Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Sakız’da Homeros’la buluşma

Sakız’ın en önemli manastırı Nea Moni’den bir görüntü

Yazmayı çok sevdiğim halde epeydir elim tutulmuştu adeta, başladığım yazılar bitmiyordu. Bilgisayarımı her açışta birkaç satırlık taslaklar bana haince göz kırpıyor, bu yüzden duyduğum sıkıntı günden güne artıyordu. Ta ki Homeros bir gece bana görünene kadar. ‘İlyada’, ‘Odyssea’ gibi devasa metinlerin babası olan üstat bir gece rüyama girdi. Rüyamda, ikimiz Sakız Adası’nda bir kayada oturuyorduk. Gözleri görmeyen Homeros bir elinde lirini tutuyordu, öbür elini omuzuma atmıştı, birlikte karşı kıyıdaki Eritrai’ye, yani Ildırı’ya bakıyorduk. Üstat tam eğilip kulağıma bir şey söyleyecekken uyandım. İlk yaptığım şey sana rüyamı anlatmak oldu, arkasından hemen Sakız Adası’na bir yolculuk ayarladık. İyi de, Sakız koca bir ada, Homeros’u onlarca köyden hangisinde bulacağız? Sana rica ettim, gözünü kapatıp elindeki kalemi haritanın üzerine gezdirdin, rastgele bir yere koydun, kalacağımız köyü seçtik: Vrondatos. 

Sabah Çeşme’den feribota bindik, bir saatte Sakız’a vardık. Okumaya devam et

Reklamlar

17/07/2012 Posted by | Yol Masalları | , , , , , , , , , , , , , , , , | 12 Yorum

Lyon’da Bir Tepe

Notre Dame Bazilikası, Fourvière tepesi - Lyon

Lyon‘u seviyorum, çünkü burası Küçük Prens‘in şehri. Antoine de Saint Exupéry‘nin adını taşıyan havaalanından başlayarak birçok yerde o sevimli oğlan çocuğu ile onun pilot yazarı karşıma çıkıyor, örneğin bir apartmanın iki cephesine çizilmiş unutulmaz duvar resmi “Lyonlular freski”nde, sonra Bellecour meydanı’ndaki heykelde. Ama bugün şehrin bir başka köşesinde, Eski Lyon‘dayım. İstanbul’daki Tünel dışında bir “füniküler”e hayatımda ilk kez bineceğim, yukardan çekilerek dik bir tepeye tırmanan raylı taşıta böyle diyorlar. İşte, dünyanın çalışır durumdaki en eski fünikülerine atlıyorum. Az sonra şehrin en yüksek yerine, Fourvière tepesine ulaşıyorum. Okumaya devam et

09/08/2011 Posted by | Yol Masalları | , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Koca Ana’nın Yolculuğu

Kubaba (Anadolu Uygarlıkları Müzesi – Ankara)

”Zaman zaman içinde, karataş tapınak içinde…” imiş bir zamanlar, gökten inmiş o karataşa kimileri Kibele dermiş, kimileri ana tanrıça, kimileri de Magna Mater, yani Koca Ana. İçinde karataş olan tapınak ise Pessinus dedikleri tapım yerindeymiş.

Neden herkes karataşa tapınırmış? Çünkü Anadolu’daki bolluk bereket hep bu Koca Ana’nın eseriymiş.

Sonra günü gelmiş, zengin Roma, güçlü Roma, bütün yolların sonundaki Roma, ancak o karataş sayesinde kurtulabilmiş Kartacalı Anibal‘in eline düşmekten, günümüzden yirmi iki yüzyıl kadar önce.

Öykünün başlangıcı epey eski:

Geçmişi didikleyenler, Hititler‘in, yaşı dört bine ulaşmış olan Kubaba‘sında bulmuşlar Kibele’nin suretini, Çatalhöyük‘ü kazanlar ise onun izlerini günümüzden sekiz bin yıl öncesinde yakalamışlar. Okumaya devam et

06/09/2010 Posted by | Yol Masalları | , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Yorum