Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Chloé’nin Mektubu

mübadele

Muhterem beyefendi veya hanımefendi,

Sizi tanımıyorsam da bahçeye bakan pencerenin pervazı ile duvar arasında kalan ince yarığa bırakacağım bu mektubu bulup okuyacak kişi olduğunuzu farz ediyorum. Sizden ricam Flavyo’ya sahip çıkmanızdır.

Böyle bir mektup yazma cesaretimi edebiyat öğretmenimize borçluyum, çünkü o bize bu sene mektup yazmayı öğretti, tanımadığımız kişilere nasıl hitap edeceğimizi bile bir bir yazdırdı. Fakat ifadeyi hatırlamak için defterime bakmam gerekmedi, çünkü ezberim iyidir; okuldaki kızlar arasında okumaya ve yazmaya en meraklı olan da benim. Aslında “bendim” demem daha doğru olacak, çünkü bütün mahalleli gibi bizim de buradan ayrılmamız icabediyor. Annemin dediğine göre bu memleketten kovulmuşuz, bereket gidebileceğimiz başka bir memleket varmış ve ben tahsilime orada devam edebilecekmişim. Babam bir süre sonra buraya döneceğimizi söylüyor, ama bunu söylerken yüzüme bakamıyor. Annem telaşlı, hem bizim aileyi, hem de komşuları vapura götürecek faytonlar ile eşyalarımızı taşıyacak at arabaları az sonra gelecekmiş. Okumaya devam et

Reklamlar

02/09/2017 Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | , , , | 2 Yorum

Kaplanın Büyüsü

kaplanSağımda solumda ağaçlar. Kuş seslerine yaprak hışırtıları eşlik ediyor. Yukarı bakıyorum, yalnızca dallar ve yapraklar var. Gökyüzünü göremesem de güneşin sıcaklığı bana ulaşıyor. Şapkamın geniş kenarları beni korumaya yetmiyor. Saçlarım terden sırılsıklam olmuş. Gömleğim de. Yürüdükçe elimdeki tüfek ağırlaşıyor. Tetikteki parmağım da ıslanmış. Doğru iz üzerinde olduğumu umarak yavaş yavaş ilerliyorum. Kaplan yakınlardaysa titreşimlerini duyabileceğimi düşünüyorum. Yoksa yerlilerin dediği gibi büyücü mü bu kaplan, hiç ses çıkarmadan, dalları kıpırdatmadan yol almayı biliyor mu? Benim, eşini öldüren avcı olduğumu anlamış olabilir mi? Okumaya devam et

19/06/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | | Yorum bırakın

Süpermarkette ağlayan adam

trollerMakarna raflarının arasından geçti, sağa döndü. Sürdüğü market arabası boş sayılırdı; ekmek, balık konservesi, hazır çorba, büyük bir paket bisküvi. Adam solda şampuanların, sağda kozmetiklerin bulunduğu aralığa girecek gibiydi. Ama durdu ve ağlamaya başladı.

Yerel televizyonun akşam haberlerinde bir kasiyer kız olayın devamını şöyle anlattı:

Güvenlik elemanımız Cüneyt abi hemen mağaza müdürümüz Yasemin hanım’a bilgi verdi, ikisi birden ağlayan beyefendinin yanına gittiler ve ‘İyi misiniz?’ dediler. Neden ağladığını anlayamadık ama beyefendinin acısını paylaştık. Müdürümüz ödeme sorunu varsa kendi yetkisini kullanıp taksit yaptırabileceğini söyledi. Ödeme sorunu yokmuş. Cüneyt abi beyefendinin satın aldığı ürünleri bizzat taşıdı. Hatta mağazanın aracıyla beyefendiyi evine bıraktı. İsmi mi? Bilmem, hatırlamıyorum. Galiba sormadık.” Okumaya devam et

09/05/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | | 2 Yorum

Rüya Tabiri

T.

