Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Sıcak tarçınlı kurabiye kokan sayfalar

ben-soylemem-sen-anla

Ben Söylemem Sen Anla! / Ayşegül Kocabıçak, 2016

 

Önce kitaptan bir alıntı: “İlk kez bir öyküsünü ilk okuyuşta anladım. Burnuma götürüyorum dergiyi. Sıcak tarçınlı kurabiye kokuyor.”

İlk öykü kitabı “Dilsiz annelerin sessiz çocukları”nı okuduğumdan beri Ayşegül Kocabıçak’ın yeni kitabını bekliyordum; NotaBene yayınları “Ben söylemem sen anla!”yı 2016 İstanbul Tüyap’a yetiştirdi. 

Kitapta, her biri birkaç sayfayı geçmeyen 17 öykü var. Kocabıçak, yine baskı gören (ya da kendisini baskı altında hisseden) kadınların, geleceği kendilerinin kuracağını henüz bilemeyen çocukların, bitmemiş hesapların, unutulamamış ayrılıkların, kurulmuş hayallerin, verilmiş ama tutulamamış sözlerin dünyasında dolaştırıyor bizi. Fakat bana öyle geldi ki ilk kitaptakilere göre bu öyküler biraz farklı. Kadınlar artık kaderlerine daha bir itiraz ediyor, insanlar ne yaşadıklarını daha bir fark ediyor, neyi nasıl değiştirebileceklerini daha ciddi düşünmeye başlıyorlar. Kahramanlar denizde gidebilecekleri yere kadar yüzme derdindeler, canlarını sıkan amcanın ayağını otobüste ayakkabının topuğuyla ezmeye çekinmiyorlar, yirmi yıllık bir evliliğin sadece “birlikte alınmış eşyalar” olduğunu söyleyebiliyorlar. O kadınlar ki, kâh falcıdan medet umup ceplerindeki parayı ortaya döküyorlar, kâh falcı olup müşterilerine (parayla da olsa) umut dağıtıyorlar. Okumaya devam et

02/12/2016 Posted by | Okurken | , , , | Yorum bırakın

Ayna koyup okumak

640px-Da_Vinci_Vitruve_Luc_Viatour

Vitruvius İnsanı (Leonardo Da vinci, 1490)

Benim gibi solak olduğunu öğrendiğimden beri Leonardo Da Vinci’ye daha bir yakınlık duyuyorum. Onunla aynı azınlık grubunda olduğumdan yaşamlarımızın hem zaman hem de mekân olarak birbirinden çok uzak olması önemini kaybediyor. Leonardo Usta kimi notlarını sağdan sola doğru, sadece yanına ayna tutularak okunabilecek şekilde yazarmış. Bunu ilk duyduğumda, “Yoksa solak olduğu için böylesi ona daha mı kolay geliyordu?” diye aklıma gelmişti. Gerçekten araştırmacıların bir kısmı böyle düşünüyor. Fakat, Da Vinci’nin buluşlarım çalınmasın diye şifreli yazdığını iddia edenler var, kimileri de “Kilise’ye ters gelebilecek görüşlerini bu yöntemle kem gözlerden saklıyordu,” diyor. Okumaya devam et

11/07/2014 Posted by | Okurken | , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Nobel’i Aldığım Gün

Nobel medal Sevgili okurum,

Hesaplarım doğru çıkarsa 2034 yılında, yani yaşım seksen olduğunda edebiyat Nobel’ini ben alacağım. Ödül konuşmamda 2014 yılının 23 Nisan’ındaki imza günümüzden de söz etmeyi düşünüyorum. Ancak sanırım o zaman bu günü biraz bulanık anımsayacağım. “Aykırı Kuşların ikinci ortak kitabı ‘Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler‘de kaç öyküm yayımlanmıştı, üç mü, dört mü? Hangi arkadaşlarla birlikteydim imza atarken? O gün kimler gelmişti beni görmeye? Ortak kitabımızda kaç kişinin emeği vardı, 18 mi, 19 mu?” diye belleğimi zorlayacağım. Okumaya devam et

12/04/2014 Posted by | Okurken | , , , , , , | 8 Yorum

“Galîz Kahraman”a Zeyl

Ey Kâri!

Sen de benim gibi Galîz Kahraman ismiyle müsemma kitabı kıraat edip içinde gördüğün ve ne mânaya geldiğini bilmediğin kelemâtın peşine düşme isteği duymuşsan, işbu risale senin içindir.

Şekil.1

Şekil.1

Evvelemirde kitabın müellifinden başlayalım. Kapakta her ne kadar İhsan Oktay Anar yazılmış ise de emîn haber menbaları bu ismin müstear olduğunda ısrarcıdır (Şekil.1). Şehir ahalisinin dilinde asıl müellifin Uzun İhsan Efendi olduğu şayiası dolaşmaktadır. Muhtelif emarelere bakarak bendeniz de bu fikre iştirak ediyorum. Bilvesile Uzun İhsan Efendi’ye sıhhat, afiyet, saadet ve uzun ömür temenni ediyoruz.

Aşağıda işte bunun gibi hayreti mûcib daha nice malûmat okuyacaksın. Fakat eğer maksadın hakîkati, sadece hakîkati bulup keşfetmekse bunu başka yerlerde aramanı tavsiye ederim. Zira aşağıda yazılanların hakîkatı aksettirdiğine dair bir delil yoktur. Varsa da biz bundan bîhaberiz. Okumaya devam et

09/02/2014 Posted by | Okurken | , , , , | 14 Yorum

Leylâ Erbil’in kalan’ına Zeyl

0- Kalan - Leyla Erbil Leylâ Erbil’in kalan adlı kitabını büyük bir keyifle okudum. Ancak kitabı okurken bazı kaynaklara başvurma ihtiyacı duydum. Çünkü bazen anlamını bilmediğim sözcükler, şarkı sözleri ya da ifadelerle karşılaştım, bazen de metinde sözü geçen şarkı, sinema filmi, kitap gibi sanat ürünlerine erişmek ya da onları hatırlamak istedim. Ayrıca kimi özel adlar hakkında bilgi topladım. Böylece kitabı görece geniş bir çerçeveye oturtabildiğimi düşünüyorum. Sanıyorum böylelikle kalan‘dan bana daha çok şey kalmasını sağladım. Okumaya devam et

22/11/2013 Posted by | Okurken | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum