda oturan, iki tane açmış çiçeğe ve açmak üzere olan bir tomurcuğa sahip bir siklamenden. Rengi mi? Dur bakayım, pembe gibi ama daha koyu, özellikle taç yapraklarının ortaları eflatuna da benziyor, ama yaprakların kenarlarına doğru gidildikçe renk hem açılıyor, hem de daha turuncumsu hale geliyor, kimi taç yapraklar yer yer kırmızıya da çalıyor, ama bu renkler üzerlerine düşen ışığa göre de değişiyor. Zaten biliyorsun, insanlar bu çiçeğin rengini daha önce bildikleri renklerle adlandıramamışlar, onun için de bu renge çiçeğin adını vermişler. Okumaya devam et

02/06/2010 Posted by | Ellilikler-2: Hayret | , | Yorum bırakın

Armağan

Armağan gönülden gönüle bir bağdır. Ama aslında bunun tersi de doğrudur, yani gönülden gönüle atılmış bütün köprüler, bütün bağlantılar, her iki gönül için de birer armağandır.

Armağan bir iletişimdir. Birisine armağan vererek ona bir şeyler söylemek isteriz, örneğin bir kişiye “Benim için sen değerli bir insansın, yanımda değilken de seni düşündüğüm anlar oluyor. İstiyorum ki, yanında olmadığımda sen de beni zaman zaman anımsa, düşün” demenin armağan vermekten daha açık, daha kesin, daha anlaşılır bir yolu yoktur. Okumaya devam et

22/05/2010 Posted by | Ellilikler-2: Hayret | , | Yorum bırakın

Karşımdasın

Akşam yemeği masası, Matisse, 1897

Lokantadayız, masada, karşımda oturuyorsun. Yalnız değiliz, etrafta bir sürü arkadaş var, onlarla bütün gün İstanbul’u gezmişiz. Yorgun, ama keyifli bir günün sonundayız. Hepimiz bir yandan yaşadıklarımızın hazzını içimizde duyuyoruz, bir yandan da o güzel gün bitmek üzere olduğu için hüzünleniyoruz. Hiçbirimiz bunu fark ettirmek istemiyoruz ama, endişeli yanımız “Böyle bir günü tekrar yaşamak mümkün olmayabilir” diye düşünüyor, keyifli yanımız ise öne atılıyor, “Bırak bu karamsar düşünceleri, içinde bulunduğun anın verdiği keyfi neden ille de gölgelemek istiyorsun?” diyor. Okumaya devam et

22/05/2010 Posted by | Ellilikler-2: Hayret | , | Yorum bırakın

Dans

Benimle dans etmelisin. Bir yandan müzik çalmalı, bir yandan ben seni tutmalıyım, bir o yana, bir öbür yana tek ayak üstünde taşımalıyım, sen gülümsemelisin, ben gamzelerine bakmalıyım, sonra seni çevirmeliyim, bir köşeden bir köşeye savurmalıyım, içinden “durmasak” diye geçirmelisin, gülmelisin, sonra bir de kahkaha atmalısın, bir şeyler söylemelisin, ben duyamamalıyım, ama döndüre döndüre senin başını döndürmeliyim…

Okumaya devam et

22/05/2010 Posted by | Ellilikler-2: Hayret | | Yorum bırakın

Benden Kaçamazsın

Bu konuda ne kadar çok çaba gösterdiğini görüyorum, belki sıkıntı çekmemek, çektirmemek istiyorsun, belki üzmemek, üzülmemek istiyorsun, belki başka gerekçelerin var… Gerçek nedeni her ne ise, benimle aynı mekanda olmak istemiyorsun, uzaklaşmaya çalışıyorsun. Ama sen de biliyorsun ki, hepsi boşuna. Artık bunun farkına vardın sanıyorum, benden kaçamazsın.

Senin nereye gideceğini, ben senden önce biliyorum. Bu durum bazen hoşuna gidiyor, bazen canını sıkıyor ama, her gittiğin yerde beni buluyor olman da bu yüzden. Yalnız kalmak istediğin zamanlarda bazen bunu başaramıyorsan, sorumlusu benim. Evinden, odandan çıkmamaya karar versen bile, benden kaçamazsın. Okumaya devam et

06/05/2010 Posted by | Ellilikler-2: Hayret | | Yorum bırakın