Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Pontius Pilatus Nasıl Öldürüldü?

pilatus-gunahkar-elini-yikiyor-duccio-c-1310

Pilatus günahkar elini yıkıyor (Duccio, c.1310)

Birkaç yıl önce teyze oğlum Tarık bana “Yeruşalem’in insan yiyen köpekleri” başlıklı bir yazı göstermişti. Bütün Dünya dergisinin 2001 yılında basılmış, “Tarihin sırları” adlı özel sayısından çekilmiş fotokopiler vardı elinde. Yazıda anlatılan hikâye ilginçti gerçekten.

Alman arkeolog Hans Şindler, Yeruşalem’in batısından güneyine doğru uzanan Ge-Hennom vadisinde 1970’li yıllarda yaptığı kapsamlı yüzey araştırmalarında çok sayıda köpek iskeletine rastlamış. 1976’da aniden hastalanıp ölen Şindler’in topladığı ve katalogladığı yüzlerce kemik uzun süre bir depoda, kilit altında beklemiş.

Hans Şindler’in oğlu Vilhem 1986’da arkeolog olmuş. Meslekteki ilk faaliyeti, babasının ölüm döşeğinde kendisine teslim ettiği anahtarla açtığı depodaki iskeletleri incelemek olmuş. Bu konudaki ilk makalesini 1996’da Young Archeologist dergisinde yayımlamış. Bu çalışma meslek çevrelerinde yoğun bir ilgiyle karşılanmış, çünkü oğul Şindler köpek çene kemiklerinin pek çoğunda garip lekeler tespit etmiş. Laboratuvarlarda incelettiği bu materyal insanlara ait kan hücreleri ve doku parçaları ihtiva ediyormuş. Üstelik, köpek iskeletlerinin arasında insan kemikleri de bulunmuş. “Karbon 14” (C-14) testi, buluntuları İsa’nın çarmıha gerilmesinden hemen sonrasına tarihlemiş. Fakat o döneme ilişkin belgelerde de, yazıtlarda da vahşi köpeklerin saldırısına ilişkin bir bilgi yokmuş. Okumaya devam et

Reklamlar

19/12/2016 Posted by | Öyküler, Uncategorized | , , , , | 9 Yorum

Hürmüz’ün Derdi

letter Sevgili ablam, canım ablam,

Şöminenin başındaki o rahat koltuğuna otur, ayaklarını pufa uzat, derin bir nefes al ve mektubumu okumaya başla. Önemli bir karar vermem gerekiyor ama kafam karışık. Çaresiz kaldığımda hep yaptığım gibi sana akıl danışmak istiyorum.

Birkaç ay öncesiydi. Akşamüstü olmuş, garsonluk yaptığım pastanenin, özür dilerim, patiserinin hemen hemen bütün masaları dolmuştu. Dik yürüyen, saçları dikkatle taranmış, pahalı montunun fermuarı boğazına kadar çekilmiş bir bey, çevresine “Ben buradayım” bakışları atarak en dipteki tek kişilik masaya oturdu. Hemen ardından bana seslendi: “Hamfendi, çay rica etsem?” Okumaya devam et

02/10/2016 Posted by | Öyküler, Uncategorized | | 1 Yorum

Özgür Sözcükler Hareketi

KBretton – Woods Anlaşması 1971’de yürürlükten kalktı. Bu gelişmenin pek bilinmeyen bir sonucu olarak sözcükler dünyasındaki özgürlük özlemleri su yüzüne çıktı. Mumaileyh, Domates, Utkun, Zencefil, Çikolata, Ehemmiyet, Arda, Zimmet, Narenciye, Zatî, Hulahop, Merdiven gibi kökenleri ve kullanım sıklıkları çok farklı bir düzine sözcüğün öncü kadrosunu oluşturduğu bu özgürlük hareketi hızla genişledi ve onuncu yılını doldurmadan dernek kurma aşamasına geldi. Okumaya devam et

11/02/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Uncategorized | , | 2 Yorum

Ambulans

YoldaAmbulans

Melih Ergen’e

Bir öyküye başlamak istiyordum, konuya ihtiyacım vardı. Hastaneye yakın o tatlıcıya sırf öteki masalarda oturanları gözleyip hikâyelerini önce tahmin etmek, sonra da yazmak için gitmiştim. En çok ilgimi çeken kişi yan masadaki kır saçlı, orta yaşlı adam olmuştu; yalnız başına oturuyor, derin düşüncelere dalmış gibi beyaz sakalını sıvazlıyor, bir yandan da yoldan geçen araçları inceliyordu. O sırada bir siren sesi duyuldu. Benimki dikkat kesildi, tam ambulans geçerken başını öne eğdi, bir süre sessizce ağladı. Galiba aradığımı bulmuştum. En sevimli suratımı takınarak yan masadaki komşuma el salladım, “Merhaba!” Karşılık olarak önce bir gülümseme geldi, ardından elle “gel” işareti. Az sonra yan masadaydım ve tam istediğim gibi, ilginç bir hikâye dinlemeye başlamıştım. Okumaya devam et

10/01/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Uncategorized | | 12 Yorum

Dört mikro öykü

CCLXXX-kapak(1)

Şaman Davulu

Sibirya’da bir ormanın derinlerindeki köyden, süslemelerini beğenip satın aldığı ve davul sanarak odasının duvarına astığı nesnenin aslında bir evrengemisi olduğunu ölene kadar anlayamamıştı. Daha sonra onunla yaptığı yolculuk olmasa, bunu hiç bilemeyecekti. Okumaya devam et

21/12/2015 Posted by | Mikroöyküler, Uncategorized | , | 2 Yorum

Bir Ayı Hikâyesi

AgacVeAyiSon sınıfların edebiyatçısı Seçil Ovacık lacivert döpiyesiyle sabahın ilk dersine girdiğinde tahtada şu satırları okudu:

in idi min idi ama evim idi!

ayı idi uyu idi ama erim idi!

Seçil Hoca tel çerçeveli gözlüğünü düzeltti, sarı topuzundaki kahverengi tokaya şöyle bir elledi ve yazıda bir iki değişiklik yaptı:

İn idi, min idi ama evim idi,

Ayı idi, uyu idi ama erim idi. Okumaya devam et

10/12/2015 Posted by | Öyküler, Uncategorized | | 2 Yorum

Son Sabah

Son fotoğraf

Son fotoğraf

.

Kelepçeliydi

o duvarın önünde

benim ellerim

.

Caner Fidaner

06/05/2015 Posted by | Uncategorized | Yorum bırakın

KALEM KUTUSU’nu internetten edinebilirsiniz

Kalem-Kutusuİlk öykü kitabımı artık idefix’in ya da D&R’ın internet sitelerinden temin edebilirsiniz.  Kalem Kutusu-Icindekiler

Kitabın idefix’teki sayfasına gitmek için burayı tıklayın, D&R’ın internet sitesi için ise burayı tıklayın.

03/11/2014 Posted by | Uncategorized | 8 Yorum

TÜYAP İstanbul’da KALEM KUTUSU’nun imza günleri: 8-9 KASIM Cts – Pzr

……. BEKLİYORUM ……..

afis

GELEBİLECEK OLANLAR AŞAĞIDAKİ İKİ TARİHTEN BİRİNE TIKLAYIP “”Geliyorum” DÜĞMESİNİ İŞARETLEYEBİLİRLER:

8 KASIM CUMARTESİ VEYA 9 KASIM PAZAR

02/11/2014 Posted by | Uncategorized | 3 Yorum

Parmaklar

Albrecht Dürer – Eller

Televizyonun sesi kapalı ama ekranda tartışan iki adam dikkatimi çekiyor. Orta yaşlı, takım elbiseli, kravatlı, kendine güvenir görünen soldaki, karşısındaki beyaz saçlıyı bir şeylerle suçluyor. Yaşlı adam ürkmüş sanki, elleri kolları titriyor. Henüz hiçbir şeyden korkmadığı komutanlık günlerinden tanıyorum onu.

Siyasi olan olmayan bütün dernekler kapatılmış, kimi yöneticiler tutuklanmış, kimilerine ise teslim olmaları emredilmişti. Asistan derneğimizi zararsız buldukları için olsa gerek bize dokunan olmamıştı. Fakat yöneticiler olarak sık sık bir araya geliyor, arkadaş toplantıları havasında buluşmaları sürdürüyorduk. Birbirimizden haber almak için başka yolumuz yoktu. Dernek yüzünden olmasa da mensup olduğumuz farklı siyasi gruplar nedeniyle hepimiz tehdit altındaydık. Toplantılarımızda değişik kaynaklardan gelen bilgileri birbirimize iletiyor, gazetelerde yazılmayan soruları konuşuyorduk: Evlerde neleri bulundurmamak gerek? Kimler alındı? İçeride neler oluyor? Okumaya devam et

23/10/2012 Posted by | Öyküler, Uncategorized | | 2 Yorum