Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Kaplanın Büyüsü

kaplanSağımda solumda ağaçlar. Kuş seslerine yaprak hışırtıları eşlik ediyor. Yukarı bakıyorum, yalnızca dallar ve yapraklar var. Gökyüzünü göremesem de güneşin sıcaklığı bana ulaşıyor. Şapkamın geniş kenarları beni korumaya yetmiyor. Saçlarım terden sırılsıklam olmuş. Gömleğim de. Yürüdükçe elimdeki tüfek ağırlaşıyor. Tetikteki parmağım da ıslanmış. Doğru iz üzerinde olduğumu umarak yavaş yavaş ilerliyorum. Kaplan yakınlardaysa titreşimlerini duyabileceğimi düşünüyorum. Yoksa yerlilerin dediği gibi büyücü mü bu kaplan, hiç ses çıkarmadan, dalları kıpırdatmadan yol almayı biliyor mu? Benim, eşini öldüren avcı olduğumu anlamış olabilir mi? Okumaya devam et

19/06/2016 Posted by | Çok kısa öyküler, Öyküler | | Yorum bırakın