Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Borges’in Alef’i üzerine

Jorge Luis Borges

Bu sabahki düşünme konum şuydu: “Jorge Luis Borges’in ‘El Aleph’, yani ‘Alef’ adlı öyküsünü neden çok beğendim?” Hani şu kahramanın belli bir noktada, “alef noktası”nda evrenin bütün geçmişini, şimdisini, geleceğini bir arada gördüğü o harika öyküden söz ediyorum.

Öyküyle ilgili bir kaç nokta: Bir kere, yazarın fantastik bir öyküde kahramanın adını Borges koyması, yani kahramana kendi adını vermesi dikkat çekici. Sanki şöyle diyor: “Burada anlattıklarım benim gerçekten yaşadıklarımla, hissettiklerimle bire bir ilintili, onları masal gibi okumayın!…” Okumaya devam et

12/05/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , , | 4 Yorum

A’nın tersi öküz başı

Selçuk Erdem’e teşekkürler

“Önce söz vardı” denmiştir. Genellikle bu ifade “Tanrı’nın sözü, insan dünyada var olmadan önce de vardı” biçimindeki inancı anlatmak için kullanılmıştır. Ancak aynı tümce, “Önce düşünce ortaya çıktı, düşüncelerin yazıya dökülmesi ondan sonra ortaya çıktı” diye de yorumlanabilir.

Düşüncesini birbirine iletmek isteyen insanlar, bunu önce resimlerle yaptılar. Örneğin denizden söz etmek isteyen, dalga resmi yaptı, insandan soz etmek isteyen çöpten adam çizdi. İnsanlar bu ilk işaretleri kayalara işleyerek avın çok bulunduğu yerleri gösterdiler, duvarların üzerlerine, yollara çizerek adres tarifi yaptılar. Çok sonraları, dilciler bu işaretlere resimyazı, yani piktogram adını taktı. Aslında bugün de birçok yerde resimyazı kullanıyoruz, yoksa okuryazar olmayanlar trafikte ne yapacağını nasıl anlardı? Dilini bilmediğimiz yabancı bir ülkenin havaalanında tuvaleti nasıl bulabilirdik? Okumaya devam et

29/04/2010 Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , | 2 Yorum