Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Bir Aşkın Bitişi

Bir aşkın bitişi, vazodaki çiçeğin solması gibidir. “Acaba” dersin, “ne yapsaydım da birkaç gün daha canlı dursaydı? Rengi solmasaydı, yaprakları kurumasaydı?” Çiçeği ilk eline aldığın an duyduğun coşkuyu hatırlarsın, o coşkunun senin için artık bilinmez bir zamanda yaşanmış bir duygu olduğunu fark edersin. Evet, her şeyin sonu gelmiş sayılmaz belki, ama sabahları sana yaşama sevgisini anımsatan çiçeğin ömrü tükenmiştir. O çiçeğin ömrünü uzatacak bir çare bulunmadığını fark ettiğin anda senin de bir yerlerinin yaralandığını hissedersin, başkaları derdini anlamasa da. Okumaya devam et

Reklamlar

06/05/2010 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , | 1 Yorum

Mutlu Aşk Yok mudur?

elsa-triolet-19251

Elsa ve Elsa’nın gözleri

Aşk sözcüğü insana mutlu, keyifli şeyleri çağrıştırıyor, sözcük Arapça kökenli. Bir de Farsça’da gözyaşı anlamına gelen eşk sözcüğü var, Azeri ağzında “aşk”a “eşk” dendiği için bazen bu iki sözcük birbiriyle karışabiliyor. Belki de bu iki sözcük arasındaki en doğru bağlantının “her aşkın sonunda gözyaşı vardır” şeklinde olduğu söylenmeli. Ama dikkat, bu söze göre gözyaşı, aşkın sonunda ortaya çıkıyor, içinde değil; yani aslında aşkın kendisi hoş bir şey. Okumaya devam et

23/04/2010 Posted by | Dil Meselleri | , , , , , | Yorum bırakın

“Şair” hakkında

ŞAİR VE AŞK

Aşk denen şey, aşk’ın ifade edilme biçimlerinden ibarettir,
üstelik bu ifadelerin aşk sözcüğünü içermesi gerekmez.
Bu ifade biçimlerinin ardında, gerisinde, içinde… başka hiçbir şey yoktur.
Bir insan, “seni seviyorum” demekten vaz geçtiyse,
bunun sebebi aşkın bitmesi değildir,
Tersine, kişi seni seviyorum dememeye başladığı için aşk biter.

Okumaya devam et

18/04/2010 Posted by | Şiirler/Şairler | , , , , | Yorum bırakın

Kaynayanlara Cupid, sarmaşanlara aşk

Aşk deyince kadim dillerden aklımıza gelen ilk gelen sözcük her ne kadar Eros oluyorsa da, eski Yunanca’da aşk ya da sevgi kavramlarını ifade eden dört farklı terim buluyoruz: Eros, phileo, agapao, stergo. Bunlardan Eros hem aşk tanrısının adı, hem de “cinsel aşk” anlamına geliyor. Bu sözcük yirminci yüzyılda Freud sayesinde kitlelere mal olmuş, erotik, erotomani, erotisizm gibi muhtelif terimlerin de kaynağı olmuş. Phileo sözcüğü ise “duygulanım, sevgi, yakınlık duyma” gibi anlamlar taşıyor, kitap sevme anlamındaki bibliofili, armoni ya da müzik sevme anlamına gelen filarmoni gibi bileşik isimlere katılıyor. Agapao sözcüğünü Yunan pop müziğinden biliyoruz, bu kavramın içinde bağlılık var, kendini birisine adamak var. Stergo ise “karşılıklı saygı ve sevgi” gibi bir anlam taşıyor, genellikle anababa ile çocuklar veya yönetici ile yönetilenler arasındaki ilişki için kullanılıyor.
Latince’de ise “ihtiras, aşk” alamına gelen cupido diye bir sözcük var, tarih sahnesine çıkma sırası Romalılara gelince onlar da bu sözcüğün ifade ettiği kavramı kişiselleştiriyorlar, böylece Cupido ya da Cupid adında, Eros’un eşdeğeri nurtopu gibi bir tanrıları oluyor. Kanatlı, minik bir çocuk olarak canlandırdıkları Cupid’in eline bir yay tutuşturuyorlar, hatta bu yayı da dudak şeklinde çiziyorlar ki, Cupid insanları oklayıp birbirlerine aşık olmalarını sağlasın! Cupid ve benzerlerinin büyük dedesi, Sanskritçe’de “kaynamak, köpüklenmek” anlamına gelen kupyati sözcüğü, daha doğrusu öyle düşünülüyor. Doğrusu ihtiras kavramının kökeninde kaynama fikrinin olmasını insan yadırgamıyor.
Türkçede çok sık kullandığımız aşk sözcüğünün kökenini de merak edebilirsiniz. Bu sözcğü Arapçadan almışız ve birkaç yüzyıl öncesine kadar ışk şeklinde kullanmışız. Sonra ne olduysa olmuş, baştakı “ı” harfi “a”ya dönüşmüş. Sözcüğün Arapçadaki köken anlamı “sarmaşık, sarmaşık gibi sarılmak”. Eh, aşk kavramı için bu da “kaynamak” kadar makul bir köken, öyle değil mi?

.

Caner Fidaner

Kaynayanlara Cupid, sarmaşanlara aşk

23/02/2010 Posted by | Dil Meselleri | , , , , | Yorum bırakın

Nasıl Anlardım?

Onun beni sevdiğini bilirdim. Söylesin isterdim ama, söylese de bilirdim, söylemese de bilirdim beni sevdiğini. Çünkü anlardım beni sevdiğini. Onun beni sevdiğini anlardım. Nasıl anlardım? Nasıl acaba?

Onun beni sevdiğini bakışlarından anlardım. Bana bakışlarından. Gözlerime bakardı ama, her yerime birden bakardı. Göz ucuyla da baksa dolu dolu bakardı, her bakışıyla bir şey söylerdi, birçok şey söylerdi. Başkalarına bakışlarından anlardım beni sevdiğini. Başkalarına bakarken de benimle bakardı, o anlatmadan bilirdim neler gördüğünü. Hem bakışır, hem gülüşürdük.

Okumaya devam et

28/01/2005 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | | 2 Yorum