Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Buzukiniz Bozuk mu, Sağlam mı?

Jacqueline du Pré

Elgar‘ın çello konçertosunu hiç Jacqueline du Pré‘den dinlediniz mi? Ben sık sık dinlerim, şu anda da bilgisayarımda çalıyor. 1987’de mültipl skleroz gibi sevimsiz bir hastalığın ağır bir tipi yüzünden kaybettiğimiz bu büyük müzisyen, yirminci yüzyılın belki de en iyi çellocusu. Onun 1973’e, yani hastalığı ortaya çıkana kadar yaptığı kayıtları dinlediğinizde, çellonun ne kadar etkileyici bir çalgı olduğunu farkediyorsunuz.

Ben aslında eskiden beri viyolonseli sever, bol bol dinlerdim, ama doğrusu viyolonsel ile çello‘nun aynı çalgı olduğunu ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Efendim, meğerse telli çalgılar ailesinin bu bireyinin adı eskiden violoncello (‘viyolonçello’ diye okunacak) imiş. Bu isim şöyle oluşmuş: Okumaya devam et

04/09/2010 Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , , , , , , , | 4 Yorum

Viyolonsel

Otel odasının iki kişilik büyük yatağının bir yarısında yatıyorum. Yatak yumuşak, yorgan kendini hissettirmeyecek kadar hafif, yastık tüy gibi, diskçaların kulaklıklarından müzik dinliyorum, hem de neyi; Konuş Onunla’nın film müziğini, yani Hable Con Ella’nın.

Viyolonsel önce yavaş yavaş yürümeye başlıyor, sonra hızlanıyor, dereyi geçiyor, patikada koştuğunu duyumsuyorum, koşuyor, koşuyor, sonra ayağı bir şeye takılıyor, duraklıyor, ardından aksaya aksaya yol alıyor, sonra düzlükte gitmeye başlıyor, yavaşça hızlanıyor, derken yükseliyor, bulutlara doğru, öndeki küme bulutu geçiyor, daha da yükseliyor, arkadaki tül bulutları aşıyor, dağlara yaklaşıyor, iki tepenin arasından geçip geniş, yeşil ovaların üzerinden süzülüyor, epey gittikten sonra titreyerek alçalmaya başlıyor, yavaşlıyor, sallanıyor, düşüyor, kalkıyor, yuvarlanıyor, ilerliyor, ilerliyor, aşağı doğru gitmeye devam ediyor, önce kayarak, sonra inip kalkarak, sonra yolu düzleşiyor, derenin üzerinden aşıyor, ağaçların arasından geçiyor, yapraklara sürünüyor, hışırdıyor, kayıyor, sağa doğru dönüyor, giderken etraf tekrar açılıyor, uzun ve geniş bölgeyi aşıyor, sonra birden odanın içine doluyor, sonra sis yavaş yavaş açılıyor, açılıyor; hem viyolonseli görüyoruz, hem de onu çalanı. O anda anlıyoruz ki aslında viyolonsel bir yere gitmemiş, oradaymış, hep oradaymış, odanın içindeymiş, odadaymış… Okumaya devam et

28/01/2005 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , | Yorum bırakın