Caner Fidaner'den

Dillerin ayırdığını, sözcükler birleştirir

Avrupalılar Güney Denizlerinde

Eos (Yağlıboya tablo, Evelyn De Morgan -1895)

Avustralya ile Avusturya’yı karıştırmayanınız var mı? Çocukluğumda, “Başka sözcük mü kalmadı da bu iki ülkeye benzer isimler verdiler?” diye ülkelere ad koyan meçhul kişilere kızardım. Sonraları, “Avustralya dünyanın öbür ucunda, yani ‘adı uzun olanın yolu da uzun’, unutma!” diye bir ezberleme bağlantısı kurarak kendi çözümümü üretmiştim.

İyi de, Avustralya’nın adı nereden geliyor? Meğer bu ismim kökeni, başlangıçta “güney rüzgarı” anlamına gelen, ama giderek güney yönünü ifade etmeye başlayan auster sözcüğü imiş! Sözcüğün daha da eski haline bakıyoruz, Hint Avrupa dillerinin ortak kökü olan dilde aus- önekinin “güneşin doğması, parlaması” gibi anlamları olduğunu görüyoruz. Bizim “doğmak” fiilinden türemiş doğu sözcüğümüz gibi yani…

Güneşin doğuşunu ve parlaklığı ifade eden aus- öneki, Yunan mitolojisinde kıyafet değiştirip şafak tanrıçası Eos oluyor! Ama bizim kuşak bu ismi bir tanrıça adı olarak bilmez, Canon marka fotoğraf makinelerinin Eos serisinden tanır. Okumaya devam et

22/08/2010 Posted by | Dil Meselleri | , , , , , , , | Yorum bırakın

Ölüm: Son Tabu

Sidney’de, Avustralya Müzesi’nin önündeyim. Kapının yanında büyük bir ilan panosunun tepesinde tünemiş üç akbaba görünüyor, panonun üzerinde Ölüm: Son Tabu diye yazıyor, altında serginin açılış ve kapanış tarihleri var.

On yaşlarında kadardım. Evin giriş katında, basit döşenmiş odanın bahçeye bakan pencerelerinin dibindeki divanda annemin babası, Cavit dedem yatıyordu. Ama bana takvim kağıtlarındaki manileri okumuyordu, hatıralarını da anlatmıyordu. Üstü örtülmüştü, fakat olağandışı biçimde şişmiş karnı örtünün altından belli oluyordu. Gözleri kapalı, yüzü açıktı, teni sarı yeşil bir renk almıştı. Ne yapacağımı bilemiyordum, ama zaten beni orada çok tutmadılar. İlk kez o gün, orada öldüm.

Okumaya devam et

28/01/2005 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Yaşasın Hayat!

Sidney’de, Avustralya Müzesi’nin önündeyim. Kapının yanında büyük bir ilan panosunun tepesinde tünemiş üç akbaba görünüyor, panonun üzerinde “Ölüm: Son Tabu” diye yazıyor, altında serginin açılış ve kapanış tarihleri var.

Ardımda yeşillikleri, düzgün yolları, yapraklarını dökmemiş devasa ağaçlarıyla büyük ve sakin bir park uzanıyor, meydanında 1930’larda dikilmiş mitolojik heykeller olan, içinde gençlerin el ele gezdiği, çocukların kaykaylarla dolaştığı, Japon turistlerin iri ve yeşil ağaçları filme aldığı, yanında görkemli, gotik görünümlü bir kilise bulunan bir park… Ben de az önce onların arasından geçmiştim, içime sükûnet dolmuştu. Gökyüzüne bakmış ve bulutların benim ülkemdekilerden pek de farklı olmadığını gözleyip derin bir nefes almıştım. Nereden çıktı şimdi bu ölüm sergisi? Okumaya devam et

28/01/2005 Posted by | Ellilikler-1: Hüzün | , | Yorum bırakın