Komşum Hüseyin, her zaman alışveriş yaptığı sahaftan 1958’de basılmış bir Arsen Lüpen macerası almıştı. Okuduktan sonra kitabı bana da verdi. Hikâye heyecanlıydı ama asıl ilgimi çeken kitabın arasında bulduğum katlanmış sayfa oldu. Bir dergiden koparılmış gibi duran sayfanın iki yüzünde “Rüya Tabiri” başlıklı, aşağıdaki yazı vardı.
Okumaya devam et

01/03/2016 Posted by | Çok kısa öyküler | , , | 4 Yorum

Özgür Sözcükler Hareketi

KBretton – Woods Anlaşması 1971’de yürürlükten kalktı. Bu gelişmenin pek bilinmeyen bir sonucu olarak sözcükler dünyasındaki özgürlük özlemleri su yüzüne çıktı. Mumaileyh, Domates, Utkun, Zencefil, Çikolata, Ehemmiyet, Arda, Zimmet, Narenciye, Zatî, Hulahop, Merdiven gibi kökenleri ve kullanım sıklıkları çok farklı bir düzine sözcüğün öncü kadrosunu oluşturduğu bu özgürlük hareketi hızla genişledi ve onuncu yılını doldurmadan dernek kurma aşamasına geldi. Okumaya devam et

11/02/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Uncategorized | , | 2 Yorum

Müzeyyen

mkBitişik komşumuz Rasim Amca’yı, kızını bekleyemeden gömdük. Şükriye Teyze’nin yanına. Muhabbet kuşu Müzeyyen’e de ben bakmaya başladım.

Çiğdem’i gece yarısı hava alanından aldım. İlk sözü, “Tokyo’dan yirmi yedi saat önce çıktım.” oldu.

Sabah ilk iş mezarlığa gittik, üç yıl önce yaptığımız gibi. Sonra çocukken öteki kızlarla ip atladığımız sokakları dolaştık. Okumaya devam et

18/01/2016 Posted by | Çok kısa öyküler | | 5 Yorum

Ambulans

YoldaAmbulans

Melih Ergen’e

Bir öyküye başlamak istiyordum, konuya ihtiyacım vardı. Hastaneye yakın o tatlıcıya sırf öteki masalarda oturanları gözleyip hikâyelerini önce tahmin etmek, sonra da yazmak için gitmiştim. En çok ilgimi çeken kişi yan masadaki kır saçlı, orta yaşlı adam olmuştu; yalnız başına oturuyor, derin düşüncelere dalmış gibi beyaz sakalını sıvazlıyor, bir yandan da yoldan geçen araçları inceliyordu. O sırada bir siren sesi duyuldu. Benimki dikkat kesildi, tam ambulans geçerken başını öne eğdi, bir süre sessizce ağladı. Galiba aradığımı bulmuştum. En sevimli suratımı takınarak yan masadaki komşuma el salladım, “Merhaba!” Karşılık olarak önce bir gülümseme geldi, ardından elle “gel” işareti. Az sonra yan masadaydım ve tam istediğim gibi, ilginç bir hikâye dinlemeye başlamıştım. Okumaya devam et

10/01/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Uncategorized | | 12 Yorum

Yaz Aşkı

bisikletO yaz bir film afişine aşık olmuştum.

Okullar açılana kadar dayımlarda misafirdim. Yengemle dayım tombik, sevimli insanlardı, bana karışmıyorlardı. Temiz pak bir odam vardı, yatağım her gün toplanıyordu, acıktığımda yemek bulabiliyordum, ödevlerimi kimse sormuyordu. Keyfim yerindeydi yani. Okumaya devam et

25/12/2015 Posted by | Çok kısa öyküler | | 4 Yorum

Temel Neden

duvarSavcı Bey, az önce sağlık ocağını arayıp haber verdiler, hemen koştum. Komserim buradaydı, hep erkencidir zaten. Geçen gün “Formol kokusu alışkanlık yaptı, onun için heyetin en hızlı geleni benim,” demişti. Bildim bileli şakacıdır kendisi. Ben de bu dört yanımızdaki beyaz fayansları özlüyorum galiba, rüyama girdikleri bile oluyor. 

Eh, iki tane olduğuna göre, yemek saatinden önce bitiririz, geçen seferki kadar uzun sürmez. Siz kimlik tespitini ben muayeneye geçmeden önce yapıyordunuz değil mi? Ha, o iş tamamsa gerisi kolay. Demek bu delikanlı aynı bottaymış, isimlerini söylemiş. Neyse ki sahil güvenlikçi arkadaşımız Hidayet Bey Arapça biliyor, delikanlının dediklerini anlayabiliyoruz. Okumaya devam et

30/11/2015 Posted by | Çok kısa öyküler | | 1 Yorum

DİL BİLMEYEN YABANCILARI İSTEMİYOZ

 

Güzel lisanımızı dovru dürüst konuşmayı ve yazmağı bilmeyen siz yabancıların burada ne işi var? İlla ki kendi dilinizi konuşacaksanız sizi istemiyoz! Ya bizim dilimizi övrenin yahutta çekip gidin nereye gideceksen. Okumaya devam et

19/11/2015 Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | | Yorum bırakın