Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Şekerkız ile Kelebek

Sen ne o dağları gördün, ne o kasabayı bilirsin, ne de o ormanda dolaştın, ama ben yine de sana bu masalı anlatmak istiyorum.

Bir zamanlar yedi dağın ardındaki yedi ırmağı geçtikten sonra varılan bir kasaba varmış; o kasabada kısa saçları günışığı sarısı, gözleri boncuk mavisi bir kız yaşarmış. Evleri mahallenin bittiği yerde, dere kenarında olduğundan evin dışında olmayı çok severmiş bu kız. Her gün sabahtan evden çıkar, bütün gün dere tepe demeden gezer, koşar, kâh kasabanın tenha sokaklarında yürür, kâh çayırları dolaşır, bazen çimenlere yatar uyur, bazen sulara batar çıkarmış, ama kimseye de nereleri dolaştığını söylemezmiş. Herkese gülümsediği, kimseyle kavga etmediği için komşuları ona Şekerkız adını takmışlar. Okumaya devam et

Reklamlar

27/05/2010 Posted by | Öyküler | , | 2 Yorum

Kelebek

Önceleri karanlık vardı, hiçbir şey görünmüyordu. Sonra grilik sardı çevreyi, nesneleri algılamaya başladım ama, renkleriyle değil, açıklı koyulu lekeler halinde. Şimdi bu griliğin içinden de çıkıyorum, her şey maviye, yeşile, kırmızıya dönüşüyor; nesneler bildik renklerine kavuştukça tanınır hale geliyor. Gün yavaş yavaş aydınlanıyor, bir yandan çevremin ısındığını hissediyorum.

Okumaya devam et

28/01/2005 Posted by | Öyküler | | Yorum bırakın